Kasabadan çıkmalısın.You should get out of town.
Bu gerçekten kıyı boyunun kasvetli bir sahasıdır.This is a really lonely stretch of shoreline.
Gelmemi istemediğini mi kastediyorsun?Do you mean that you don't want me to come?
Onun kasıtlı olduğunu düşünüyor musun?Do you think that was deliberate?
Elim kaşınıyor.My hand itches.
Kasabaya gidemezsin.You can't go to town.
Mary hiçbir şey söylemedi ama kaşları ile reddetti.Mary didn't say anything, but she disapproved with her eyebrows.
Tom'un kasabada olduğunu duydun mu?Did you hear Tom is in town?
Tom şeker kasesine uzandı.Tom reached for the sugar bowl.
Tom bir sonraki kasabada tutuklandı.Tom was arrested in the next town.
O parayı kasaya koymalısın.You should put that cash in the safe.
Tom onu kasten yaptı.Tom did that on purpose.
O, kaşığı yalıyordu.She was licking the spoon.
Dolu bir yazar kasa soyguncuları çekiyor.A fat cash register attracts robbers.
Tom kasesini baş aşağı çevirdi.Tom turned his bowl upside down.
Tom sadece orada durdu, kulağını kaşıyordu.Tom just stood there, scratching his ear.
Tom biraz kaslarını gevşetmek zorunda.Tom has got to loosen up a little.
Tom'un biraz kaslarını gevşetmesi gerekiyor.Tom needs to loosen up a little.
Tom'un bir banka kasası var.Tom has a safety deposit box.
Tom gelecek ay kasabaya geliyor.Tom is coming into town next month.
Ben bir tahta kaşık almak istiyorum.I'd like to buy a wooden spoon.
Tom yarın kasabadan ayrılacak.Tom is leaving town tomorrow.
Tom kasabadaki en zengin adam.Tom is the richest man in town.
Tom kasabadaki en iyi berber.Tom is the best barber in town.
Tom kasabadaki en zengin adamlardan biri.Tom is one of the richest men in town.
Tom kasabadaki başka birinden daha zengin.Tom is richer than anybody else in town.
Tom sadece üç haftadır kasabaya geri geldi.Tom has only been back in town for three weeks.
Ne yazık ki o, kasabadayken ona yetişmedin.It's a pity that you didn't catch up with Tom while he was in town.
Tom kaseyi Mary'ye doğru itti.Tom shoved the bowl toward Mary.
Diller kaslar gibidirler. Düzenli olarak kullanmazsanız onları kaybedersiniz.Languages are like muscles. If you don't use them regularly, you will lose them.
Tom kedisi için şişeden kaseye biraz süt döktü.Tom poured some milk from the bottle into a bowl for his cat.
Tom kaseye biraz tahıl döktü.Tom poured some cereal into a bowl.
Tom kaseye biraz süt döktü.Tom poured some milk into a bowl.
Tom kaşığını yere bıraktı.Tom set down his spoon.
Tom benim terk etmemi istediğini söylüyor, ama gerçekten bunu kastettiğini sanmıyorum.Tom says he wants me to leave, but I don't think he really means it.
Tom bir kaşıkla kahvesini karıştırdı.Tom stirred his coffee with a spoon.
Tom ne kadar süredir kasabada?How long has Tom been in town?
Kaskımı giydim.I put my helmet on.
Sincap meşe palamudu kaskını giydi.The squirrel put his acorn helmet on.
Dene ama kasma kendini.Try and take it easy.
Muhtemelen Başbakan, "dinî değerlere dayalı siyaset"i kast ediyordur.Probably, the prime minister means 'politics based on religious values.'
Karışım çok kuru olduğu zaman, bir çay kaşığı soğuk su daha ekle.Add more cold water a teaspoon at a time if the mixture is too dry.
Kasabadan ayrılmış olabileceğini düşünüyordum.I thought you might've left town.
Kasabaya geri döndüğünü bilmiyordum.I didn't know you were back in town.
Kasadaki Tom'un aldığı şarap şişelerinin yarısı tıpalandı.Half of the bottles of wine in the case that Tom bought were corked.
Kastım bu değildi.That wasn't what I intended.
Tom kasabaya gidiyor.Tom is going to town.
Bir kaşık var.There is a spoon.
Burada bir kaşık var.There is a spoon here.
Bu bir kaşık.This is a spoon.
Pakistan'da Azad Keşmir denilen bölgeye Hindistan'da Pakistan-Occupied Kashmir denir.The region called Azad Kashmir in Pakistan is called Pakistan-Occupied Kashmir in India.
Tom kasasını açtı, bir tomar kağıt para çıkardı ve onları Mary'ye uzattı.Tom opened his safe, took out a wad of notes and handed them to Mary.
Tomun onu kasıtlı yapacağını sanmıyorum.I don't think Tom would do that on purpose.
Kasabaya geri dönüyorum.I'm headed back into town.
Bisiklet kaskları, sürücüleri ciddi kafa yaralanmalarından koruyabilir.Bike helmets can protect riders from serious head injuries.
Her tarafım kaşınıyor.I feel itchy everywhere.
Onu kastetmiyorsun, eminim.You don't mean that, I am sure.
Tom kasabada yeni ve bir işe ihtiyacı var.Tom's new in town and needs a job.
Tom kaskatı kesildi.Tom stiffened.
Sen kasıtlı olarak yeniliyorsun.You're intentionally throwing the game.