kaçın ile cümle

kaçın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Önce Kitbuğa, Laçın'in tavsiyelerine uymaktan kaçındı.Dokonce i po Libbině smrti se snaží dodržovat rady, které mu dala.
Kaçınılmaz eksikliklerine rağmen bu girişim büyük oranda başarılı olmuştur.I přes drobné nedostatky při vlastní akci byl tento úkol úspěšně splněn.
Birliklerimi 5 Aralık'ta durdurdum, aksi halde bir felaket kaçınılmaz olacaktı." diye yazmaktadır.Din fericire, mi-am oprit trupele pe 5 decembrie, altfel catastrofa ar fi fost de neevitat. "
Varış zamanı ve fizik kanunlarının varlığı için kaçınılmazdır.Sosirea sa este considerată inevitabilă ca urmare a existenței timpului și a legilor fizicii.
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.Evitarea mâncării și băuturii contaminate trebuie și ea să fie eficace.
Yazgıcılığı kabullenmek, kaçınılmazlığa direniş göstermekten daha uygundur.Că acceptarea este mai degrabă potrivită decât rezistența împotriva inevitabilității.
Uzun süre et yemekten kaçındı ve oruç tutmayı bir siyasi protesto yöntemi olarak kullandı.El se abținea de la mâncat pentru lungi perioade, folosind postul ca formă de protest politic.
Benzer büyüklükte olanlar birbirleriyle karşılaşmaktan kaçınır.Cei de rang egal tind să se evite reciproc.
Eğer Singapur saldırısı uzun sürerse yenilgimiz kaçınılmazdı.Știam că dacă trebuie să duc o luptă îndelungată pentru Singapore, voi fi învins.
Hastanın operasyondan sonraki 3 ay boyunca cinsel ilişkiden kaçınması tavsiye edilir.Pacienții după externare vor evita contactul sexual timp de 3 luni de la boala clinică.
Bir röportajda "Ölüme... kaçınılmaz ve cazip bir olgu gibi bakılıyor.Într-un interviu declara că „€Moartea este văzută drept un fenomen inevitabil și misterios.
Artık savaş kaçınılmaz olmuştu.Războiul era inevitabil.
Kadınları erkekten kaçınmaz; yabancı erkeklerle beraber otururlar ancak konuşmaktan imtina ederler.Nu îngăduiesc femeii nici să învețe pe altul, nici să stăpânească pe bărbat, ci să stea liniștită.
Yalan söylemekten kaçınmak.A te abține să minți.
Direk güneş ışığından kaçınmalıdır.Evită soarele puternic.
1858'e kadar fikirlerini yayımlamaktan kaçındı.A continuat să publice articole până în 1885.
Bu durum jetin içinde dengesizliğe yol açar ve bundan kaçınılmalıdır.O asemenea perspectivă ar însemna pluralism ontologic, fără îndoială de evitat.
Ancak Pasolini, kardeşinin hatırasını lekelememek için bu olayı gündeme getirmekten kaçınıyordu.Aceasta era o minciună pentru a-l opri pe Memnon să profite de ea.
Bazı durumlarda, agorafobi İlişkilerden kaçınma.Nu confundați cu Enterococcus faecalis.
Böylece gerçek muhabirlerin dikkatli ve detaylı sorularından kaçınılacaktı.Veșmintele sunt redate cu foarte mare grijă și atenție pentru detalii.
Sosyal etkileşimlerden kaçınırlar.Îi înlătura pe socialiști de la putere.
Sivrisineklerin sayısının azaltılması ve ısırmalarından kaçınmak da faydalı olabilir.Exerciții de stretching și de consolidare a musculaturii pot fi și ele utile.
Şarkıcı albümdeki birçok şarkıda, daha önceki çalışmalarında kullandığı vibratodan kaçınmıştır.În majoritatea cântecelor, solista a abordat vibrato-ul prezentat în albumele anterioare.
Bu noktadan itibaren öznenin yeniden anlamlandırılması kaçınılmaz bir gerekliliktir.Nu știu de ce vizitând expoziția aceasta simți o necesitate imperioasă de a o vedea din nou.
Yabancıların kurdukları tekellerden kaçınılmalıdır.Se curăță gura de eventualele corpuri străine.
Yousuf’un sonu kaçınılmazdır.Prăbușirea lui Iosif Rodean este totuși inevitabilă.
Kaçınılmaz bir şekilde Naruto'nun Sasuke'yi arayışı hız kazanır.Cu toate acestea, multe din acțiunile lui Naruto au ca scop găsirea lui Sasuke.
Çünkü bunun kaçınılmaz bir şey olduğunu düşünmüştür daha önce.Se pare că ceva neașteptat s-a întâmplat.
Gelecekteki ya da kaçınılmaz olduğu düşünülen olaylar karşısında boşvermişlik benzeri bir tutum.O atitudine de resemnare în fața unor viitoare evenimente sau fapte care sunt considerate inevitabile.
Şiirde Ligeia, kendi kaçınılmaz ölümlülüğünü kabullenmiş gibidir.Poemul arată în esență o admitere a inevitabilei sale mortalități.
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.Fertőzött élelmiszer és ital elkerülése szintén hatásos.
Yalan söylemekten kaçınmak.Tartózkodni a hazugságtól.
Bu kaçınılmaz sonuçlar da onun mukadderi olmuştur.A Bethánia Egylet is erre a szomorú sorsra jutott.
Tanrı’dan korkar, kötülükten kaçınır.’”Istenért és rosszindulatból hazudott.”
Rivayete göre orada yaşayan bir çoban, hayvanların bu bölgeye girmekten kaçındığını söyledi.A babona szerint az ilyen kémény megakadályozta, hogy a boszorkányok bejussanak a házba.
Fazla miktarda ve uzun süreli kullanımdan kaçınmak gerekir.Ezzel elkerülik a költséges és hosszadalmas újratervezést.
Zihinsel takıntılara bağlanıp kalmaktan kaçınmanın yöntemlerini öğretir.Módszert kell adnia az elmezavarok megelőzésére.
Sonuçta pazar için rekabetin ortaya çıkması kaçınılmazdı.A verseny történetében ez az egyetlen alkalom, hogy vasárnap rendezték a versenyt.
Savaş kaçınılmaz hale gelmişti.A háború elkerülhetetlenné vált.
Her bir sistemdeki değişim kaçınılmaz olarak diğerlerini de etkiler.Ebben az esetben minden változót befolyásolja a többi is.
Yousuf’un sonu kaçınılmazdır.József álma beteljesedett.
(Kaçıncı saattir) Mi amas vin. = Seni seviyorum.A ti te quiero. ’Téged szeretlek.’
İnsan, evrimin kaçınılmaz bir sonucu değildir.Fontos szem előtt tartani, hogy az emberi evolúció nem egy lezárult folyamat.
Sauron bu güçün karşısında savaşmaktan kaçındı ve Kral'ın karşısında boyun eğdi.István legyőzte ellenfeleit, és biztosította hatalmát az ország felett.
Sözlü,sanatlı söyleyişlerden kaçınılmıştır.Kerülni kellett a trágár, durva szavakat.
Bu döneme göre ölüm kaçınılmazdır ve hayat fanilikten ibarettir.A tökéletes boldogság már a múlté volt, és a halál is csak idő kérdése.
Kızıl Ordu birlikleri burada da kuşatılmaktan kaçındılar.A római sereget körülvették és nem volt kiútja.
Vergi affı Vergiden kaçınma Vergi uyumsuzluğuProporcionális adó Regresszív adó Vagyonadó Áfa
Nemli, ıslak alanlardan kaçınır.A nagyon száraz helyeket elkerüli.
Ateşli hastalıklardan kaçınılmalı ve ateş önlenmelidir.Az égetésre a fertőzések megakadályozása végett volt szükség.
Tüm tarafları sakin kalmaya ve şiddetten kaçınmaya davet etti.Minden felet arra kért fel, hogy tanúsítsanak önmérsékletet, és kerüljenek el bármiféle összetűzést.
Risklerden kaçınmak.Kockázat semmi.
Padme, Obi-wan'ın anlattıklarına inanmak istemez, Anakin'in nereye gittiğini söylemekten kaçınır.Padmé nem sejti, hogy mire vetemedett Anakin, és amikor később Obi-Wan felvilágosítja őt, nem akar hinni neki.
(Kaçıncı saattir) Mi amas vin. = Seni seviyorum.Mi amas vin. = ’Minä rakastan sinua.’
Ayrıca gruplar arasında kavgalar da kaçınılmazdır.Lisäksi on taisteluita ryhmien välillä.
"Hemen kaçın buradan." dedi.Päästäkää meidät ulos täältä!".
Birçok polisin şiddet kullanmaktan kaçındığı rapor edildi.Toisaalta monet kieltäytyivät luopumasta väkivaltaisista keinoista.
Fakat hızlı sıcaklık değişimlerinden kaçınmak gerekir.Lasivuoka ei kestä liian nopeita lämmönvaihteluita.
Vergi affı Vergiden kaçınma Vergi uyumsuzluğuVerosuunnittelu Veronkierto
Sonuç olarak, kaçınılmaz olarak Rus Ordusu çökmeye başladı.Päätöksen tuloksena Venäjän armeija alkoi hajota.

İlgili Sayfalar