kaçın ile cümle

kaçın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom büyük kalabalıklardan kaçınmayı seviyor.Tom likes to avoid large crowds.
Ben alkolden kaçınırım.I abstain from alcohol.
O, alkolden kaçınır.He abstains from alcohol.
Tom alkolden kaçınır.Tom abstains from alcohol.
Mary alkolden kaçınır.Mary abstains from alcohol.
Onlar alkolden kaçınırlar.They abstain from alcohol.
Onlardan kaçınıyoruz.We're avoiding them.
Biz ondan kaçınıyoruz.We're avoiding him.
Ondan kaçınıyoruz.We're avoiding him.
Onlardan kaçınmaya çalışıyorum.I'm trying to avoid them.
Ondan kaçınmaya çalışıyorum.I'm trying to avoid him.
Dan tutuklamadan kaçınmak için intihar etti.Dan committed suicide to avoid arrest.
Benden kaçınıyor musun?Have you been avoiding me?
Tom bir köpeğe çarpmaktan kaçınmak için yoldan çıktı.Tom swerved off the road to avoid hitting a dog.
Tom bugün Mary'den kaçınmamız gerektiğini söyledi.Tom said that we should avoid Mary today.
Onlar yağmurdan kaçınmak için mağazanın önündeki gölgeliğin altında durdular.They stood under the canopy in front of the store, so as to avoid the rain.
O, tehlikeden kaçındı.He avoided danger.
Çocukların yalan söylemesinin ana nedeni azar işitmekten kaçınmaktır.The main reason kids tell lies is to avoid getting into trouble.
Bu tür sorunlar kaçınılmazdır.These kinds of problems are unavoidable.
Durgunluk kaçınılmazdı.The deadlock was inevitable.
Bu şimdi kaçınılmaz.This is now inevitable.
O kaçınılmazdı.That was inevitable.
Doktor belli gıdalardan kaçınmamı söyledi.The doctor told me to avoid certain foods.
Tom yakalanmaktan kaçındı.Tom avoided being caught.
Kaçınız kabul ediyorsunuz?How many of you agree?
Gece şehrin o kısmından kaçınmalısın.You should avoid that part of town at night.
Tom sorularımıza cevap vermekten kaçındı.Tom avoided answering our questions.
Tom soruma cevap vermekten kaçındı.Tom avoided answering my question.
Tom benden kaçınıyor, sanırım.Tom is avoiding me, I think.
Sen ondan kaçınmak zorundasın.You've got to avoid that.
Daha fazla yorum yapmaktan kaçın.Refrain from making more comments.
Kaçıncı kat?What floor?
Burası kaçıncı kat?What floor is it?
Bu kaçıncı kat?What floor is it?
Bunu kaçıncı sıraya koyuyorsun?How do you rank that?
Hava karardıktan sonra ormana gitmekten kaçınmaya çalışıyorum.I try to avoid going into the woods after dark.
Ben karanlıktan sonra mezarlık tarafında yürümekten kaçınmaya çalışıyorum.I try to avoid walking by the cemetery after dark.
Korku tellallığından kaçınmalıyız.We should avoid scaremongering.
Bu maç kaçınılmaz bir sonuç. Ben bile onu izlemeyeceğim.This match is a foregone conclusion. I'm not even going to watch it.
Onun kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum.I know that it's inevitable.
Ben veba gibi şeylerden kaçınırım.I avoid those things like the plague!
Bir gün Fransa'ya gidecek olmam kaçınılmaz. Ben sadece zamanı bilmiyorum.It is inevitable that I will go to France someday, I just don't know when.
Bu defa cezalandırılmaktan kaçınmayacaksın.This time, you won't avoid being punished.
Bu kaçınılmazdı, değil mi?It was inevitable, wasn't it?
Tom bu yazı için yorum yapmaktan kaçındı.Tom declined to comment for this article.
Bu tür hatalar kaçınılmazdır.These kinds of mistakes are inevitable.
Sizin kaçınız Tom'u tanıyor?How many of you know Tom?
Vergi minimizasyonu ve vergiden kaçınma arasında ince bir çizgi var.There's a fine line between tax minimization and tax avoidance.
Yemekler arası atıştırmaktan nasıl kaçınıyorsun?How do you avoid grazing between meals?
Tom benden kaçınıyor.Tom avoids me.
Şu andan itibaren Tom'dan kaçınıyorum.I'm avoiding Tom from now on.
Onlar benden kaçınıyor.They avoid me.
Geceleri yalnız başına sokaklarda yürümekten kaçının.Avoid walking on the streets alone at night.
Resmi yazılı İngilizce you're, won't ve can't gibi kısaltmalardan kaçınır.Formal written English avoids contractions, such as you're, won't, and can't.
Genel tuvaletleri kullanmaktan kaçınmaya çalışırım.I try to avoid using public restrooms.
Şartlar göz önüne alındığında, böyle bir olayın gerçekleşmesi kaçınılmazdı.Given the circumstances, it was inevitable that such an incident should take place.
Her ne pahasına olursa olsun savaştan kaçınmalıyız.We must avoid war at all cost.
Basmakalıp davranıştan kaçınman gerekir.You should avoid stereotypical behavior.
Tom göz teması kurmaktan kaçındı.Tom avoided making eye contact.
Mary göz teması kurmaktan kaçındı.Mary avoided making eye contact.

İlgili Sayfalar