Tom kasabada yeni, değil mi?Tom is new in town, isn't he?
Tom kasabaya döndü, değil mi?Tom is back in town, isn't he?
Hiç bir kaşıkla pirinç pilavı yer misin?Do you ever eat rice with a spoon?
Büyük bir şehirde mi yoksa küçük bir kasabada mı yaşamayı tercih edersiniz?Would you rather live in a big city or a small town?
Tom ve Mary kasabada yeni.Tom and Mary are new in town.
Tom her sabah yulaf ezmesine bir yemek kaşığı keten tohumu ekler.Tom adds a tablespoon of ground flaxseeds to his oatmeal every morning.
Hiç küçük bir kasabada yaşadın mı?Have you ever lived in a small town?
Tom korkudan kaskatı kesilmişti.Tom was paralyzed by fear.
Kaç kasa bira aldın?How many cases of beer did you buy?
Bu kasabada yapılacak herhangi bir şey var mı?Is there anything to do in this town?
Duyar kasma Tom.Save the theatrics, Tom.
Edebiyat kasma Tom.Cut the purple prose, Tom.
Bunu kasıtlı olarak yaptık.We did that deliberately.
Tom bir kase yabanmersini yedi.Tom ate a bowl of huckleberries.
Kasaba turist dolu.The town is full of tourists.
Önünde kasabı gördüğünde sola dön.When you see a butcher shop ahead of you, turn left.
İtalyanlar kaşıkla makarna yemezler.Italians don't eat spaghetti with a spoon.
Üç kaşık eksik.Three spoons are missing.
Boston'u kasıp kavuran yeni akım bu.It's the latest craze sweeping Boston.
Tom zihin gücüyle kaşık bükebildiğini iddia ediyor.Tom claims he can bend spoons with his mind.
Sami kasetin diğer yarısını dinledi.Sami listened to the other half of the tape.
Tom’un kaşları oldukça gür.Tom’s eyebrows are quite bushy.
Sami kasabadaki tek Müslüman'dı.Sami was the only Muslim in town.
Cemal Kaşıkçı'ya ne oldu?What happened to Jamal Khashoggi?
Kasabada mı çalışıyorsun?Do you work in a town?
Süpermarkette yeni bir ekspres kasa açıyorlar.They're opening a new express lane at the supermarket.
Tom parasını kasaya koydu.Tom put his money in the safe.
Yeni bir bilgisayar kasası aldı.He bought a new computer case.
Kaşığımı düşürdüm.I dropped my spoon.
Kasaba köyden yaklaşık on beş kilometre uzaklıktadır.The town is nearly fifteen kilometres from the village.
Kasap bıçağı çekmecede.The butcher knife is in the drawer.
Fırın kasabın orada.The bakery is near the butcher shop.
Fırın kasaba yakın.The bakery is near the butcher shop.
Ekmek fırını kasap dükkânına yakın.The bakery is near the butcher shop.
Araç sürerken her zaman kask takın.Always wear a helmet when you're riding.
Motor ve bisiklete binerken her zaman kask takın.Always wear a helmet when you're riding.
Mennad'ın kaskı benim için fazla küçük.Mennad's helmet is too small for me.
Tom yazar kasayı açamadı.Tom couldn't open the cash register.
Kaşıktan korkarım.I'm afraid of spoons.
Bu kasabada "çok fazla" Müslüman bulunduğundan şikayet ediyorlar.They are complaining that there are "too many" Muslims in this town.
Kuran'ı kasten parçaladı.The deliberately dissecrated the Quran.
Almanya'daki Nördlingen kasabası bir meteor krateri üzerine kurulmuştur.The German town Nördlingen was built in a meteor crater.
Kasabadaki tek Müslüman oydu.He was the only Muslim in town.
Herkes korkudan kaskatı kesilmişti.Everybody froze in horror.
Kaşar gibi giyinmişti.She was dressed like a bitch.
Kasırga geliyor.The tornado is coming.
Kaşlarını çattı.He frowned.
Pasaportunu bana ver. Onu kasamda saklayacağım.Give me your passport. I'll keep it in my safe.
Kasırganın evine zarar vermesinden korkuyordu.He was afraid that the typhoon would damage his house.
Tom bir kasa bira getirdi.Tom brought a crate of beer.
Motoruma binerken kaskımı her zaman takarım.I always wear my helmet when I ride my motorcycle.
Motorumu kullanırken kaskım hep takılıdır.I always wear my helmet when I ride my motorcycle.
Motorumu sürerken kaskım hep kafamdadır.I always wear my helmet when I ride my motorcycle.
Hız kasislerine dikkat edin.Beware of speed bumps.
Kasabanın en ucuz manavı bu.This is the cheapest greengrocer in town.
Tom duyar kasmada oldukça iyidir.Tom is very good at virtue signalling.
Kasten kaybettim.I failed on purpose.
Skura teselliyi Yanni'nin kaslı kollarında aradı.Skura sought solace in Yanni's well-muscled arms.
Vücudunuzun herhangi bir yerinde geçmeyen kaşıntı, kızarıklık ya da kuruluk oldu mu?Have you had any persistent itching, rash, or dryness anywhere on your body?
Tom'un kaşları çatıktı.Tom had a scowl on his face.