O kasten yalan söylüyordu.He was lying by intent.
Bir kasayı açmak için bir anahtara ihtiyacım var.I need a key to open a box.
Tom çorbayı bir kaşıkla karıştırdı.Tom stirred the soup with a spoon.
Tom yazar kasadan para çalarken yakalandı.Tom was caught stealing money from the cash register.
Dublin harika bir kasaba.Dublin is a wonderful town.
Dublin benim gözde kasabam.Dublin is my favorite town.
Tehran benim gözde kasabam.Tehran is my favorite town.
Arnold dünyadaki en kaslı adam olmak için çabalıyordu.Arnold was striving to be the most muscular man in the world.
Lütfen bunu kasaya koy.Please put this in the safe.
Bunu kasten yaptın, değil mi?You did this on purpose, didn't you?
Kısa bir çatışmadan sonra kasabayı ele geçirdik.We seized the town after a short battle.
Tom kasabadan ayrılmayacağına söz verdi.Tom promised he wouldn't leave town.
Tom Boston'dan çok uzak olmayan küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town not too far from Boston.
Tom Boston yakınlarında küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town near Boston.
Tom hâlâ kasabada.Tom is still in town.
Tom kasten aldatıcı oluyor.Tom is being deliberately deceptive.
Boston yakınlarındaki bir kasabada yaşıyorum.I live in a town near Boston.
Neden Tom çok kasvetli?Why is Tom so gloomy?
Polise göre yangın kasıtlı olarak çıkarıldı.Police think the fire was deliberately lit.
İlkbahardan önce kasabayı terk etmeyeceğiz.We won't be leaving town before spring.
Bütün demiryolu boyunca kasabalar türedi.Towns sprang up all along the railroad.
Tam olarak neyi kastediyorsun?What exactly do you mean?
Gerçekten onu kastetmedin, değil mi?You didn't really mean that, did you?
Tom, Mary'ye kasten yanlış kitap verdi.Tom gave Mary the wrong book deliberately.
Bütün kasaba Tom ve Mary hakkında konuşuyor.The whole town's talking about Tom and Mary.
O, kasabaya uzak mı?Is it far to town?
Bu pazar kasabada olmayacağım.I won't be in town this Sunday.
Bu kasabayı bilen birini bulabilir miyiz?Can we find anybody that knows this town?
Kasaba bir kafestir.The town is a cage.
Sütü yanlışlıkla şeker kasesine döktüm.I accidentally poured the milk into the sugar bowl.
Tom bana kasabayı gezdirdi.Tom showed me around town.
Tom'un gelecek hafta sonu kasabaya geldiğini duydum.I hear Tom is coming to town next weekend.
Tom küçük bir kasabadan geliyor.Tom comes from a small town.
Yüz yıl önce burası sadece küçük bir tarım kasabasıydı.A century ago, this was just a small farm town.
Çocuk kulağını kaşıdı.The boy scratched his ear.
Tüm kasaba kablolu TV'ye sahip.The whole town has cable TV.
Yaptığın şeyin kasıtlı olmadığını biliyorum.I know what you did wasn't intentional.
Tom'un kedisi bir kasırga tarafından sürüklendi.Tom's cat was carried away by a tornado.
Kasap bir öküz leşinin kemiğini çıkarıyordu.The butcher was deboning a steer carcass.
Biz bunları kasayla alırdık.We used to buy these by the case.
Bir kasa bira almaya git.Go buy a case of beer.
Kapı kasası çarpık ve kapı uygun şekilde kapanmayacak.The door frame is warped and the door won't close properly.
Kasıtlı olarak yanlış cevap verdin, değil mi?You purposely gave the wrong answer, didn't you?
Tom büyük bir kaseden patlamış mısır yiyordu.Tom was eating popcorn out of a large bowl.
Tom kavanozdan bir kaşık dolusu fıstık ezmesi yemekten hoşlanıyor.Tom likes to eat spoonfuls of peanut butter right out of the jar.
Tom kaskını geri taktı.Tom put his helmet back on.
Tom parayı kasaya koydu.Tom put the money in the safe.
Tom videoya bir kaset koydu.Tom put a tape in the VCR.
Tom patlamış mısır kasesini masaya koydu.Tom put the bowl of popcorn on the table.
Tom elmasları kasaya koydu.Tom put the diamonds into the safe.
Tom tüm parasını kasaya koydu.Tom put all his money in the safe.
Tom bütün parasını kasaya koydu.Tom put all his money in the safe.
Tom bu kasabada bir sürü insana yardım etti.Tom has helped a lot of people in this town.
Burası bir binicilik kasabasıdır! Atları her yerde göreceksiniz.This is an equestrian town! You will see horses everywhere.
Bunu mu kastediyorsun?Do you mean this one?
Söylediğin şeyi mi kastettin?Did you mean what you said?
Şanslı mavi kasketim nerede?Where's my lucky blue cap?
Tom yazar kasadan hırsızlık yaparken suçüstü yakalandı.Tom was caught red-handed, stealing from the cash register.
Kasabayı kırmızıya boyayalım.Let's paint the town red.
Tom Avustralya'da küçük bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a small town in Australia.