Katrina Kasırgası on yıl önce New Orleans'ı vurdu.Hurricane Katrina hit New Orleans ten years ago.
Kahvaltıda 3 kase mısır gevreği yememe rağmen hala açım.Although I ate 3 bowls of cereal for breakfast, I am still hungry.
Tom'un duruşmasının bu Kasımda başlaması planlanıyor.Tom's trial is scheduled to begin this November.
Tom, Alabama'daki küçük bir kasabada doğdu.Tom was born in a tiny town in Alabama.
Tom Mary'nin kasasını çalmak için bir plan hazırladı.Tom formulated a plan to steal Mary's safe.
Tom kendi başına kasabayı terketti.Tom left town on his own.
O, kaşlarını çattı.She frowned.
Bugün kasabaya gidiyor musun?Are you going to town today?
Kasım ayında zeytinler yağı çıkarılmak üzere ağaçlardan toplanır.In November, olives are harvested from the trees to make oil.
Kasımda yağ üretimi için zeytinler hasat edilir.In November, olives are harvested from the trees to make oil.
Tom gerçekten onu kastetmiyor, değil mi?Tom doesn't really mean that, does he?
Lütfen kendi çatal ve kaşığını getir.Please bring your own fork and spoon.
Tom gerçekten onu kastetmedi, değil mi?Tom didn't really mean that, did he?
Tom onu kasten yaptı, sanırım.Tom did that on purpose, I think.
Sanırım Tom bunu kasten yaptı.I think Tom did this on purpose.
Kaşlarını çatma.Turn that frown upside down.
Tom bir kasap.Tom is a butcher.
Annemiz kasabaya gidiyor.Mom is going to town.
Bu pualo o kadar doyurucu ki sadece iki kaşıktan sonra doyuyorum.This pulao is so filling that I'm full after just two spoonfuls.
Bana bir kaşık verin.Give me a spoon.
Bilgisayar kasanıza uygun fan ve radyatör takın.Install properly the fans and radiator in your computer case.
Kaşmir yün kaşmir keçilerinden gelir.Cashmere wool comes from Cashmere goats.
Cesaret çok önemlidir. Bir kas gibi kullandıkça güçlenir.Courage is very important. Like a muscle, it is strengthened by use.
Bu lokanta çatal kaşık bıçakta özeldir.This restaurant is particular about cutlery.
Kastilyan diline benzer bir sürü dil vardır.There are a lot of languages similar to Castilian.
Bütün kasaba karla kaplıydı.The whole town was covered in snow.
O, yaşlı kadına kasabadaki tüm gürültüye ve ışığa neyin sebep olduğunu sordu.He asked the old woman what was causing all the noise and light in the town.
Gelen bir kasırga var.There's a tornado coming!
O bir Hıristiyan kasabasında büyüdü.He grew up in a Christian town.
Kasırga çatıları uçurdu ve birçok ağacı kökünden söktü.The windstorm blew away roofs and uprooted many trees.
Bu bir hayalet kasaba.It's a ghost town.
Polisler gaz maskesi ve kask giydi.The policemen wore gas masks and helmets.
Sen bunu kasten yaptın.You did it on purpose!
Vikingler gerçekten boynuzlu kask giymedi.Vikings didn't really wear horned helmets.
Bunu bir şaka olarak kastetmiştim.I meant that as a joke.
Kasabada bir şey kiralamayı düşünüyordum.I was thinking of renting something in town.
Bu kasvetli köyde yaşayan köylülerin çoğu cahildir.Most of the peasants living in this godforsaken village are illiterate.
Bu kasvetli köyde yaşayan köylülerin çoğunluğu ne okuyabiliyor ne de yazabiliyor.The majority of the peasants living in this godforsaken village cannot read nor write.
Ne kadar kaşındığı umurumda değil. Onu kaşıma.I don't care how much it itches. Don't scratch it.
Tom'u yaptığı şeyin kasıtlı olduğunu düşünüyorum.I think what Tom did was intentional.
Affedersiniz, bir kaşık alabilir miyim?Excuse me, may I have a spoon?
Onun kasıtlı olduğunu düşünüyorum.I think it was intentional.
Bunun kasıtlı olmadığından eminim.I'm sure it wasn't intentional.
Tom sırt kaşıyıcısı ile sırtını kaşıdı.Tom scratched his back with a backscratcher.
Tom hâlâ kasabada mı?Is Tom still in town?
Benim otel kasasında birkaç şeyim var.I have a few things in the hotel's safe.
Onlar hâlâ kaset yapıyor mu?Do they still make cassette tapes?
Sen kaşığı yaladın.You licked the spoon.
Onlar kasabaya nasıl gittiler?How did they go to town?
O, kaşığı ağzına kaldırdı.He lifted the spoon up to his mouth.
Genellikle bisiklet kaskı takar mısın?Do you usually wear a bike helmet?
Omuz kasların gerçekten sıkı.Your shoulder muscles are really tight.
Bazı hava tahmincileri bir kasırgayı tahmin etti.Some weather forecasters predicted a hurricane.
Tom'un delikli bir kaşı var.Tom has a pierced eyebrow.
Ben asla kasıtlı olarak sarhoş olmayacağım.I'm never gonna intentionally get drunk.
Ben insanlara kasten yalan söylemem.I don't intentionally lie to people.
Tuz, kuru maya ve unu büyük bir kâsede karıştırın.Mix the salt, dry yeast and flour in a big bowl.
O metal bir kaşığı bükebileceğini kabul ediyor.He admits being able to bend a metal spoon.
O, metal bir kaşığı bükebileceğini itiraf ediyor.He admits being able to bend a metal spoon.
Hiçbir motosikletçi kask giymiyordu.Neither motorcyclist was wearing a helmet.