kaçın ile cümle

kaçın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Sonuçta pazar için rekabetin ortaya çıkması kaçınılmazdı.Na afloop was besloten dat men de volgende zondag een wedstrijd palingtrekken zou organiseren.
Ancak bu arada buluntular rutubetli ortamda kaldığından, kaçınılmaz olarak yavaşça çürümeye başladı.Omdat hun lichamen nu feitelijk dood zijn, beginnen ze langzaam te ontbinden.
Drake oldukça utangaçtı, konser vermekten elinden geldiğince kaçınırdı.Cruijff was echter genadeloos en liet zijn spits zo veel mogelijk spelen.
Tanrı’dan korkar, kötülükten kaçınır.’”“Wend je af van het kwade en doe alleen nog het goede.
Ama önceleri bölgedeki Müslümanlar bunları tedarik etmekten kaçınmaktaydılar.Moslims wilden ze daarentegen sparen.
Vergi affı Vergiden kaçınma Vergi uyumsuzluğuInkomstenbelasting Belasting Fiscaal recht Belastingdienst Handhaving van belastingen
Tedavi sırasında cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır.Vermijd seksuele betrekkingen totdat de behandeling met medicijnen is voltooid.
Nemli, ıslak alanlardan kaçınır.Droge tot matig vochtige gebieden.
Bu durum savaşı kaçınılmaz hale getirdi.Door de oorlog werd hun hulp zelfs onmisbaar.
2012'de "Kaçın Kurasıyım" EP'sini yayımladı.In 2014 werd "Ku Ingin Kau" uitgebracht.
Fakat hızlı sıcaklık değişimlerinden kaçınmak gerekir.Die materialen zijn goed tegen snelle temperatuursveranderingen opgewassen.
Artık, bir dünya savaşı kaçınılmazdı.Een botsing van werelden lijkt onontkoombaar.
Geniş yapraklı ormanlarda yaşar, açık arazilerden kaçınır.De soort is te vinden in bossen, en vermijdt open plaatsen.
Bu nedenle üst üste ayçiçeği ekiminden kaçınılmalıdır.Daardoor is de pluim van boven gezien plat.
Hukuk ve etik (ahlaklılık) arasında doğal ve kaçınılmaz bir bağlantı yoktur.Tussen recht en moraal bestaat in het rechtspositivisme geen logisch noodzakelijk verband.
Bu, teknik bir konu sayılan dilde de kaçınılmaz olarak böyledir.In eigen taal is dat de stand der techniek.
Karanfil alerjisi olan kişiler de bu sigaralardan kaçınmalıdır.Mensen met een allergie voor parfum dienen benzylbenzoaat te vermijden.
Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.Usuńcie złego spośród was samych.
"Hemen kaçın buradan." dedi.Thông powiedział: "Odejdź."
Gibi kompulsif davranışlardan kaçınmak.Możliwe jest zatrzymanie kompulsywnych zachowań.
İç savaş kaçınılmazdı.Wojna domowa była nieunikniona.
Direk güneş ışığından kaçınmalıdır.Unikają bezpośredniego kontaktu ze światłem słonecznym.
Kaçınılmaz Alman istilası 10 Mayıs 1940'ta yerel saat 03:55'te başladı.Niemiecka ofensywa na Zachodzie rozpoczęła się 10 maja 1940 roku o godzinie 5:35.
Kont Leofric ve Kont Siward bu sefer kralı desteklemekten kaçındılar.Earlowie Leofric i Siward w międzyczasie zrazili się do króla.
Krav Maga öğrencileri herhangi bir çatışmadan kaçınmaya teşvik eder.Pomaga też uczniom w ewakuacji przed decydującą bitwą.
Bu durum jetin içinde dengesizliğe yol açar ve bundan kaçınılmalıdır.Utwór traktuje o pośpiechu, którego należy unikać.
Ta ki Polonya'nın işgali savaşı artık kaçınılmaz hale getirene kadar.Obawiał się, że wojna doprowadzi Polskę do niespotykanej dotąd klęski.
Tüm tarafları sakin kalmaya ve şiddetten kaçınmaya davet etti.Wezwali wszystkie strony do wykazania spokoju w celu uniknięcia kolejnych ofiar i przemocy.
( İyi plânlanmış bir çekilmeyle problemden kaçının.(Rozdz. opuszczony z powodu wadliwego nagrania.
Böylece, Strategikon, Pers oklarını kullanmaktan kaçınmak için düz arazide hızlı harçlarla saldırmayı önerir.Strategikon radził zatem walkę na równinnym terenie i szybką szarżę, aby uniknąć strzał Persów.
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.Unikanie zakażonej żywności oraz napojów również stanowi skuteczny środek.
Fakat hızlı sıcaklık değişimlerinden kaçınmak gerekir.Należy unikać zbyt szybkiej zmiany temperatury w zbiorniku.
Benzer büyüklükte olanlar birbirleriyle karşılaşmaktan kaçınır.Bierki o tej samej sile nie mogą się nawzajem przemieszczać.
Savaş kaçınılmaz hale gelmişti.Konflikt stał się nieunikniony.
Medyada haber olmaktan kaçınırlar.Dokąd prowadzą nas media.
Sosyal etkileşimlerden kaçınırlar.Do dawania na cele społeczne niechętni.
Tuzlu topraklardan kaçınır.Odporna na zasolenie gleby.
Gereksiz zorlama ve yeni yaralanmalardan kaçınılmalıdır.Konieczna jest troskliwa pielęgnacja i niedopuszczenie do kolejnych odleżyn.
İlk başta onlardan kaçınmaya çalıştı.Z początku chciał go tylko uprościć.
Dışarıya yalnız çıkmaktan korkar ve sosyal olmaktan kaçınır.Możesz trzymać się z dala od walki i ciągle być mężczyzną.
Ahtapotlar genellikle insanlardan kaçınır ancak bazı olaylar doğrulanmıştır.Ośmiornice ogólnie unikają ludzi, jednak potwierdzano ataki na ludzi.
Kadınlarla konuşmaktan bile kaçınmakta idi.Ci nie zamierzali dyskutować z kobietą.
Kendilerini kaçınılmaz olan sona hazırlarlar.Koniec procesów bez końca..
Tapınaklarda şort, kolsuz t-shirt, mini etek gibi kıyafetleri giymekten kaçınmak gerekir.Wejście na Wzgórze Świątynne jest bezpłatne, należy jednak pamiętać o odpowiednim skromnym ubraniu.
Uzun süre et yemekten kaçındı ve oruç tutmayı bir siyasi protesto yöntemi olarak kullandı.Wielokrotnie powstrzymywał się od jedzenia, używając postu jako broni politycznej.
Vergi affı Vergiden kaçınma Vergi uyumsuzluğuZobowiązanie podatkowe Obowiązek podatkowy Umorzenie zaległości podatkowej
Japonca'da bu belirsizlikten kaçınılır.W Japonii fakt ten został przyjęty neutralnie.
Kendine zarar verici davranışlardan kaçınmaz.Powstrzymywać się od złego seksualnego prowadzenia się.
Risklerden kaçınmak.Informacje o ryzyku.
Dolayısıyla bunların piyasa fiyatlarının artması, kaçınılmaz olarak maliyetlerin artmasını gerektirir.Powyższy skutek wywołuje wzrost (niekoniecznie równomierny) cen innych towarów.
Bu yöntem, kemoterapinin zararlarından kaçınmada oldukça etkilidir.Leki te nie są skuteczne w leczeniu wymiotów spowodowanych chemioterapią.
Sen hiçbir kandan kaçınmazsın.Nikt nie odbierze nam wolności.
Kendisine yöneltilen sorulara cevap vermekten kaçındı.On odmówił odpowiedzi na zadane mu pytania.
Bu tehlikelerden kaçınılması için uygulama öğretmen/öğrenci ilişkisi dışında "gizli" tutulması gerekir.För att undvika dessa faror, hålls utövandet 'hemligt' utanför lärare/student-relationen.
Elinden gelen bir hizmeti, yardımı vermekten, yapmaktan kaçınmamaktır.Du skall inte tillbe dem eller tjäna dem.
Uzun süre et yemekten kaçındı ve oruç tutmayı bir siyasi protesto yöntemi olarak kullandı.Han avstod från föda under långa perioder, och använde fasta som en form av politisk protest.
Sivrisineklerin sayısının azaltılması ve ısırmalarından kaçınmak da faydalı olabilir.Även att minska antalet myggor och att undvika myggbett kan vara lämpligt.
Bu Kaçıncı Sevda, bir Alpay albümü.Für Euch, die Ihr liebt är ett dubbelalbum.
Artık savaş kaçınılmaz olmuştu.Krig var nu oundvikligt.
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.Det ska också vara effektivt att undvika förorenad mat och dryck.

İlgili Sayfalar