o evine içine doğru koştuğunda , kedi kasılarak ipliğin etrafında yürüyordu.The cat was strutting around the yard, when it suddenly ran into the house.
Tom hoşnutsuzmuş gibi kaşını çattı.Tom wrinkled his brow like he was displeased.
Bu sayfa kasten boş bırakılmıştır.This page is intentionally left blank.
Tom buradan uzakta olmayan küçük bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a small town not far from here.
Tom kaşlarını kaldırdı.Tom raised his eyebrows.
Tom'un gür kaşları var.Tom has bushy eyebrows.
Kasten yapmadım.I didn't do it deliberately.
Kaşığın tabağın hangi tarafında olması gerekir?Which side of the plate is the spoon supposed to be on?
Sayısız insan kasabın önünde sırasını bekliyor.Countless people wait their turn in front of the butcher's.
Kastettiğin o değil miydi?Wasn't that what you intended?
O, kasabadan ayrılmadan önce onu görmeyi umuyordu.He was expecting to see her before he left town.
Bunu kastediyorsun, değil mi?You mean it, don't you?
O bunu kastediyor.He means it.
Mary bunu kastediyor.Mary means it.
Biz onu kastediyoruz.We mean it.
Onlar bunu kastediyor.They mean it.
Bunu kastettin, değil mi?You meant it, didn't you?
O bunu kastetti.He meant it.
O onu kastetti.She meant it.
Mary onu kastetti.Mary meant it.
Biz bunu kastettik.We meant it.
Onlar bunu kastetti.They meant it.
Kaskını almaya git.Go get your helmet.
Bir kaşık aldı.She took a spoon.
Yemek yedikten birkaç saat sonra kaşıntı ortaya çıktı.The itching appeared several hours after eating.
Markku kaşlarını çattı.Markku frowned.
Bu Tom'un kasasıydı.This was in Tom's safe.
Bu kez bunu kastediyorum.I mean it this time.
Yarın Kaşgar'a ya da oralarda bir yere varabilirim.I might arrive in Kashgar or somewhere thereabouts tomorrow.
Bütün kaşıkları nereye koydun?Where have you put all the spoons?
Hiç temiz kaşığımız var mı?Do we have any clean spoons?
Onun kasları kaya gibi sertti.His muscles were rock-hard.
Karım kasabada alışveriş yaparken ben mutfakta etrafı toparladım.While my wife was shopping in town, I tidied up in the kitchen.
Tom yazar kasadan para çalmakla suçlandı.Tom was accused of stealing money from the cash register.
DVD oynatıcı, video kaset oynatıcının yerini aldı.The DVD player replaced the videotape player.
DVD oynatıcılar, video kaset oynatıcıların yerini aldı.DVD players replaced videotape players.
Kasabamın bir kalesi var.My town has a castle.
Siz arkadaşlar gerçekten kasklar giyiyor olmalısınız.You guys should really be wearing helmets.
Gerçekten bir kask giyiyor olmalısın.You should really be wearing a helmet.
Bu kasanın şifresini bilen tek kişisin.You're the only other person who knows the combination to this safe.
Tom ve Mary aynı kasabadan geliyorlar.Tom and Mary come from the same town.
Tom köpeğini kulağının arkasından kaşımak için eğildi.Tom bent down to scratch the dog behind the ear.
Tom kasten camı kırdı.Tom broke the window on purpose.
Tom onu kasten yapmadı.Tom didn't do that intentionally.
Tom saatine baktı ve kaşlarını çattı.Tom glanced at his watch, and frowned.
Tom tahıl bulamacı kutusunu dolaptan çıkardı ve kendisine bir kase dolusu koydu.Tom got a box of cereal out of the cupboard and poured himself a bowlful.
Tom küçük ve sakin bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a small town.
Tom kaskı aldı ve onu giydi.Tom picked up the helmet and put it on.
Tom bir çorba kaşığına biraz öksürük ilacı döktü.Tom poured some cough medicine into a tablespoon.
Tom çorbayı büyük bir teneke kaseye döktü.Tom poured the soup into a large tin cup.
Tom kaskını giydi ve bisikletine bindi.Tom put on his helmet and got on his bike.
Tom kaseyi mikrodalgaya koydu ve pişirmeyi başlatmak için düğmeye bastı.Tom put the bowl into the microwave and pushed the button to start it cooking.
Tom Mary'nin kendisinden kasten kaçındığını fark etti.Tom realized Mary was deliberately avoiding him.
Tom kasıtlı olarak şarkıyı kötü söyledi.Tom sang badly on purpose.
Tom başını kaşıdı.Tom scratched his head.
Tom güvecin tadına baktı ve kaşlarını çattı.Tom tasted the stew and frowned.
Tom çekmeceden bir kasap bıçağı çıkardı.Tom took a butcher knife out of the drawer.
Kasap eti kesiyor.The butcher is cutting the meat.
Kasap eti tartıyor.The butcher is weighing the meat.
O kasten yalan söyledi.He lied by intent.