Ana içeriğe geç
Sözlük

kaçınılmaz ile cümle

kaçınılmaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
4
ORT. KELİME
Bir gün Fransa'ya gitmem kaçınılmaz, sadece ne zaman olduğunu bilmiyorum.It is inevitable that I go to France someday, I just don't know when.
Büyük güce sahip egemen milletler olduğu sürece savaş kaçınılmazdır.As long as there are sovereign nations possessing great power, war is inevitable.
Dışişleri Bakanı, savaşın kaçınılmaz olduğunu söyledi.The Foreign Minister said that war was inevitable.
Ne yaparsan yap,doğru adımla başlamak kaçınılmazdır.Whatever you're doing, starting off on the right foot is essential.
Bu kaçınılmaz gibi gözüküyor.This appears to have been inevitable.
Koşullar altında iflâs kaçınılmazdır.Under the circumstances, bankruptcy is inevitable.
Bu koşullar altında, iflas kaçınılmazdır.Under the circumstances, bankruptcy is inevitable.
Kazalar kaçınılmaz.Accidents are inevitable.
İşin doğrusu iflas kaçınılmaz.As a matter of fact, bankruptcy is inevitable.
Amcam çok sigara içen biridir; tütün onun için kaçınılmazdır.My uncle is a very heavy smoker; tobacco is indispensable to him.
Savaş kaçınılmaz değil.War is not inevitable.
Onların karşılaşmaları kaçınılmazdı.It was inevitable that they would meet.
Toplantıları kaçınılmazdı.Their meeting was inevitable.
Onun aptallığı kaçınılmazdı.His stupidity was unavoidable.
Bir oni oniden korkanlara kaçınılmaz şekilde görünecek.An oni will appear inevitably to those who fear oni.
Kaybetmek bizim için kaçınılmazdı.It was inevitable for us to lose.
Kaosun gelmesi kaçınılmaz.The coming of chaos is inevitable.
İmparatorluğun çöküşü kaçınılmazdı.The fall of the empire was inevitable.
Çöküş kaçınılmazdır.The downfall is inevitable.
O, kaçınılmaz bir şeydir.It's inevitable.
O, kaçınılmaz bir sorun.That problem is not avoidable.
Yaşlı general "barış kaçınılmazdır" dedi."Peace is evitable", said the old general.
Sen kaçınılmazsın.You're indispensable.
Zayiat kaçınılmazdı.Casualties were inevitable.
Değişim kaçınılmaz.Change is inevitable.
Tom kaçınılmazı kabul etti.Tom accepted the inevitable.
Karar kaçınılmazdı.The decision was unavoidable.
Bunun kaçınılmaz olduğunu varsayıyorum.I assume it was unavoidable.
Sanırım bu kaçınılmazdı.I guess this was inevitable.
Korkarım bu kaçınılmaz.I'm afraid it's unavoidable.
İleri gitmek kaçınılmaz.Progress is unavoidable.
Gelişme kaçınılmaz.Progress is inevitable.
İlerleme kaçınılmaz.Progress is inevitable.
Görüş farklılıkları işbirlikçi projede kaçınılmazdır.Differences of opinion are inevitable in a collaborative project.
O olay kaçınılmazdır.That occurrence is inevitable.
Bu açıkça kaçınılmaz.It is clearly inevitable.
Kaçınılmaz sonuçları olacaktır.There will be inevitable consequences.
Ülkedeki değişimler kaçınılmazdır.Changes in the country are inevitable.
Gecikme kaçınılmazdı.The delay was unavoidable.
Ölüm kaçınılmazdır.Death is inevitable.
Olan şey kaçınılmazdı.What happened was unavoidable.
Burada olan şey kaçınılmazdı.What happened here was unavoidable.
Ağrı kaçınılmazdır. Acı isteğe bağlıdır.Pain is inevitable. Suffering is optional.
O kaçınılmazdır.That is unavoidable.
Bu kaçınılmaz bir sonuç.It's a foregone conclusion.
O, açıkçası kaçınılmazdır.That's obviously inevitable.
Bu tür sorunlar kaçınılmazdır.These kinds of problems are unavoidable.
Durgunluk kaçınılmazdı.The deadlock was inevitable.
Bu şimdi kaçınılmaz.This is now inevitable.
O kaçınılmazdı.That was inevitable.
Bu maç kaçınılmaz bir sonuç. Ben bile onu izlemeyeceğim.This match is a foregone conclusion. I'm not even going to watch it.
Onun kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum.I know that it's inevitable.
Bir gün Fransa'ya gidecek olmam kaçınılmaz. Ben sadece zamanı bilmiyorum.It is inevitable that I will go to France someday, I just don't know when.
Bu kaçınılmazdı, değil mi?It was inevitable, wasn't it?
Bu tür hatalar kaçınılmazdır.These kinds of mistakes are inevitable.
Şartlar göz önüne alındığında, böyle bir olayın gerçekleşmesi kaçınılmazdı.Given the circumstances, it was inevitable that such an incident should take place.
Savaşın yoğunlaşması kaçınılmazdır.It is unavoidable that the fighting will intensify.
Sadece kaçınılmaz olanı erteliyorsun.You're only postponing the inevitable.
Kaygan eğim kaçınılmazdır.The slippery slope is unavoidable.
Bu masraf kaçınılmazdır.This expense is unavoidable.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod