Ana içeriğe geç
Sözlük

kaş ile cümle

kaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kasaba bir metropol gibi hissettiriyordu.The town felt like a metropolis.
Bilmediğini mi kastediyorsun?Do you mean you didn't know?
Leyla alt sınıf bir kasabadan geldi.Layla came from a lower class town.
Leyla kasabada çok popüler bir kızdı.Layla was a very popular girl in town.
Tom'un evi, kasırga tarafından yok edildi.Tom's home was destroyed by the hurricane.
Tom'un evi, Katrina kasırgası tarafından yok edildi.Tom's home was destroyed by hurricane Katrina.
"Şeker kasesi neredeyse boş." "Sabah doluydu." "Bu garip.""The sugar bowl is almost empty." "In the morning it was full." "That's strange."
Onun sert kaslarına masaj yapıyordu.She massaged his stiff muscles.
O onun sert kaslarına masaj yaptı.She massaged his stiff muscles.
Bu kasaba sıkıcı.This town is boring.
Tom kasanın nasıl açılacağını bilmiyormuş gibi davranıyordu.Tom pretended he didn't know how to open the safe.
Leyla herkesin herkesi tanıdığı bir kasabada büyüdü.Layla grew in a town where everybody knew everybody.
Tom'un bununla ne kastettiğini düşünüyorsun?What did you think Tom meant by that?
Tom'un onu yaptığını görmediğini mi kastediyorsun?You mean you didn't see Tom do that?
Belki Tom'un kastettiği şey budur.Maybe that's what Tom meant.
Sen kavgayı görmediğini mi kastediyorsun?You mean you didn't see the fight?
Tom'un ne kastettiğini düşündün?What did you think Tom meant?
Tom bana kaşlarını çattı.Tom frowned at me.
Tom Mary'nin onu kasten yapmadığını biliyordu.Tom knew that Mary didn't do that on purpose.
Leyla'nın geleceği kasvetli görünüyordu.Layla's future looked bleak.
Kaskı bana ver.Give me the helmet.
Tom, Mary'nin onu kasten yapmadığını biliyordu.Tom knew Mary didn't do that on purpose.
Tom araçla kasabayı dolaştı.Tom drove around town.
Tom'un onu kasten yaptığına gerçekten inanmıyorsun, değil mi?You don't really believe that Tom did that on purpose, do you?
Tom'un bunu kasten yaptığına inanmıyorsun, değil mi?You don't believe that Tom did that on purpose, do you?
Tom'un onu kasten yaptığını mı düşünüyorsun?Do you think Tom did that intentionally?
Tom tek kaşını kaldırdı.Tom arched one eyebrow.
Tom Mary'nin onu kasten yaptığını düşündü.Tom thought Mary did that on purpose.
Bugün kasabaya gitmiyor musun?Aren't you going to town today?
Bu kasabadan dışarı çıkmak zorundayım.I've got to get out of this town.
Sami kasabadan ayrılmak istedi.Sami wanted to leave the town.
Sami kasabadan ayrılmak istiyordu.Sami wanted to leave the town.
Sami kasabayı terk etmek istiyordu.Sami wanted to leave the town.
Bu kasabayı terk ediyorum.I'm leaving this town.
Bu gece bu kasabadan ayrılıyorum.I'm leaving this town tonight.
Bu gece bu kasabayı terk ediyorum.I'm leaving this town tonight.
Sami kasabadan çıkmak için para istedi.Sami asked for money to get out of town.
Tom onu kasten mi yaptı?Did Tom do that intentionally?
Allah'ın siktir ettiği yerde küçük bir kasaba.It's a small town in the middle of nowhere.
Tom onu kasıtlı olarak yaptı.Tom did that intentionally.
Bu kasabada hiç taksi var mı?Are there any taxis in this town?
Leyla, Philadelphia yakınlarındaki tarihi bir kasabada büyüdü.Layla grew up in a historic town near Philadelphia.
Leyla'nın dehidrasyonu kas kramplarına neden oldu.Layla's dehydration caused her muscle cramps.
Leyla'nın sıvı kaybı kas kramplarına neden oldu.Layla's dehydration caused her muscle cramps.
Sami kasadan bütün parayı almıştı.Sami took all the money from the register.
Tom herkesin herkesi tanıdığı yerde bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a town where everybody knew everybody.
Sami kasırga nedeniyle boşalttı.Sami evacuated for the hurricane.
Kasanın şifresini bilen tek kişi Tom'du.Tom was the only one who knew the combination to the safe.
Tom, Mary'yi kasabadaki en iyi restoranlardan birine götürdü.Tom took Mary to one of the best restaurants in town.
Tom, kasabadan çıktığımızda çocuklarımıza bebek bakıcılığı yapıyor.Tom has been babysitting our children whenever we're out of town.
Tom onu ​​gördüğümde kasabadan gidiyordu.Tom was heading out of town when I saw him.
Onlar yasayla bisiklet kaskı giymek zorunda kalma ihtimali ile karşı karşıyalar.They now face the prospect of having to wear a cycling helmet by law.
O bu vazoyu kasten kırdı.He broke this vase on purpose.
Onları kasaba kütüphanesinden ödünç aldım.I borrowed them from the town library.
Arap Baharı bir hata değil, kasıtlı bir hataydı.The Arab Spring was not a mistake but an intentional mistake.
Kasabada hiç park var mı?Are there any parks in the town?
Güçlü tendonlar olmadan büyük kasların kullanımı yoktur.Without strong tendons, large muscles are of no use.
Taşkın sularının kasabayı sarması öngörülüyor.The flood waters are predicted to engulf the town.
Tom bunu kasıtlı olarak yaptı.Tom deliberately did that.
Tom bunu kasten yaptı.Tom did that deliberately.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod