Tom kaşını kaldırdı.Tom furrowed his brow.
Annem ve babam ne zaman kasabadan çıksalar Jacksons'la birlikte kaldılar.I stayed with the Jacksons whenever my parents were out of town.
Pazartesi günü kasabada olacağım.I'll be in town on Monday.
Çaya bir kaşık şeker koydum.I put a spoonful of sugar in the tea.
Önümüzdeki pazartesi gününe kadar kasaba dışında olacağım.I'll be out of town until next Monday.
Tom'un neyi kastettiğinden emin değildim.I wasn't sure what Tom meant.
Kasede bol miktarda çırpılmış krema var.There's plenty of whipped cream left in the bowl.
Kastettiğim şey seni sevdiğimdir.What I mean is that I love you.
Bir kaska ihtiyacım var.I need a helmet.
Ben kasiyere ödedim.I paid the cashier.
Kasayı açtım.I opened the safe.
Kasabaya geri döndüm.I'm back in town.
Ben gerçekten bunu kastettim.I really meant it.
Tom kasabadan ayrıldı.Tom has left town.
Hala kasabadayım.I'm still in town.
Kaşığı yaladım.I licked the spoon.
Kasanın kilidini açtım.I unlocked the safe.
Mary tavana çıktı ve kasabaya baktı.Mary climbed on the roof and looked out over the town.
Fadıl küçük bir kırsal kasabada büyüdü.Fadil was raised in a small rural town.
Bu, kasıtlı bir cinayet gibi görünüyordu.This appeared to be an intentional murder.
1880'lerde burası haşin bir sınır kasabasıydı.In the 1880's, this was a harsh frontier town.
Fadıl, Leyla'yı kasıtlı olarak öldürdü.Fadil killed Layla very deliberately.
Fadıl güvenli bir kasabada yaşıyor.Fadil lives in a safe town.
Kasaba yerel fabrika kapandıktan sonra gerilemeye başladı.The town began to decline after the local factory closed.
Fadıl, Wisconsin'deki küçük bir kasabadandır.Fadil is from a small town in Wisconsin.
Küçük kasaba şüphe içinde idi.The small town was in disbelief.
Fadıl, Mısır'daki küçük bir kasabada büyüdü.Fadil grew up in a small town in Egypt.
Fadıl, Leyla'yı sağ kaşından vurdu.Fadil shot Layla through the right eyebrow.
Fadıl'ın ailesi kasabaya geldi.Fadil's family has come to town.
Kasa için şifreyi bilen tek kişi Tom'dur.Tom is the only one who knows the combination for the safe.
Genellikle kahvaltı için bir kase yulaf ezmesi yiyorum.I usually eat a bowl of oatmeal for breakfast.
Burası eskiden kasap dükkanı olarak kullanılıyordu.This used to be a butcher shop.
Burası eskiden kasap dükkanıydı.This used to be a butcher's shop.
Bu kasıtlıydı.This was deliberate.
Tom sonunda kasa açmayı başardı.Tom finally managed to get the safe open.
Kaskınızı giymeniz gerekiyor.You need to put on your helmet.
Tom kasayı açamadı.Tom wasn't able to get the safe open.
Tom bir süre için kasaba dışında olacak.Tom will be out of town for a while.
Tom bir kase meyve taslağı çiziyor.Tom is sketching a bowl of fruit.
Otobüsü bu kasabadan yakalayabiliriz.We can catch the bus from this town.
Gelecek kasvetlidir.The future is bleak.
Kaç tane kasa var?How many crates are there?
Tom kasanın kilit şifresini hatırlayamadı.Tom couldn't remember the combination for the safe.
Tom kasasında 300 bin doları olduğunu söyledi.Tom said he had 300,000 dollars in his safe.
Tom kasabadaki en popüler adam.Tom is the most popular guy in town.
Tom hep kaşlarını çatıyor.Tom is always scowling.
Kasabaya yeni taşındım.I just moved to town.
O çok kaslıdır.He's very muscular.
Kasırga, kasabayı tahrip etti.The tornado destroyed the town.
Kasırga bölgeyi mahvetti.The tornado ravaged the region.
Boşaltmak zorundayız. Bir kasırga geliyor.We have to evacuate. A tornado's coming.
Kasa nerede?Where is the cash register?
Sami, 23 Kasım 2015'te kayboldu.Sami went missing on November 23, 2015.
O kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde bir kasaba.It's a town in the middle of nowhere.
Kediler bir kaseden süt içiyorlar.The cats are drinking milk from a bowl.
Kasabadaki herkes Tom'un kim olduğunu bilir.Everybody in town knows who Tom is.
Bu kasabada hiç kitapçı var mı?Are there any book stores in this town?
Bu kasabada yapacak bir şey yok.There's nothing to do in this town.
Tom kasabanın eteklerinde yaşıyor.Tom lives on the outskirts of town.
Bu kasaba ikimize yetecek kadar büyük değil.This town ain't big enough for the two of us.