kaçın ile cümle
kaçın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Muhtemelen gözden düşmüş akrabaları ile görüşmekten kaçınmıştır.Han ble nektet besøk fra andre enn nære slektninger.
Her bir sistemdeki değişim kaçınılmaz olarak diğerlerini de etkiler.I andre tilfeller påvirker de genetiske forandringene også andre deler av kroppen.
Böylelikle iki cephede savaşma durumunda düşmekten kaçınacaktı.Dermed kunne de unngå to av de store problemene i kampene på Vestfronten.
Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz.Maka jauhilah perbuatan-perbuatan itu agar kamu mendapat keberuntungan.
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.Menghindari makanan atau minuman yang terkontaminasi juga efektif.
Genelde iki kez ortaya çıkması ameliyatı kaçınılmaz kılar.Operasi biasanya dilakukan dua kali.
Risk Analizi Riskten kaçınma Risk yönetimiManajemen risiko Risiko kredit Risiko operasional
Bu olaydan sonra Oliver'a tamamen abayı yakmış olan Elio, Marzia'dan kaçınmaya başlar.Dipukul oleh Oliver, Elio mulai menghindari Marzia.
Ayrıca gruplar arasında kavgalar da kaçınılmazdır.Pertarungan antara mereka pun tidak terelakkan.
Savaştan kaçınmak için deli taklidi yapar ve tarlasına tuz eker.Supaya dapat menghindari perang, dia berpura-pura gila dan menaburi ladangnya dengan garam.
Risklerden kaçınmak.Risiko yang Dihadapi.
Drake oldukça utangaçtı, konser vermekten elinden geldiğince kaçınırdı.Joy mencoba menjauhkan Sadness sebisa mungkin dari konsol.
İslamiyet'in emirlerini yerine getirir, yasaklarından şiddetle kaçınırdı.Ia segera menurunkan Arius dari jabatannya, dan mengekskomunikasi dia maupun para pendukungnya.
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.Hal ini dilakukan untuk mencegah cedera dan hal lain yang tidak diinginkan.
Yalan söylemekten kaçınmak.Berbohong demi perang.
Bazı durumlarda, agorafobi İlişkilerden kaçınma.Tetapi Epafras jangan dikacaukan dengan Epafroditus dari Filipi.
İç savaş kaçınılmazdı.Perang saudara tidak dapat dihindari.
Aradaki far, kaçınılmaz olarak, bilimsel bir farklılıktır.Perbedaan itu adalah perbedaan ilmiah.
Yemekten ve solunumdan kaçının.Kurangi sedikit tidur dan makanmu.
Her bir sistemdeki değişim kaçınılmaz olarak diğerlerini de etkiler.Efek yang dihasilkan juga beragam terhadap setiap individu.
Siz ne yaparsanız yapın!" diyerek yargılamadan kaçındığına inanılır.Tentulah hal yang telah dijanjikan kepada kalian pasti terlaksana, bahwasanya Penghakiman pasti terjadi.
Hükümette özellikle laiklik konusunda tartışmalar olması kaçınılmaz görünmekteydi.Periodisasi jabatan lembaga kepresidenan sering menimbulkan polemik.
Elinden gelen bir hizmeti, yardımı vermekten, yapmaktan kaçınmamaktır.Rakyatnya semua menjadi enggan melayaninya, dan tidak akan membantunya.
Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek.Hal tersebut mampu meminimalisir bahaya yang tak diinginkan.
Bu olaydan sonra Oliver'a tamamen abayı yakmış olan Elio, Marzia'dan kaçınmaya başlar.Tâm trí hoàn toàn bị hạ gục bởi Oliver vào thời điểm này, Elio bắt đầu tránh mặt Marzia.
Padme, Obi-wan'ın anlattıklarına inanmak istemez, Anakin'in nereye gittiğini söylemekten kaçınır.Padme không tin ông và không chịu tiết lộ nơi ở của Anakin, biết rằng Obi-Wan sẽ cố gắng để giết anh.
Risklerden kaçınmak.Thoát Khỏi Hiểm Nguy.
Sheeran her şarkıya müzikal gibi davranmak ve kadınlar hakkında sözler yazmaktan kaçınmak istedi.Anh muốn mỗi ca khúc đóng vai trò như một vở nhạc kịch và cố gắng tránh viết lời bài hát về phụ nữ.
Savaş kaçınılmaz hale gelmişti.Xung đột đã trở thành không thể tránh khỏi.
Uzun süre et yemekten kaçındı ve oruç tutmayı bir siyasi protesto yöntemi olarak kullandı.Ông thường nhịn ăn lâu ngày, dùng nhịn ăn như một vũ khí chính trị.
Muhtemelen gözden düşmüş akrabaları ile görüşmekten kaçınmıştır.Các ông đã tiếp xúc được với những người thân đã khuất.
Benzer büyüklükte olanlar birbirleriyle karşılaşmaktan kaçınır.Các gạc của cạnh đối diện là không đối xứng đối với nhau với.
Aksi halde tekrarı kaçınılmaz olur.Nếu không, sẽ xảy ra bất trắc.
Kuveyt ve Umman asker göndermekten kaçınmıştır.Kuwait và Oman kiềm chế không gửi quân.
Bununla birlikte zamanaşımı borcu sona erdirmez, sadece borçluya ödemekten kaçınma hakkı verir.Tuy nhiên, khoanh nợ không giải phóng con nợ khỏi nghĩa vụ phải trả nợ.
Böylece toplu tutuklamalardan kaçınılmış olacak ve parti daha güçlü bir şekilde geleceğe hazırlanacaktı.Sau đấy thời gian tổ chức được kéo dài ra thêm và đồng thời lễ hội cũng được tổ chức sớm hơn trong năm.
Her iki taraf, anlaşmayı ihlal edecek davranışlardan kaçınacak.Hai bên nhanh chóng cáo buộc nhau vi phạm thỏa thuận.
Kuşatılmaktan kaçınmak gerekiyordu.Chiến đấu trong vòng vây.
Sosyal etkileşimlerden kaçınırlar.Lãng phí nguồn lực xã hội.
Lübnan ve Ürdün savaşa hukuken katılmaktan kaçındılar.Lưu Bị giữ thế phòng thủ không ra giao chiến.
Hemen saldırıya geçmekten kaçındı ve saldırıya bir aralıktan sonra başlayınca bunu bir gayretle uygulayamadı.Lời khuyên là chạy ngay lập tức trừ khi tấn công nó vì mục đích nào đó.
Siyah, beyazın taktik savaşından kaçınma arayışına 4...d5!? ile son verebilir.Sau 10.h4!, Đen cần ngăn chặn Tốt h của Trắng bằng 10...h5!.
Çoğu ligerofobik havai fişek patlatılan ortamlarda da bulunmaktan kaçınır.Một số hoạt động địa chất vẫn còn diễn ra trên Hỏa Tinh.
Japonca'da bu belirsizlikten kaçınılır.Hôn nhân đồng giới không được công nhận tại Nhật Bản.
Kişi bu yüzden tedavi olmaktan bile kaçınabilir.Vì vậy hắn được tại ngoại để chữa bệnh.
Genç günlerinden sonra, karşı cinsten olan yakın arkadaşlığından kaçındı.Chỉ đến khi chàng trai đến với người bạn thân nhất của mình.
Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz.またじ -片つける まめけな(まめなかな) - お元気ですか。
Ardından sırasıyla veritiplerindeki artırımlar yarış durumlarından kaçınmak için gerçekleştirilir.その真価が発揮されるのは逆境に陥ってからである。
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.汚染された食品や飲料を避けることもまた効果的である。
Ancak geri çekilme kaçınılmazdı ve 1. Panzer Ordusu Taganrod'da Mius Nehri'ne çekilmek zorunda kaldı.しかし、この退却を避けることはできず、第1装甲軍はタガンロクのミウス川まで押し戻された。
Yalan söylemekten kaçınmak.虚偽を避けよ。
Fakat hızlı sıcaklık değişimlerinden kaçınmak gerekir.急激な温度変化の抑制。
"Hemen kaçın buradan." dedi.「その男から早く離れろ」と。
Yoğun kaygı ve kaçınma davranışı gelişebilir, sosyalliğin azalmasına yol açabilir.極めて強い不安と回避行動が発展することが多く、社交性の低下につながる可能性がある。
Kendilerini kaçınılmaz olan sona hazırlarlar.あえない最期を遂げる。
Her bir sistemdeki değişim kaçınılmaz olarak diğerlerini de etkiler.ひたぎの変化が他の人物たちにも少なからず影響していくことになる。
Direk güneş ışığından kaçınmalıdır.直射日光は避ける。
Çok uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınmak.長時間にわたって同じ姿勢を取らない。
Yemekten ve solunumdan kaçının.口を開けて食べるさま。
Savaş kaçınılmaz hale gelmişti.戦争は不可避となった。