Ancak düğüne saatler kala Stella kızının babası ile kaçar.Jedoch verlässt Stella Ted kurz vor der Zeremonie für den Vater ihrer Tochter.
Ama Maggie dinlemez ve kaçar.Maya will davon jedoch nichts hören und läuft weg.
Hamza ve Abdurrahman kaçar.Hug und Aldrovandi müssen gehen.
Laurie dışarı kaçar.Richie rennt weg.
Daha sonra hepsi bir gemiye binip kaçar.Gemeinsam fliehen sie in einem Boot.
Ama Jango kaçar.Jago flieht.
İkisi Bohan'a kaçarlar.Beide fliehen nach Warschau.
Grup oradan kaçar ama komutanları Moran öldürülür.Das Team entkommt dem Angriff knapp, Morrison wird allerdings getötet.
1838 yılında kaçarak, köleliğe karşı bir kampanya başlattı.1848 initiierte er einen Aufruf zur Abschaffung der Sklaverei.
O kale kaçar ve öfkeli kurt bir kaz sürüsü karşılar.Sie folgen diesen und beobachten, wie sich der Fuchs mit dem Wolf streitet.
Ama hapisten kaçar.Es geht darum, aus dem Gefängnis auszubrechen.
Melekgöz ise kaçar.Kerker der Engel.
Frodo yüzüğü takarak kaçar.Zu Spielbeginn bekommt Frodo den Ring ausgehändigt.
Ercüment ise yurt dışına kaçar.Die Flucht ins Ausland wird unausweichlich.
Korktuğunda aynı bir tavşan gibi zıplayarak kaçar.Er schlägt Haken, als säße ein Kaninchen drin.
Bunlar, Moğollar’ın önünden kaçarak buralara sığınan göçmen kafileleri arasında gelmişlerdi.Sie will mit ihnen vor den nun erzürnten Eingeborenen fliehen.
Selina kaçar.Helena außer sich.
Hirodes Kudüs'ten kaçarak ilk kez Roma'ya gitti.Herodes floh aus Jerusalem und reiste anschließend zum ersten Mal nach Rom.
O sırada Tenten haydutları kaçarken görür.Alle Räuber flüchten.
Bu arada Isabelle, Aline'ı bir iblisten kurtarır ama Aline kaçar.Doch der Junge kann Alina mit dem Stein befreien, da Alina sein Glück ist.
Fakat Fett kaçar.Die Fee vergeht.
Daha çocuk sayılabilecek bir yaştayken evden kaçarak uzaklara gitti.Im Alter eines Teenagers lief er von zu Hause fort.
Şubat 2006'da cezaevinden kaçarak Yemen'deki el-Kaide yapılanmasının başına geçti.Im Februar 2006 entkam Al Badawi aus der Haft.
Kötüler kaçar.Gemeine Wegwarte.
Üçü beraber buradan kaçarlar.Alle drei ziehen gemeinsam davon.
Öldüğü gün hakkında bir bilgi yoktur, kaçarken boğulduğuna inanılıyor.Da eine Suche erfolglos blieb, ging man davon aus, dass er ertrunken sei.
Burada bir ayaklanma çıkartır ve hapishaneden kaçar.Sie räumt eine Mauer weg und kann sich aus dem Gefängnis befreien.
Park Kaçar hanedanlığı devrinde bir yazlık saray olarak kullanılmıştır.Es wird von der Familie Mayr-Melnhof als Sommersitz genutzt.
Ardından okuldan kaçar.Was machst Du nach der Schule?
Gayri meşru çocuk yapıp kaçar.Des jungen Hünefeld Werden und Weg.
Kız, Daniş'in annesinin mücevherlerini çalarak kaçar.Er versucht, genau so wie auch die Verwandten der Frau, ihre Juwelen zu stehlen.
Predacon ise gemiden kaçar.Der Lotse geht von Bord.
1949 yılında bu kez komünist rejimden kaçarak İsrail'e göç etti.1949 wanderte die Familie nach Israel aus.
Yabanî mandalar genelde insanlardan uzak durur ve insanlardan kaçarlar.Normalerweise flieht die Schlange stets vor Menschen.
Ayrıca Etiyopya vatandaşı 750.000 bin Somalili de Etiyopya'dan kaçarak Somali'ye sığındılar.37.000 Somalier sind nach Uganda geflüchtet.
Anavatanlarındaki dinî baskı ve zulümlerden kaçarak önce Hollanda'ya, sonra da Amerika'ya gelmişlerdi.Vor der Machtergreifung der Nationalsozialisten flüchtete er nach Holland und von da in die USA.
Onu kaçarken gördüm.Je l'ai vu s'enfuir.
Zoser kaçar ve Mereb nazik sahibi ile çok sevdiği prensesin kollarında ölür.Zoser se sauve, et Mereb meurt dans les bras de son maître et de sa princesse aimée.
Buffy sürünerek ondan kaçar.C'est au tour de Bugs de s'enfuir en hurlant.
Fath Ali Şah Kaçar'ın adı elmasın bir yüzüne yazıldı.Fath Ali Shah Qajar a son nom inscrit sur l'une des faces de ce diamant.
Ailelerinden habersiz Las Vegas'a kaçarak gizlice evlendiler.Pour cela, ils partent à Las Vegas pour se marier en secret.
Nazi rejiminden kaçarak 1938 yılında Paris'e taşındı.Fuyant le régime nazi, il partit pour Paris en 1938.
Sasha aylağa doğru nişan aldığında Lamson Sasha'nın başına vurarak onu bayıltır ve oradan kaçar.Alors qu'elle s'apprête à tirer, l'agent Lamson assomme Sasha et en profite pour s'enfuir.
(Çoğu Kanada'ya kaçar.)La plupart d'entre eux fuit ensuite vers le Canada.
Ama iblis kaçar.Les démons prennent la fuite.
O sırada Tenten haydutları kaçarken görür.C'est ainsi que les voleurs épouvantés s'enfuirent.
Malta'dan kaçarak Avrupa'ya gitti.Pour fuir la malédiction, elle part en Europe.
17 yaşındayken evden kaçar.À 17 ans, il quitte le domicile familial.
Bütün ülke kıtlıktan kırıldı ve insanlar kaçarak Erivan'ı terk ettiler.L'orage approche, et tous s'en vont, sauf Hermann.
Üçü kaçar.Trois vont couler.
Kaçarlarken Dodge öldürülür, Landon baygınlık geçirir, Taylor ise boğazından vurulur.Bientôt, Dodge est abattu par les singes, Landon capturé, de même que Taylor, blessé à la gorge.
Onların öfkelerinden kaçarak, Kafireas burnunda bulunan bir kaleye sığındılar.Puis, comme elle ne veut plus se séparer de lui, ils sautent ensemble dans le volcan qui les recrache.
Fakat Fett kaçar.L'étoffe est fugace.
Bunun üzerine evden kaçar.Alors, je pars de chez moi.
Ardından ikisi de kale duvarlarından atlayıp kaçarlar.Par la suite, les deux hommes seront localisés et extraits des décombres.
Daha sonra hepsi bir gemiye binip kaçar.Cependant, ils partent quand même tous ensemble, en bateau.
Ama polislerin elinden kaçarak hastaneye arkadaşlarını görmeye gider.Elle l'aide à contourner la police afin de rentrer dans l'hôpital.
Muhammed Musaddık olayında yazılarından dolayı takip altına alınır ve kaçar ama birkaç gün sonra tutuklanır.Cependant, le policier Fate sait qu'il s'est échappé et l'arrêtera quelques minutes plus tard.
1826-1828 İran-Rus Savaşı Rus İmparatorluğu ve Kaçar Hanedanı arasındaki son büyük askeri çatışmadır.La guerre russo-persane de 1826-1828 est le dernier conflit militaire majeur entre l'Empire russe et la Perse.
O kale kaçar ve öfkeli kurt bir kaz sürüsü karşılar.Ils arrivent à s'évader, et Dane doit se battre contre une meute de loups.