kaçın ile cümle
kaçın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tesislerde sporcular için hiçbir fedakarlıktan kaçınılmamıştır.Ammattilaisurheilijoita ei kisoissa erotettu harrastelijoista.
Savaş kaçınılmaz olarak 1148 yazında patlak verdi.Toinen tuhottiin samaan tapaan aikaisin 1148.
Lübnan ve Ürdün savaşa hukuken katılmaktan kaçındılar.Ilmarinen ja Väinämöinen eivät joutuneet suuriin operaatioihin sodassa.
Burada bundan kaçınıldı.Sitä ei hoidettu siellä.
Burada kaçınılmaz bir savaşın geldiğini öğrenir.Pian ilmenee, että siellä käydään sisällissotaa.
Bütünüyle sarılmış olan Pers kuvvetleri için bozgun kaçınılmaz oldu.Voidaan osoittaa, että jokainen suljettujen joukkojen leikkaus on suljettu.
Bununla karşılaşan kişi de kaçınılamaz bir şekilde ölür.Tämä esirukoiltu henkilö säilyy kerran kuolematta.
Sosyal etkileşimlerden kaçınırlar.Johdatus sosiaalisiin mahdollisuuksiin.
Beş tane özetleme sayısını vermekle tek bir özetleme ölçüsünü seçmenin zorluklarından kaçınılmış olmaktadır.Näin yksittäisen järjestelmän vikaantumisen seurauksena voidaan menettää vain yksi viidestä puolustustasosta.
Zor uğraşlara rağmen ölümün kaçınılmaz olduğunu bilen dörtlü yine de yollarına devam ederler.Toiset ihmiset taas yrittävät pysyä kuolemasta kaukana sen väistämättömyydestä huolimatta.
Fransa'dan diplomatik olarak uzak durulmaya çalışılmış, savaştan kaçınılmıştır.Sota vältettiin kuitenkin Ranskan diplomaattisten ponnistusten takia.
Aksi halde tekrarı kaçınılmaz olur.Päinvastaisessa tapauksessa tapahtuu painumista.
Hükümette özellikle laiklik konusunda tartışmalar olması kaçınılmaz görünmekteydi.Puolue-erimielisyydet tulivat edelleen esiin erityisesti kuninkaan asemasta neuvoteltaessa.
Risklerden kaçınmak.Tiedän riskin.
Onun gözlerine bakmaktan kaçınmaya çalıştım.Yritin välttää katsomasta häntä silmiin.
Birliklerimi 5 Aralık'ta durdurdum, aksi halde bir felaket kaçınılmaz olacaktı." diye yazmaktadır.Ευτυχώς σταμάτησα τα στρατεύματά μου στις 5 Δεκεμβρίου αλλιώς η καταστροφή θα ήταν αναπόφευκτη.»
Çok nemli yağmur ormanlarından kaçınırlar.Καταγόταν από τα Ρετσάνη Αγυιάς Λάρισας.
Direk temastan kaçınılmalıdır.Οι συστροφές (κοινώς βερίνες) θα πρέπει ν΄ αποφεύγονται.
Gemiyi donatmak için hiçbir masraftan kaçınmadı.Κανένα από αυτά τα σκάφη δεν απέφυγε τη βύθιση.
Risk Analizi Riskten kaçınma Risk yönetimiΔιεξαγωγή αναλύσεων κινδύνων.
Her bir sistemdeki değişim kaçınılmaz olarak diğerlerini de etkiler.Σε τέτοιες περιπτώσεις, η συμπεριφορά κάθε μεταβλητής επηρεάζει τη συμπεριφορά της άλλης.
Savaş kaçınılmaz hale gelmişti.Ο πόλεμος φαντάζει αναπόφευκτος.
Lübnan ve Ürdün savaşa hukuken katılmaktan kaçındılar.Ύστερα μέμφεται το φθόνο και τη δύναμη οταν πολεμούν το δίκαιο.
Karışım yaparken sert sulardan kaçınılması gerekmektedir.Στην σχάρα της οροφής πρέπει να αποφεύγονται τα μεγάλα φορτία.
Bu durum evrenin kaçınılmaz ısı bilgisi ısıl dengeliliğine işaret eder.Με τον τρόπο αυτό θα βοηθήσει στο να αποκαλυφθεί η θερμική ιστορία του πλανήτη.
( İyi plânlanmış bir çekilmeyle problemden kaçının.("Διαίρει") Ακολουθεί αναδρομική επίλυση των προβλημάτων.
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.Η αποφυγή μολυσμένων τροφίμων και ποτών είναι επίσης αποτελεσματικό μέτρο πρόληψης.
İkinci dörtlük kaçınmak olarak kabul edilir ve sonunda tekrarlanır.Δεν έγινε αγώνας για την 3η θέση, ενώ ο τελικός έληξε ισόπαλος και επαναλήφθηκε.
Birliklerimi 5 Aralık'ta durdurdum, aksi halde bir felaket kaçınılmaz olacaktı." diye yazmaktadır.Heldigvis stoppede jeg mine tropper den 5. december, ellers havde en katastrofe været uundgåelig".
Kaçınılmaz Alman istilası 10 Mayıs 1940'ta yerel saat 03:55'te başladı.Den uundgåelige tyske invasion startede den 10. maj 1940 kl. 3.55 lokal tid.
Makedonya savaşları sırasında Roma ve Trakya arasında bir çatışma kaçınılmaz hale gelmişti.I løbet af Makedonerkrigene blev en konflikt mellem Rom og Thrakien uundgåelig.
İlk başta onlardan kaçınmaya çalıştı.Først søgte han at knibe sig udenom.
Bir röportajda "Ölüme... kaçınılmaz ve cazip bir olgu gibi bakılıyor.I et interview har han bemærket: "Døden ses som et uundgåeligt og forførende fænomen.
Fransa'dan diplomatik olarak uzak durulmaya çalışılmış, savaştan kaçınılmıştır.Storbritannien ønskede at løse situationen diplomatisk og holde Frankrig uden for krigen.
Kendilerini kaçınılmaz olan sona hazırlarlar.Infinitiv I slutter på -i.
Uluslararası güvenlik ve ulusal güvenlik kaçınılmaz olarak birbiriyle bağlantılıdır.International sikkerhedspolitik har indirekte fokus på individet.
Yalan söylemekten kaçınmak.Att slippa det falska.
Shaw, vejetaryen olmasının yanında ayrıca içki ve sigaradan da hayatı boyunca kaçınmıştır.Rockefeller afholdt sig helt fra alkohol og tobak i hele sit liv.
Vergi affı Vergiden kaçınma Vergi uyumsuzluğuErstatningsret Erstatning udenfor kontrakt
Karanfil alerjisi olan kişiler de bu sigaralardan kaçınmalıdır.Folk med latexallergi skal derfor undgå at få saften på sig.
Bazı durumlarda, agorafobi İlişkilerden kaçınma.Ikke at forveksle med Skanderup Sogn.
Bilimsel yazı, jargon'dan kaçınmalıdır.Undgå anvendelsen af tekniske termer og jargon.
Drake oldukça utangaçtı, konser vermekten elinden geldiğince kaçınırdı.Haydn brugte derfor opfindsomhed for at få mest muligt ud af sit orkester.
Burada bundan kaçınıldı.Dette nægtedes.
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.Herefter opstarter man en behandling, der skal forebygge nye anfald og komplikationer.
Bu şekilde kopan kollar uyaranlara karşı hassas olmaya devam etmekte ve nahoş uyaranlardan kaçınmaktadır.Vi søger at være lykkelige ved at gentage det behagelige og undgå det ubehagelige.
Birliklerimi 5 Aralık'ta durdurdum, aksi halde bir felaket kaçınılmaz olacaktı." diye yazmaktadır.Heldigvis stoppet jeg mine styrker den 5. desember, ellers ville katastrofen vært uunngåelig.»
Fakat hızlı sıcaklık değişimlerinden kaçınmak gerekir.Unngå hurtige endringer av temperaturen.
Beş ilke şunlardır: Can almaktan kaçınmak.Hvarf består av fem sanger som (med unntak av Von) tidligere ikke har vært utgitt.
Bir diğer ismi “kaçınılmaz” anlamına gelen Adrasteia’dır.Et annet navn var Adrasteia, som betydde «den uunngåelige» (den man ikke unnslipper).
Makedonya savaşları sırasında Roma ve Trakya arasında bir çatışma kaçınılmaz hale gelmişti.I løpet av Makedonerkrigene ble en konflikt mellom Roma og Trakia uunngåelig.
Birçok polisin şiddet kullanmaktan kaçındığı rapor edildi.Det rapporteres at mange politiansatte har vært tilbakeholdne i voldsbruken.
Burada bundan kaçınıldı.Dette ble nå forhindret.
Kendilerini kaçınılmaz olan sona hazırlarlar.Etter hvert er den ugjenkallelig slutt.
Ancak kaçınılmaz sonun geldiğine karar verir.Men nå er det ugjenkallelig slutt.
Artık savaş kaçınılmaz olmuştu.Krigen var ikke til å unngå.
Benzer büyüklükte olanlar birbirleriyle karşılaşmaktan kaçınır.Slike sammenlignbare verdier kan rangeres i forhold til hverandre.
Shaw, vejetaryen olmasının yanında ayrıca içki ve sigaradan da hayatı boyunca kaçınmıştır.Rockefeller avsto gjennom hele livet sitt fra alkohol og tobakk.
Bunlar kaçınılmaz değildi ancak siyasi kararlardı.De var bare unntaksvis åpenbart politiske.
Nunn bu açılışı Petrov Savunması'ndan kaçınmak amacıyla kullanır..I de aller fleste tilfellene fører jugoslavisk åpning til Pircs forsvar.