Bugün kasabalar çok kalabalık.Towns are very crowded today.
Böcek ısırıklarını kaşımaya çalışmaman gerekir.You should try not to scratch your insect bites.
Böcek ısırıklarını kaşımamaya çalışmalısınız.You should try not to scratch insect bites.
Kasabadaki en eski sinema salonu şu an yıkılıyor.The oldest movie theater in town is being pulled down now.
Lütfen kasabadayken beni ziyaret et.Please look in on me when you're in town.
Kasabadaki tüm evler boştu.All the houses in town were empty.
Kasabadaki insanlar ona yardım etmek için geldi.People in the town came to help him.
Kasaba halkı kaçakçıların ne olduğunu hakkında şaşılacak derecede toydu.The townspeople were astonishingly naive about what the smugglers were.
Kasaba halkı deprem tarafından korkutuldu.The townsfolk were frightened by the earthquake.
Kasaba halkı merakla bana baktı.The townspeople looked curiously at me.
Kasaba su ikmali ağır yağışlar tarafından ciddi şekilde engellendi.The town water supply was seriously obstructed by heavy rainfalls.
Kasaba son iki yıl içinde çok değişti.The town has altered a lot in the last two years.
Kasaba o zamandan beri çok değişti.The town has changed a great deal since then.
Kasaba mekandan 3 mil.The town is 3 miles from the place.
Tüm kasaba yangın tarafından harap edildi.All of the town was destroyed by a fire.
Kasaba etkinlikle uğulduyordu.The town was humming with activity.
Kasaba fabrikalar ve konutlar için ayrıldı.The town was zoned for factories and residences.
Kasaba fırtınadan sonra sel tarafından tahrip edildi.The town was destroyed by the flood after the storm.
Bütün kasaba ziyaretçiye içten bir karşılama yaptı.The whole town accorded a hearty welcome to the visitor.
Kendi kasabamızı temiz tutmak bizim görevimizdir.It is our duty to keep our town clean.
Sana kasabayı gezdireceğim.I'll show you around the town.
Bütün kasaba çok temizdi.The whole town was very clean.
Tüm kasaba su altındaydı.The entire town was under water.
Bütün kasaba patlatıldı.The whole town was blown out.
Kasabadaki her yerde hava karanlık oluyor.Everywhere in town it's getting dark.
Bütün kasaba bir kargaşa içindeydi.The whole town was in a ferment.
Bütün kasaba onun hakkında biliyor.The whole town knows about it.
Kasaba halkı kalın biftek yemekten hoşlanır.The townspeople like to eat thick steaks.
Ben sokakta onu geçtiğimde o kasıtlı olarak beni görmezden geldi.He deliberately ignored me when I passed him in the street.
Düşman kasabaya saldırdı.The enemy attacked the town.
O kasıtlı olarak pencereyi kırdı.He broke the window on purpose.
Tokyo'da soğuk mevsim kasım ortasında başlar.In Tokyo, the cold season starts in the middle of November.
Kafanı korumak için bir kask takmalısın.You have to wear a helmet to protect your head.
Benim kafa derisi çok kaşınıyor.My scalp is very itchy.
İki kasaba bir nehirle ayrılır.The two towns are separated by a river.
Bir kasap et ticareti yapar.A butcher deals in meat.
Ben bir kası incittim.I pulled a muscle.
Japonya'da Kasım ayında genellikle iyi hava vardır.There is usually good weather in November throughout Japan.
Japonya'nın gelecek için beklentileri kasvetli görünüyor.The prospects for Japan's future look dismal.
Sıcak banyo kaslarımı gevşetti.The hot bath relaxed my muscles.
Onunla neyi kastettiğini kimse söyleyemedi.Nobody could tell what he meant by that.
Onun kasabayı aniden terk etmesinin nedeni hala bir sır.It is still a mystery why he suddenly left the town.
Onu kasten yapması mümkün değil.It is not likely that he did it on purpose.
Yaşadığı yer kasabadan uzaktır.The place where he lives is far from town.
Onun ne kastettiğini anlamaya başladım.I began to see what he was getting at.
Onun hatası kasıtlıydı.His mistake was intentional.
Gerçekten onun ne kastettiğini anlamak için yeterli aklı vardı.She had enough sense to understand what he really meant.
Oğlu kasabada kayboldu.His son was lost in the town.
Onun adı bu kasabada herkesçe bilinmektedir.His name is known to everyone in this town.
Onun adı kasabamızdaki herkes tarafından bilinir.His name is known to everybody in our town.
Adı kasabamızdaki herkes tarafından bilinir.His name is known to everyone in our town.
İtalya'da küçük bir kasabada doğdu.He was born in a small town in Italy.
Alışkanlık nedeniyle başını kaşıdı.He scratched his head out of habit.
Onun adı kasabadaki herkes tarafından bilinmektedir.His name is known to everyone in the town.
O, bu kasabanın sakinleri tarafından bir yetkili seçildi.He was elected an official by the inhabitants of this town.
O, bu kasabayı oldukça iyi bilir.He knows this town inside out.
Kaşığını çorbaya daldırdı.He dipped his spoon into the soup.
O kasabada iş bulabildi.He was able to get work in that town.
O, kasabayı terk etti ve bir daha asla görülmedi.He left the town and was never seen again.
Sence, O onunla neyi kastetti?What do you think he meant by that?