Ana içeriğe geç
Sözlük

kaş ile cümle

kaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Her iki motosikletçi kask giyiyordu.Both motorcyclists were wearing helmets.
Kasabada markete gidiyorum. Gelmek ister misin?I'm going to the market in town. Do you want to come?
Ben kasaba merkezinde yaşıyorum.I live in the town centre.
Ben hâlâ bir kask giymeye alışkın değilim.I'm still not used to wearing a helmet.
Mary kendini kaşıdı.Mary scratched herself.
Ben onların sırtını kaşımam.I don't scratch their backs.
Arkadaşın kasabada değil mi?Isn't your friend in town?
Tom bunu kastetmiş gibi görünüyordu.Tom sounded like he meant it.
Çorba çorba kasesinde.The soup is in the tureen.
Pasaportunuzun bir kopyasını oluşturun ve aslını otelde bir kasada bırakın.Make a copy of your passport and leave the original in a safe at your hotel.
Sel suları, kasaba civarını harap edecektir.The flood waters will devastate the nearby town.
Sivrisinek ısırıkları neden kaşınır?Why do mosquito bites itch?
Kaşığı bıçağın sağına yerleştirin.Place the spoon to the right of the knife.
Bu kasabada, sadece bir tane tren istasyonu var.In this town, there is only one train station.
Bir motosiklet sürerken kask takmalısın.You should wear a helmet when you ride a motorcycle.
Kasım ayında evleniyorum.I'm getting married in November.
Bu kasaba bunaltıcı.This town is depressing.
Bu kasaba çok bunaltıcı.This town is so depressing.
O bu dönemden itibaren kasabada yeni.She's new in town as of this semester.
Biz kasırganın eşiğindeydik.We were at the edge of the hurricane.
Ben Avustralya'daki küçük bir kasabadan geliyorum.I come from a small town in Australia.
Onun bunu kasıtlı olarak yaptığını biliyorum.I know she did it on purpose.
Senin bunu kasten yaptığını biliyorum.I know you did it on purpose.
Bu kasıtlı mıydı?Was that intentional?
Bu kasabaya benim büyük dedemin adı verildi.This town was named after my great-grandfather.
Tom sadece kastettiğinin o olduğundan emin olmak istedi.Tom just wanted to make sure that's what you meant.
Sizin de görebileceğiniz gibi, yıllardan beri bu kasabada hiçbir şey değişmedi.As you can see for yourselves, nothing has changed in this town after all these years.
Tom kaşığı yaladı.Tom licked the spoon.
O iç kısımda küçük bir kasabada yaşıyor.She lives in a small town in the interior.
O, sahilin arkasındaki bölgede küçük bir kasabada yaşıyor.He lives in a small town in the hinterlands.
Tom'un kaska ihtiyacı var.Tom needs a helmet.
Boston'dan çok uzak olmayan küçük bir kasabadanım.I'm from a small town not too far from Boston.
Ne harika bir kasaba!What a wonderful town!
Tom pazartesi gecesi kasabadaydı.Tom was in town Monday night.
Tom bir kasa bira satın almamı istedi.Tom asked me to buy a case of beer.
Kasabanın nüfusu üçte bir oranında düştü.The population of the town dropped by a third.
Mary onun omzuna dokunduğunda Tom'un kasları gerildi.Tom's muscles tightened when Mary touched his shoulder.
Onu kasten mi yapıyorsun?Are you doing that on purpose?
Tom kasabada yaşar.Tom lives in town.
Sen onu kasıtlı olarak mı yaptın?Did you do that intentionally?
Tom Boston'dan çok uzakta olmayan bir kasabada yaşadı.Tom lived in a town not too far from Boston.
Neden Tom'a kasabayı gezdirmiyorsun?Why don't you show Tom around town?
Kasaba ölüyor.The town is dying.
Biz kasabadaki en iyi yiyeceğe sahibiz.We have the best food in town.
Tom üç hafta önce kasabayı terk etti.Tom left town three weeks ago.
Kaslarınızın dejenere olmasına izin vermeyin.Don't allow your muscles to degenerate.
Tom ne kastettiğini bana gösterdi.Tom showed me what he meant.
Hiç kaşık yok.There is no spoon.
14 Kasım, Dünya Diyabet Günüdür.World Diabetes Day is on the 14th November.
Dünya Diyabet Günü 14 Kasım'dadır.World Diabetes Day is on the 14th November.
O onu kasten yaptı.He has done that on purpose.
Tom'un kasları iyi tanımlanmıştır.Tom's muscles are well-defined.
Tom'un kasları iyi gelişmiştir.Tom's muscles are well-defined.
Kral kasabanın mümkün olduğunca sağlamlaştırılmasını emretti.The king ordered that the town should be fortified as well as possible.
Küçük kasabalarda, herkes birbirleriyle ilgili her şeyi bilir.In small towns, everyone knows everything about one another.
Tom'un helikopteri kasabanın kenarına düştü.Tom's helicopter crashed on the edge of the town.
Mary Tom'a bir kaşkol örüyor.Mary is knitting Tom a scarf.
Kasabadaki herkes bizim hakkımızda dedikodu yapıyor.Everyone in town is gossiping about us.
2016 Dünya Satranç Şampiyonası, 11 Kasım'dan 30 Kasım'a kadar New York'ta düzenleniyor.The 2016 World Chess Championship is being held in New York City, from Nov. 11 to Nov. 30.
Tom, kasabadaki tüm eğlence yerlerini bilir.Tom knows all the hot spots in town.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod