Ana içeriğe geç
Sözlük

kaş ile cümle

kaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Herkül'ün güçlü kasları vardı.Hercules had strong muscles.
Deep Blue, 1997 yılında satranç ustası Gary Kasparov'u yendi.Deep Blue beat chess grandmaster Gary Kasparov in 1997.
Ben senin evinin kasabanın aşağısında olduğunu düşündüm.I thought your house was downtown.
Her sabah bir kase tahıl yerim.I have a bowl of cereal every morning.
Katrina kasırgası New Orleans'ı perişan etti.Hurricane Katrina devastated New Orleans.
Katrina kasırgası New Orleans'ı harap etti.Hurricane Katrina devastated New Orleans.
Ladino Kursları 8 Kasım'dan itibaren.Courses in Ladino from the 8th of November.
Ben Mary'yi kastediyorum.I am alluding to Mary.
Diyafram bir kastır.The diaphragm is a muscle.
Dora bir kâşiftir.Dora is an explorer.
Tom'un hayali Fransa'nın güneyinde küçük bir kasabada yaşamak.Tom's dream is to live in a small town in the south of France.
Bu kaşık çorba içindir.This spoon is for soup.
Bu kaşık çay için.This spoon is for tea.
Kasabada yeniyim.I'm new in town.
O kasabada yeni.She's new in town.
Ben ufak bir kasabada büyüdüm.I grew up in a small town.
Yerel çocuklar komşu bir kasabadan gelen rakip bir grupla kavga ettiler.The local boys got into a fight with a rival group from a neighboring town.
Seç hiç sırtını Japonya'da yapılmış bir sırt kaşıyıcı ile kaşıdın mı?Have you ever scratched your back with a backscratcher made in Japan?
Ben asla evliliği kastetmedim.I have never alluded to marriage.
Kasayı kapatın.Close the safe.
Fırıncı, kasap dükkanının yanında yer almaktadır.The bakery is located next to the butcher shop.
"Kimin bıçakları bunlar?" "Onlar kasabın.""Whose knives are these?" "They are the butcher's."
Baldır kaslarındaki gece krampları özellikle acı vericidir.Night cramps in the calf muscles are particularly painful.
O, kasabadaki en şirin oğlan.He's the cutest boy in town.
O kasabanın en çekici kızı.She's the cutest girl in town.
James Cook bir İngiliz kaşifti.James Cook was a British explorer.
Bu kasabada kaç tane market var?How many markets are there in this town?
Kaç tane kaşık kayıp?How many spoons are missing?
Bunun yemek yemek için kasabada en iyi yer olduğunu düşünüyorumI think this is the best place to eat in town.
Kaç kase pilav yedin?How many bowls of rice did you eat?
Tom, Bavyera Alpleri'nde küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town in the Bavarian Alps.
Bu bölge bir kasırgadan sonra haritadan silindi.This region was wiped off the map after a hurricane.
Genellikle bir kaşıkla yediğiniz bazı gıdalar nelerdir?What are some foods you usually eat with a spoon?
Kasayı açın.Open the safe.
Hayattaki yegâne gizem, kamikaze pilotlarının neden kask taktığıdır.The only mystery in life is why the kamikaze pilots wore helmets.
"Sana kasabayı gezdirmemi ister misin?" "Ben onu isterim.""Would you like me to show you around town?" "I'd like that."
Kasabadan ayrılma.Don't leave town.
Sadece pasaportunu kasada bıraktığından emin ol.Just be sure to leave your passport in the safe.
Tom bisiklet kaskını çıkardı ve onu masanın üzerine koydu.Tom took off his bicycle helmet and put it on the table.
Tom kasabaya geri döndü.Tom is back in town.
Beni mi kastediyorsun?Do you mean me?
Tom geçen haftadan beri kasabanın dışında.Tom has been out of town since last Saturday.
Bu kasabada birçok güzel bina vardır.There are a lot of beautiful buildings in this town.
Banka müdürü, kasiyerlerden birine güvenmedi.The bank manager distrusted one of the cashiers.
Tom bisiklet kaskını taşıyarak sınıfa girdi.Tom entered the classroom, carrying his bicycle helmet.
Bunu kastetmiyorsun, değil mi?You don't mean that, do you?
Kasabanın bu bölümünden nefret ediyorum.I hate this part of town.
Ne ölçüde bir kaska ihtiyacın var?What size helmet do you need?
Kaç numara kask giyiyorsun?What size helmet do you wear?
Partimiz için on kasadan daha fazla biraya ihtiyacımız var.We need more than ten cases of beer for our party.
Kastettiğim bu değil.That isn't what I meant.
Blackpool bir sahil kasabasıdır.Blackpool is a coastal town.
Otelin kasasına bir şey koymak istiyorum.I'd like to put something in the hotel safe.
Onların hiç sakalları, saçı ve kaşları yoktu.They had no beards, no hair and no eyebrows.
Bu sabah zaten kasap dükkânına gittim.I already went to the butcher's shop this morning.
Tom meyve kâsesinden bir elma aldı.Tom took an apple from the fruit bowl.
Tom onu kastetmiş olamaz.Tom can't mean that.
Bu küçük kasabada hiçbir şey ilginç değildir.Nothing interesting happens in this small town.
Sandy kasırgası geliyor.Hurricane Sandy is coming.
Bu kasabyı asla terk etmeyeceksin.You'll never leave this town.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod