kaçın ile cümle

kaçın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Sosyal etkileşimlerden kaçınırlar.Störungen des Sozialverhaltens.
Rus kültürü, İsrail’deki sanatta kaçınılmaz etkiler getirdi.Aber ich brauche etwas von dem russischen Wahnsinn in meinem Spiel.
Cromwell birlikleriyle beraber ilerlerken, Sir David Leslie düşmanla temastan kaçınma taktiğine devam eder.Trotz verschärfter Bewachung gelingt es Sir Percy, die beiden mittels Bestechung zu befreien.
Göç ederken çöller ve dağlar üzerinden geçer ancak açık denizden kaçınırlar.In den Bergen selbst jagen sie und erholen sich von der Hitze im Tal.
Microsoft'un Xbox Live Gamertag'la karşılaştırmaları kaçınılmaz, çünkü iki hizmet aynı arka planı kullanıyor.Kid Icarus' Spielweise ist vergleichbar mit der von Metroid, da beide Spiele die gleiche Spiel-Engine nutzen.
Vergi affı Vergiden kaçınma Vergi uyumsuzluğuUmweltschutz durch nicht-steuerliche Abgaben.
Risk Analizi Riskten kaçınma Risk yönetimiRisikoaversion Risikoaffinität Nutzenfunktion Risikoneutrale Bewertung
Gemiyi donatmak için hiçbir masraftan kaçınmadı.Keiner wollte die Flotte mit ihren Kosten übernehmen.
Kuşkusuz bu şartlarda devlet ricali arasında bir nüfuz mücadelesi olması kaçınılmazdır.Innerhalb der Art besteht nur während der Ranz zwischen den Rüden ein verstärkter Konkurrenzkampf.
Fakat hızlı sıcaklık değişimlerinden kaçınmak gerekir.Dabei sorgt er für rasche Temperaturwechsel.
Makedonya savaşları sırasında Roma ve Trakya arasında bir çatışma kaçınılmaz hale gelmişti.Ein Konflikt zwischen Rom und den Parthern schien daher unausweichlich.
Burada bundan kaçınıldı.Sie blieb dabei ungeschlagen.
Kadınlarla konuşmaktan bile kaçınmakta idi.Frauen, die mit Frauen sprechen.
Bazı riskler kaçınılmazdır.Risiken lassen sich nicht ausschließen.
Bu durum savaşı kaçınılmaz hale getirdi.Mit diesem Zwischenfall war ein Krieg unvermeidlich geworden.
Lütfen sigara içmekten kaçının.Abstenez-vous de fumer, s'il vous plait.
Doktorum bana bir süreliğine alkol içmekten kaçınmamı önerdi.Mon médecin me conseilla de m'abstenir de boire de l'alcool pendant un moment.
Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz.Écartez-vous en, afin que vous réussissiez.
Üçü Haziran 1379'da hapisten kaçınca, bunun sorumlusu olduğu düşünüldü.Lorsque ses trois parents s'évadèrent de prison en juin 1379, elle fut jugée responsable.
Çekingen insanlar böyle durumlardan korkarlar ve kaçınmaları gerektiklerini hissederler.Les personnes timides craignent ces situations et pensent qu'elles se doivent de les éviter.
Kuşatılmaktan kaçınmak gerekiyordu.Je veux éviter l’encerclement.
Yalan söylemekten kaçınmak.Évitez le mensonge.
Risklerden kaçınmak.Les risques.
Filmin kaçınılmaz sonuna rağmen Madonna şarkı söyleyebildiği için şanslı." yorumunu yaptı.Le film n'a pas rencontré beaucoup de succès, heureusement que Madonna sait chanter ».
Sosyal etkileşimlerden kaçınırlar.Les retombées sociétales.
Philippus'un tüm yaşamı boyunca çatışmadan kaçınmış olduğu aşikardır.Le désir de Philippus d'éviter les conflits est évident tout au long de sa vie.
Fakat hızlı sıcaklık değişimlerinden kaçınmak gerekir.Les changements de température peuvent être rapides.
"Bu kaçıncı Kıbrıs müzakeresi?".Où avez-vous jamais eu cette horrible coupe de cheveux ?
Bu batıl inanç hâlâ öylesine güçlüdür ki, bazı kimseler 13 kişiyi aynı masaya oturtmaktan kaçınır.Cela semble être à l'origine du soin que beaucoup encore mettent à ne pas être treize à table.
Bazı durumlarda, agorafobi İlişkilerden kaçınma.Ne pas confondre avec l'entreprise de parfumerie Fabergé.
(Kaçıncı saattir) Mi amas vin. = Seni seviyorum.Face A : I love you because.
Hukuk ve etik (ahlaklılık) arasında doğal ve kaçınılmaz bir bağlantı yoktur.Il n’y a donc aucune différence entre nécessité morale et naturelle.
Bu kaçınma, diğerlerinin iyi olmalarına ilişkin endişeyi azaltır.Voilà un exemple qu'il nous faut pour faire taire un peu les autres.
Kaçınılmaz son ise resmin sol alt bölümünde yere serilmiş şekilde yatan adamın cesedidir.La fin inévitable est vue dans le corps d'un homme, jeté au sol en bas à gauche de la composition.
Orada Cromwell’e boyun eğmiş ve her türlü siyasal çalışmadan kaçınmıştır.Il se rallie à Cromwell et reste sans emploi à la Restauration.
Tanrı’dan korkar, kötülükten kaçınır.’”Peur Allah, ne laissez pas le diable vous conduire à enfer ... "
Benzer büyüklükte olanlar birbirleriyle karşılaşmaktan kaçınır.Les scènes étant largement dispersées les unes des autres pour ne pas se gêner les uns les autres.
Ancak elektrikle temasın olduğu durumlarda çarpılma riskine karşı su kullanımından kaçınılmalıdır.Cependant, il faut éviter un maximum la corrosion des combustibles irradiés au contact de l'eau.
Ne kendinizi ne de düşmanı bilmiyorsanız sizin için gireceğiniz her savaşta yenilgi kaçınılmazdır.'Puis il ne t'est fait aucun grief si tu invites chez toi l'une de celles que tu avais écartées.'
Balkan edebiyatını açıklamada “dil” ölçüt olarak koyulursa, hata kaçınılmaz olur.La lecture littérale « uest » en accentuant la finale est fautive.
Pers elçilerinin elleri boş dönmesiyle artık savaş kaçınılmaz olmuştur.L'ambassade perse revenant les mains vides, la bataille semble inévitable.
Sonuçta pazar için rekabetin ortaya çıkması kaçınılmazdı.Ce fut la dernière fois que le concours eut lieu un dimanche.
Yemekten ve solunumdan kaçının.Le repas et la parole.
Birçok polisin şiddet kullanmaktan kaçındığı rapor edildi.Beaucoup d’entre eux se sont enfuis pour échapper aux violences.
Sovyet askeri bölgesi bu hatadan kaçınmak kararındadır.Le camp blanc est alors obligé de couvrir cet échec.
Eğer bademcikler çok büyük ve geniz eti varsa, o zaman cerrahi tedavi kaçınılmazdır.En cas d'abcès ou de médiastinite nécrosante, le traitement chirurgical est nécessaire,.
Karanfil alerjisi olan kişiler de bu sigaralardan kaçınmalıdır.Bien entendu les personnes allergiques à l’Amorolfine doivent éviter son utilisation.
Lübnan ve Ürdün savaşa hukuken katılmaktan kaçındılar.Dragon-Lune et l'Overmind ne purent en percer les défenses.
Elinden gelen bir hizmeti, yardımı vermekten, yapmaktan kaçınmamaktır.Ses anciennes connaissances, incapables de lui fournir un travail et de l'aider, la fuient.
Kendine zarar verici davranışlardan kaçınmaz.Il ne se livrera pas à des actions violentes.
Sistem, alt sistemleriyle kaçınılmaz bir ilişki içindedir.Chaque sous-système interagit avec les autres sous-systèmes.
Bu nedenle de ondan kaçınmaya başlayınca Clary, aralarında ne olduğu ile ilgili şüphelenmeye başlar.Comme il ne dit pas toute la vérité, Connie commence à avoir des soupçons.
Michael Myers, hastaneden kaçınca Laurie'nin peşine düşer.Michael Myers, échappé de l'hôpital psychiatrique, poursuit sa demi-sœur, Laurie Strode, hospitalisée.
Ardından sırasıyla veritiplerindeki artırımlar yarış durumlarından kaçınmak için gerçekleştirilir.Puis on termine pour que les extrémités soient tenues.
Ancak Nazizm tek başına Hristiyanlığın kaçınılmaz bir sonucu değildir."Le christianisme historique n'en est pas l'unique source.
İlk başta onlardan kaçınmaya çalıştı.Dans un premier temps il veut l’épargner.
Gibi kompulsif davranışlardan kaçınmak.Adopter un comportement indésirable.
Bununla karşılaşan kişi de kaçınılamaz bir şekilde ölür.Toute personne qu'ils surprennent alors disparaît à jamais.
Abartılı sahne teatralliğinden kaçınmışlardır.Faillite de l'Illustre Théâtre.
Bazı riskler kaçınılmazdır.À ce stade les risques sont impénétrables.

İlgili Sayfalar