Ve merak ediyorum, her çocuğun doğal olarak bu şekilde bir uçma kabiliyetinin olup olmadığını?And I wonder if every child has a natural ability to fly like this?
Sihirli lapa kabımız Walmart ve Tesco şeklinde.We have the magic porridge pot in the form of Walmart and Tesco.
12. kabin.Car 1 2.
İşte yüzgeçli RHex, şimdi inanılmaz manevra kabiliyeti olan bir yüzme robot oldu.So here's RHex with paddles, now converted into an incredibly maneuverable swimming robot.
Artık bir kabın içindeki gaz basıncının ne olduğunu biliyorsunuz.Now you understand, hopefully, what pressure means in the context of a gas in a container.
Kabile reisi dedi ki, "Elbette.The headman said: "Yes.
Hindistan'daysanız, ya Müslüman ya Adivasi... ...veya kabilelerimiz Naksalitlerdir.If you're in India, it's either Muslims or Adivasis, our tribals, the Naxalites.
Hiç kabiliyetin yok. Ne yapabilirim?You don't have the skills, what can I do?
Ben buna kabileler fikri diyorum.I call it the idea of tribes.
Kabileler dediğim şey aslında çok basit bir kavram. 50 bin yıl önceye dayanıyor.What tribes are, is a very simple concept that goes back 50,000 years.
Bir grup veya kabile üyesine rastladığınızda onları farkedersiniz.You can tell when you're running into someone in a tribe.
Kabilelerindeki insanları merak ediyorlar.Curiosity about people in the tribe, curiosity about outsiders.
Ve kabile liderleri bunu yapabilir.And tribe leaders can do that.
Kabileye adarlar.They commit to the tribe.
Yani pilot kabininden, helikopterin kuyruğana kadar olan kısım.So that's from cabin to tail, is that distance right there.
Bu, pilot kabininin genişliği.The width of the cabin.
İşte şurası kabinin genişliği.So here-- that's the cabin width right there.
Bu uzunluk kabinin genişliği.That distance right there is the cabin width.
Bu, kabinin genişliği gibi görünüyor.That looks like about the width of the cabin.
Yani kabinin genişliğinin 210 cm olduğunu söyleyebiliriz.So the width of the cabin, I would say, is 7 feet.
♫ Kabinlerimizde gizlice♫ ♫ Beethoven çalıyoruz. ♫♫ We secretly play Beethoven ♫ ♫ inside our bassmobiles. ♫
[Önsezimin farkına varıp yorumlama kabiliyeti][The ability to recognize and interpret my intuition]
Kabinime indim ve yüzme kıyafetimi giydim.And I went down into my cabin and I put on my swimming costume.
Kalk ve bir seçim yap Kabir vakti gelmeden önceLike the Sleepers of the Cave
Gördüğünüz gibi, şimdi kabilesel hareketlerde bulundular.Now they've actually gone to tribal dynamics.
Kabin isteğinize göre açık veya kapalı olabilir.The cabin is open or closed, as you like.
Diyelim ki benim iki küçük kabım var.Let's say I have two little containers.
Sonra oraya gittiğimizde o gecikmişti. Biz sahnenin hemen sağ altında bir kabine oturmuştuk.And we got there he was late, and we sat at a booth stage right, downstage right.
Bence o bizim için örnektir, bizim "kabile"nin lideridir.I believe he is our reference, he is the leader of our "tribe"
Ve yaptığımız tüm işler, bu kabilelerin içerisinde gerçekleşir.And it's within these tribes that all of our work gets done.
Toplumlar bu kabilelerde kurulur, önemli şeyler bu kabilelerde meydana gelir.It's within these tribes that societies get built, that important things happen.
Şöyle dedik: "İçinde bulunduğumuz kabileler demokrat adayın Obama olacağını söylüyorlar."We said, "The tribes that we're in are saying it's going to be Obama."
Herbiriniz kabilelerin üyesisiniz.All of you are members of tribes.
Ara verildiğinde etrafta dolaşırken birçoğunuz kendi kabilenizin üyeleriyle tanıştınız.In walking around at the break, many of you had met members of your tribe.
Gerçekten de büyük kabile liderleri böyle yapar.That is in fact what great tribal leaders do.
Yani insanlar kabileler oluşturur.And so people form tribes.
Nasıl balıklar yüzüyor ve kuşlar uçuyorsa, insanlar da kabileler oluşturur.Just as fish swim and birds fly, people form tribes.
Bütün kabileler aynı değildir. Ve farkı yaratan şey de kültürdür.Not all tribes are the same, and what makes the difference is the culture.
Hepiniz kabilelere üyesiniz.You're all a member of tribes.
İkinci Aşama kabilesi olarak adlandırdığımız bir kabileye gireceğim. Böyle bir şey.I will be walking into what we call a Stage Two tribe, which looks like this.
Eğer kabilenizdeki insanlara inanarak şöyle diyorsanız:If you believe and you say to people in your tribe, in effect,
Bu bir Üçüncü Aşama kabilesinin bir toplantısıydı.That is a meeting of a Stage Three tribe.
Çalışanlar danışma kabininde gönüllü olarak vakit geçiriyorlar.Employees volunteer time in the advice booth.
Dördüncü Aşama kabileleri çarpıcı şeylere imza atabilirler.Stage Four tribes can do remarkable things.
Çalışan kesim kabilelerinin yüzde 48i "Ben harikayım ve sen değilsin" der.48 percent of working tribes say, these are employed tribes, say, "I'm great and you're not."
Kabileler sadece bir seviye üst ve altlarını işitebilirler.Tribes can only hear one level above and below where they are.
Hem sonra, önderler insanları kendi kabilelerinden bir üst seviyeye doğru itekler.And then leaders nudge people within their tribes to the next level.
Dünyanın gidişatını değiştiren kabileleri inşa edenler, böyle yaparlar.See, people who build world-changing tribes do that.
Birincisi: Bizler kabileler oluştururuz, hepimiz.First of all: we all form tribes, all of us.
Burada da kabilelelerin içindesiniz. Umarım kabilelerinizin menzillerini genişletiyorsunuzdur.Hopefully you're extending the reach of the tribes that you have.
Dahil olduğunuz kabilelerin etkileri ne kadar?What kind of an impact are the tribes that you are in making?
Sizin kabileleriniz dünyayı değiştirecek mi?Will your tribes change the world?
"Sizi milletler ve kabileler halinde yarattık, ki bir birinizden bir şeyler öğrenebilesiniz.""We made you into nations and tribes so that you could learn from one another."
İki kabile, Hutu ve Tutsi, birbirleriyle savaştılar.Two tribes, Hutu and Tutsi, fought each other.
Hatırlama kabiliyetleri yok, bir bakıyorsunuz ki üç ay sonra konuyu bütünüyle baştan anlatıyorsunuz.They lack retention; you find yourself re-explaining concepts three months later, wholesale.
Bunlar bireysel olarak dünyayı değiştirebilecek kabiliyette olduklarına inanan insanlardır.These are people who believe that they are individually capable of changing the world.
5 h?z?ndayd?m hatta 6 ya bile c?kabilirdim.I was really at 5 speed and I had to even turn on the 6 speed.
Yer çekimi olduğu için sıvı kabın tabanında durur. -There is gravity, so the liquid will fill this container on the bottom part of it.
Bildiğim kadarıyla ben yapabilir, Yeni gelen geçmek için kabin chappie almak için çalışıyorAs far as I could make out, he was trying to get the cab chappie to switch from New
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.This is a cancer at the core of evidence-based medicine.