Tom birkaç kağıt havlu aldı ve ellerini sildi.Tom grabbed some paper towels and wiped his hands.
Tom evrak çantasından bir klipsli kağıt altlığı çıkardı.Tom took a clipboard out of his briefcase.
Kağıt üretimi uzun bir süre için devlet sırrı olarak kaldı.Paper production remained a state secret for a long time.
Tom Mary'ye resmi görünümlü kağıt yaprağı verdi.Tom handed Mary an official-looking sheet of paper.
Tom kağıt bardaktan kahve içmeyi sevmez.Tom doesn't like drinking coffee out of a paper cup.
Sana verdiğim o kağıt paçasında yazılı şeyi okumanı öneriyorum.I suggest you read what's written on that piece of paper I gave you.
Ben sadece geri dönüştürülmüş kağıttan yapılmış tuvalet kağıdı alırım.I only buy toilet paper made from recycled paper.
Bana kağıt ver.Give me the paper.
Kahverengi kağıt torbanın içine koyun.Put it in a brown paper bag.
Tom'un annesi onun öğle yemeğini bir kağıt torbaya paketledi.Tom's mother packed his lunch in a paper bag.
Avukat toplantıda önemli bir kağıt verdi.The lawyer gave an important paper at the conference.
Kağıtları sepete attım.I threw the papers in the basket.
Biz temiz kağıtlar istemeliyiz.We must ask for clean sheets.
Masanın üzerinde bir kitap, bir kalem ve bir kağıt var.There's a book, a pencil, and a sheet of paper on the table.
Bana biraz kağıt getir.Get me some paper.
Bana bir kağıt mendil ver.Hand me a tissue.
Tom Mary'ye bir kutu kağıt mendil verdi.Tom handed Mary a box of tissues.
Tom Mary'ye bir kağıt uzattı.Tom handed Mary a sheet of paper.
Bu sadece bir kağıt parçası.It's just a piece of paper.
Tom Mary'ye bir kağıt torba uzattı.Tom handed Mary a paper bag.
Tom Mary'ye bir kağıt bardak verdi.Tom handed Mary a paper cup.
Tom yerde bir parça buruşuk kağıt buldu.Tom found a crumpled piece of paper on the floor.
Tom Mary'nin kendisine verdiği kağıt parçasını açmaya başladı.Tom started to unfold the piece of paper Mary handed him.
Tom test kağıtlarını düzeltmekle meşgul.Tom is busy correcting test papers.
Kağıt beyazdır; kar da beyazdır. Kağıt ve kar beyazdır.The paper is white; the snow is also white. The paper and the snow are white.
Lütfen bana biraz üzerine yazı yazabileceğim kağıt ver.Please give me some paper I can write on.
Bu plan kağıt üzerinde harika görünüyorken, bir felaket olduğu ortaya çıktı.This plan, while looking great on paper, turned out to be a disaster.
Tom cebinden bir parça katlanmış kağıt çıkardı.Tom took a folded piece of paper out of his pocket.
Ben mektup kâğıdı, pul ve kâğıt mendil satın alıyorum.I'm buying writing paper, stamps and some tissues.
Mary bir kağıt parçasının üzerine numarasını yazdı ve onu Tom'a uzattı.Mary wrote her number on a piece of paper and handed it to Tom.
Tom kahverengi kağıt bir çantada Mary'ye 1000 dolar verdi.Tom gave Mary a $1000 in a brown paper bag.
Bu kağıt parçasına telefon numaranızı ve adresinizi yazmanızı istiyorum.I want you to write your phone number and address on this piece of paper.
Tom kasasını açtı, bir tomar kağıt para çıkardı ve onları Mary'ye uzattı.Tom opened his safe, took out a wad of notes and handed them to Mary.
Bu bir kağıt bilet.This is a paper ticket.
O, kağıtları katladı ve masanın üzerine attı.He folded the papers and threw them onto the table.
Tom'un hayal ve planları, kağıttan bir kule gibi yıkıldı.Like a house of cards, Tom's dreams and plans came crashing down around him.
O, kağıtların ne söylediği.That's what the papers said.
Kağıtlarınız düzenli görünüyor.Your papers seem to be in order.
Hiç o kadar çok kağıt görmedim.I've never seen so much paper.
Ben herhangi kağıt izleri bırakmak istemiyorum.I don't want to leave any paper trails.
İşte bir parça kağıt.Here's a piece of paper.
Tom asla kağıt havlu kullanmaz.Tom never uses paper towels.
Bir sayfa kağıt alın ve yazın!Take a sheet of paper and write!
Bana bir kağıt mendil verebilir misin?Can you hand me a tissue?
Sana bir kağıt mendil alayım.Let me get you a tissue.
Tom Mary'nin imzalamasını istediği kağıtları imzaladı.Tom signed the papers that Mary asked him to sign.
Kağıtları karma sırası sende.It's your turn to shuffle.
Tom kağıtları imzaladı.Tom signed the papers.
Mandallı kağıt altlığını kim icat etti?Who invented the clipboard?
Ben kağıt istiyorum.I want paper.
Onun kağıtları imzalamasını istedim.I asked her to sign the papers.
Tom evrak çantasından bazı kağıtlar çıkardı ve onları Mary'ye gösterdi.Tom took some papers out of his briefcase and showed them to Mary.
Tom bir kağıt parçasına telefon numarasını yazdı ve onu Mary'ye verdi.Tom wrote his number on a piece of paper and handed it to Mary.
Tom Mary'ye üzerinde adresi yazılı bir kağıt parçası verdi.Tom handed Mary a piece of paper with his address written on it.
Bu kağıt parçasına cevap yaz, lütfen.Write the answer on this piece of paper, please.
Tom bana üzerinde adresi yazılı olan bir kağıt parçası uzattı.Tom handed me a piece of paper with his address written on it.
Bir kağıt delicin var mı?Do you have a perforator?
Kağıt tüketimi arttı.Consumption of paper has increased.
Bir kağıt havluyla pencere pervazını sildim.I wiped the window sill with a paper towel.
Artık o görkemli bir kağıt ağırlığı sadece.It's nothing but a glorified paperweight now.