Ana içeriğe geç
Sözlük

kaş ile cümle

kaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom çok kaslı.Tom is very muscular.
Bu, Tom'un ve benim doğduğum kasaba.This is the town where Tom and I were born.
Tom buradan yaklaşık üç yüz kilometre uzakta küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town about three hundred kilometers from here.
Vücudumdaki her kas ağrıyor.Every muscle in my body aches.
Büromda bir kasam var.I have a safe in my office.
Ofisimde bir kasam var.I have a safe in my office.
Sami hareketli bir üniversite kasabasında büyüdü.Sami grew up in a vibrant college town.
Tom bir kaşif ve arkeologdur.Tom is an explorer and an archaeologist.
Tom'un bunu kasıtlı yaptığından şüpheleniyorum.I suspect that Tom did that on purpose.
Sami gümüş bir kaşıkla doğdu.Sami was born with a silver spoon.
Sami bu adamı kasıtlı olarak vurdu.Sami shot this man on purpose.
Sami bu adama kasıtlı olarak ateş etti.Sami shot this man on purpose.
Sami, Leyla'nın kasasını açık bıraktı.Sami cracked Layla's safe open.
Sami yakındaki bir kasabada yaşıyordu.Sami lived in a nearby town.
Tom yerel süpermarkette bir kasiyerdir.Tom is a cashier at the local supermarket.
Sami, Louisiana'da bir bayou kasabasında yaşıyordu.Sami lived in a bayou town in Louisiana.
Tom kasabanın kenarındaki bir evde yaşıyor.Tom lives in a house on the edge of town.
Sami kasten adam öldürme suçunu kabul etti.Sami pled guilty to voluntary manslaughter.
Çorba bir kaşıkla yenir.Soup is eaten with a spoon.
Sami, Leyla'yı kastediyordu.Sami was referring to Layla.
Sami, Leyla'nın öldürüldüğü gün kiralık banka kasasını boşalttı.Sami emptied his safety deposit box the day Layla was killed.
Sami küçük bir Kanada kasabasında yaşıyor.Sami lives in a small Canadian town.
Sami bütün kasetleri teslim etti.Sami handed over all the tapes.
Sami, kasayı eldivenler için ödeme yapmadan geçti.Sami passed the cash register without paying for the gloves.
Kasılmalara dikkat edin.Be careful with contractions.
Sami kasıtlı olarak bu yangına neden oldu.Sami deliberately caused this fire.
Temiz bir kaşığa ihtiyacım var.I need a clean spoon.
Kaskın var mı?Do you have a helmet?
"Bu kasabayı beğeniyor musun?" "Hayır, ondan nefret ediyorum.""Do you like this town?" "No, I hate it."
Sami kasabada, neler olduğunu bilen tek kişiydi.Sami was the only one in town who knew what was going on.
Sami'nin römorku bir kasırga tarafından tahrip edildi.Sami's trailer was destroyed by a hurricane.
Sami küçük bir kasabanın sessizliğini seviyordu.Sami loved the quiet of a small town.
Tom üç yıl boyunca Boston'da bir kasaptı.Tom was a butcher in Boston for three years.
Sami bu uykulu kasabanın eteklerinde yaşıyordu.Sami lived in the outskirts of this sleepy town.
Sami bu hareketsiz kasabanın dışında yaşıyordu.Sami lived in the outskirts of this sleepy town.
Onu kasıtlı olarak yaptım.I deliberately did that.
Bileğim kaşınıyor.My ankle itches.
Tom küçük bir kaşıkla dondurma yemekten hoşlanıyor.Tom likes to eat ice cream with a small spoon.
Kasap dükkanı kapalıdır.The butcher shop is closed.
Yaşadığım kasaba çok sessiz ve bir köye benziyor.The town where I live is very quiet and resembles a village.
Tom'a bir kask takması gerektiğinin söylenilmesi gerekiyor.Tom needs to be told he should wear a helmet.
Sami çok küçük bir kasabada yaşıyor.Sami lives in a very small town.
Bu senin kaskın mı?Is this your helmet?
Çocuklarınız bisikletlerini sürerken daima kask takıyor mu?Do your children always wear helmets when they ride their bicycles?
Çocuklarınız bisikletlerini kullanırken her zaman kask takıyorlar mı?Do your children always wear helmets when they ride their bicycles?
Bisikletimi sürerken hep kask takarım.I always wear a helmet when I ride my bicycle.
Motosikletimi sürerken hep kask takarım.I always wear a helmet when I ride my motorcycle.
Bunu bir iltifat olarak kastetmiştim.I meant it as a compliment.
Tom'un kız kardeşi kasabadaki en güzel kız.Tom's sister is the prettiest girl in town.
Sami, Saint Augustine adlı küçük bir Florida kasabasında büyüdü.Sami grew up in a small Florida town called Saint Augustine.
Tom aslında bunu kastetmemişti.Tom didn't really mean that.
Paris'teki yeraltı mezarlığı ünlüdür ama biraz kasvetlidir.The catacombes of Paris are famous, but a bit gloomy.
Tom ve Mary ikisi de kaşlarını çatıyordu.Tom and Mary were both frowning.
Tom kaşığı yalayıp temizledi.Tom licked the spoon clean.
Tom'un gerçekten söylediği şeyi kastettiğinden şüpheliyim.I doubt that Tom really meant what he said.
Tom'un başını kaşıyacak vakti yok.Tom is as busy as a bee.
Tom kaşınıyor.Tom is looking for trouble.
Tom, Mary'nin kasadan para çaldığını gördü.Tom saw Mary stealing money from the cash register.
Tom kasabada, değil mi?Tom is in town, isn't he?
Tom bir kasap, değil mi?Tom is a butcher, isn't he?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod