kaçın ile cümle

kaçın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ortak karar verrme "kazananlar" ve "kaybedenler" düşüncesinden kaçınmaya çalışır.يراعى اتخاذ القرارات بتوافق الآراء تجنب "الفائزين" و "الخاسرين".
Diğer çocuklardan kaçındı, Kingswood-Oxford School'u bıraktı ve özel ders almaya başladı.فابتعدت عن الأطفال الآخرين، وتوقفت عن الذهاب إلى مدرسة أكسفورد، وبدأت تتلقى دروسًا خصوصية.
En az bir yazar,serbest akış statik basıncını açıklamadan kaçınmak için farklı bir yaklaşım alır.سلك مؤلف واحد على الأقل طريقاً مختلفاً لتجنب الحاجة إلى تعبير الضغط الساكن للتدفق الحر.
Yazgıcılığı kabullenmek, kaçınılmazlığa direniş göstermekten daha uygundur.أن القبول ملائم، بدلا من المقاومة ضد الحتمية.
Direk güneş ışığından kaçınmalıdır.تجنب التعرض المباشر لأشعة الشمس.
Tüm niyet ve amaçlar için kaçınılmaz son belli olmuştu.الوضوح التام في المقاصد والغايات.
Risk Analizi Riskten kaçınma Risk yönetimiإدارة تحليل المخاطر.
Lübnan ve Ürdün savaşa hukuken katılmaktan kaçındılar.وكانوا يجيدون الكرّ والفرّ في القتال.
Gelecekteki ya da kaçınılmaz olduğu düşünülen olaylar karşısında boşvermişlik benzeri bir tutum.موقف من الانسحاب في مواجهة بعض الأحداث أو الأحداث التي يعتقد أن يكون لا مفر منه في المستقبل.
"Hemen kaçın buradan." dedi.دعنا نذهب من هنا!»
Yalan söylemekten kaçınmak.لتجنب التسرب.
Bu şekilde düşük olasılıklı bir kural bulma amacını ima edilmesinden kaçınılmıştır.هذه الحقيقة يحظر مفهوم انخفاض محتمل أحادي الاتجاه.
Cinsel suistimalden kaçınmak.الابتعاد عن المهيجات الجنسية.
Ancak kaçınılmaz sonun geldiğine karar verir.ولا يجد سوى الانتهاء الصعب .
Budizm’in Beş İlke'sinden birincisi, “can almaktan kaçınmak” bu tartışmaları yönlendiren temel ilkedir.على الرغم من أن الوصية الأولى من الوصايا الخمس للبوذية تدور حول الامتناع عن تدمير الحياة.
Birçok polisin şiddet kullanmaktan kaçındığı rapor edildi.وذكر بأن العديد من أفراد الشرطة ضبطوا وهم يستخدمون العنف.
Oyuncular ayrıca kaçınma manevraları gerçekleştirebilir.ويمكن للاعب تجنب بعض الفخاخ بالطبع.
Bununla birlikte zamanaşımı borcu sona erdirmez, sadece borçluya ödemekten kaçınma hakkı verir.عندئذ اغتنم بعض سيئي النية الفرصة، وامتنعوا عن دفع الضريبة.
Tedavi sırasında cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır.تجنب الألحاح خلال ممارسة الجنس.
Pastörize edilmemiş sütten ve meyve suyundan kaçınılmalıdır.عن طريق تجنب تناول الخضار والفواكة الغير مغسولة جيدا.
İçmekten kaçınırım.أنا ممتنع عن شرب الكحول
Birliklerimi 5 Aralık'ta durdurdum, aksi halde bir felaket kaçınılmaz olacaktı." diye yazmaktadır.Felizmente, parei as minhas tropas a 5 de Dezembro, caso contrário, a catástrofe seria inevitável."
Uluslararası güvenlik ve ulusal güvenlik kaçınılmaz olarak birbiriyle bağlantılıdır.Segurança internacional e nacional são invariavelmente ligadas.
O, "Bu bir aktör için kaçınması çok zor, biraz göstermek istersin."É bem difícil para um ator evitar, você quer mostrar um pouco.
Raimondo bu kavgada bulunanlara Kilise adına kavgadan kaçınmalarını ister.Raimondo exorta os contendores a, em nome da Igreja, pararem de lutar.
Mezopotamya kalelerinden kaçınarak, Suriye ve Kilikya'nın daha kolay hedefleri üzerinden ilerlediler.Eles evitaram as fortalezas da Mesopotâmia, indo aos alvos mais fáceis da Síria e Cilícia.
Diğer çocuklardan kaçındı, Kingswood-Oxford School'u bıraktı ve özel ders almaya başladı.Ela se afastou das outras crianças, saiu da Oxford School, e começou a receber aulas particulares.
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.Evitar comida e água contaminada é igualmente eficaz.
Madonna'nın vokalleri şarkı boyunca vibratodan kaçınır ve Orta Çağ müziği ile benzer bir duruş sergiler.A voz de Madonna ao longo da obra carecem de vibrato, e foi comparada com vozes da música medieval.
Bu uzun barış ve refah dönemi kaçınılmaz şekilde ordunun rehavet içine girmesine ve laçkalaşmasına neden oldu.Inevitavelmente, este longo período de paz e prosperidade levou à complacência e à negligências dos militares.
Bu dönemde, Ağa Muhammed Han kendisini İran'ın şahı olarak görüyor; ancak "Şah" unvanından kaçınıyordu.Durante esse período, Aga Maomé Cã viu-se como rei do Irã, entretanto ele evitou usar o título "Xá".
İki cephede bir savaştan kaçınmak için, Theodosius Ardaburius'u geri çağırdı.Para evitar uma guerra em duas frentes, Teodósio chamou de volta Ardabúrio.
Bu durum savaşı kaçınılmaz hale getirdi.O fracasso da negociação tornou a batalha inevitável.
Yemekten ve solunumdan kaçının.Respirar e comer corretamente.
"Bu kaçıncı Kıbrıs müzakeresi?".Mas qual o segredo de tanto sucesso?».
Shaw, vejetaryen olmasının yanında ayrıca içki ve sigaradan da hayatı boyunca kaçınmıştır.Absteve‐se totalmente do álcool e do cigarro durante toda a vida.
Şarkıcı albümdeki birçok şarkıda, daha önceki çalışmalarında kullandığı vibratodan kaçınmıştır.Em muitas canções, a cantora abandonou o vibrato, que esteve presente em seus materiais antecessores.
Banka yetkilileri başlangıçta basının konuyla ilgili sorularını cevaplamaktan kaçındılar.O Grupo RBS inicialmente negou as informações através de comunicado oficial.
Bazı riskler kaçınılmazdır.Correm muitos riscos desnecessários.
Bunlar kaçınılmaz değildi ancak siyasi kararlardı.Não são uma inevitabilidade, mas sim o resultado de decisões políticas.
Japonca'da bu belirsizlikten kaçınılır.Esse desacoplamento não se deu no Japão.
Bu yöntem, genel mevzuat ve yargı gözetimi kullanmaktan kaçınmaktadır.Este método pode evitar a todo custo preconceitos e julgamentos subjetivos.
Benzer büyüklükte olanlar birbirleriyle karşılaşmaktan kaçınır.Eles são ligados uns aos outros de tal forma que não podem viver separados.
Karanfil alerjisi olan kişiler de bu sigaralardan kaçınmalıdır.O citral deve ser evitado por pessoas com alergia a perfumes.
İkili, Vardy'lerin saldırısından kaçınmak için kendilerini gülümseye zorlayarak oradan kaçarlar.Para permanecerem vivos, eles precisam sorrir na presença dos Vardy.
2012'de "Kaçın Kurasıyım" EP'sini yayımladı.Em 2012, lança o portal "Daqui Dali".
"Bölüm #" tanımı ise diğer sezonlarla birlikte dizinin kaçıncı bölümde olduğunu göstermektedir."Limites" refere-se às diferentes áreas interligadas em cadeia.
Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.Vermijdt ze dus, opdat gij voorspoedig moogt zijn.
Aksi halde tekrarı kaçınılmaz olur.En dan gebeurt het onvermijdelijke.
"Hemen kaçın buradan." dedi.“U moet dit schip onmiddellijk verlaten,” zegt hij.
Ne kendinizi ne de düşmanı bilmiyorsanız sizin için gireceğiniz her savaşta yenilgi kaçınılmazdır.'Als jullie niet ophouden met offeren, zal de toorn niet van jullie wijken".
Genç günlerinden sonra, karşı cinsten olan yakın arkadaşlığından kaçındı.Aan het eind van de autorit is hij het geheel met zijn waarschuwende jonge vriend eens.
Çok nemli yağmur ormanlarından kaçınırlar.Het is een bewoner van regenwouden.
Kadınlarla konuşmaktan bile kaçınmakta idi.Ze wil ook niet dat hij met andere vrouwen praat.
Bu ise riskten kaçınma için ön yargıları ve karar vermedeki risk toleransını da arttırır.Codificatie moet rechterlijke willekeur voorkomen en de rechtszekerheid vergroten.
Bilimsel yazı, jargon'dan kaçınmalıdır.In de wetenschap hanteert elke discipline jargon.
P261 Tozunu/dumanını/gazını/sisini/buharını/spreyini solumaktan kaçının.Niet te verwisselen met de (Obere) Lahntalbahn tussen Cölbe en Erndtebrück.
Trajedi kaçınılmaz olacaktır.Het noodlot is onafwendbaar.
(Kaçıncı saattir) Mi amas vin. = Seni seviyorum.Voorbeeld: Szeretlek=Ik houd van jou; Látlak beneteket=Ik zie jullie.
Bazı riskler kaçınılmazdır.Wel is het mogelijk bepaalde risico's te verzekeren.

İlgili Sayfalar