kızgın ile cümle

kızgın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ve inandığı nedenlerden biri de annesinin, ki anneside o çok gençken vefat etmişti, ona kızgın olmasıydı.Iar unul dintre motive, credea ea, era că mama ei, care murise când ea era foarte tânără, era supărată pe ea.
Ve inandığı nedenlerden biri de annesinin, ki anneside o çok gençken vefat etmişti, ona kızgın olmasıydı.I jednym z nich było to, że jej matka, która umarła kiedy była bardzo młoda, była na nią zła.
Ve inandığı nedenlerden biri de annesinin, ki anneside o çok gençken vefat etmişti, ona kızgın olmasıydı.Ja yksi syy, hän uskoi, oli, että hänen äitinsä, joka oli kuollut hänen ollessaan nuori, oli hänelle vihainen.
Ve inandığı nedenlerden biri de annesinin, ki anneside o çok gençken vefat etmişti, ona kızgın olmasıydı.그녀가 생각했던 그 이유들중 하나는, 그녀가 생각하기를, 그녀가 아주 어렸을때 죽었던 그녀의 엄마가 그녀에게 화가 나있었다는 것이었죠.
Ve inandığı nedenlerden biri de annesinin, ki anneside o çok gençken vefat etmişti, ona kızgın olmasıydı.ואחת הסיבות, היא חשבה, הייתה שאמא שלה שמתה כשהיא הייתה מאוד צעירה, כועסת עליה.
Ve inandığı nedenlerden biri de annesinin, ki anneside o çok gençken vefat etmişti, ona kızgın olmasıydı.واحد اسباب هذا انها تعتقد ان امها التي ماتت عندما كانت صغيرة كانت غاضبة منها
Ve inandığı nedenlerden biri de annesinin, ki anneside o çok gençken vefat etmişti, ona kızgın olmasıydı.自分に対して怒っているのが理由の一つだと考えました。 なので、私は死の概念をいつも身近に感じていました。
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.Azt mondtam: "Tudom, tudom." (Nevetés) Azt felelte:
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.Eu disse "Eu sei, eu sei." (Risos) Ela disse: "Eles não querem, tipo, um homem negro zangado."
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.Hon sa: "De vill inte ha en sån där arg svart man."
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.Hun sagde, "De vil ikke have, altså, den vrede sorte mand."
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi."사람들은 화난 흑인 남자를 원하는게 아녜요."
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.Me dijo, "No quieren ver, bueno, al negro enojado".
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi."Non vogliono, come dire, il tipo nero arrabbiato."
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi."Nu vor un bărbat de culoare nervos."
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.Odvetila mi: "Nebudú tam chcieť nahnevaného černocha."
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.Ona powiedziała: "Nie polubią wkurzonego, czarnego faceta."
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.Sie sagte: "Sie wollen nicht den wütenden schwarzen Mann."
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.Vợ tôi lại nói, "Họ không muốn nghe những người da đen hay nổi nóng."
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.Zij: "Ze zitten niet te wachten op een boze zwarte man".
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.Και είπε, "Δεν θέλουν, ξέρεις, τον οργισμένο μαύρο".
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.Вона сказала: "Вони не хочуть сердитого чорного чоловіка".
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.Она сказала: "Им не понравится злой темнокожий мужчина".
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.(смях)
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.היא אמרה, "הם לא רוצים, כאילו, את ה'אדם השחור הכועס'".
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.فقالت: "إنهم لا يريدون رجلا عصبيا أسمر البشرة مثلك".
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.佢話︰「噉佢哋唔會鐘意好似你噉嘅 嫐爆爆、發曬火嘅黑人嘅喔。」
Ve o "Bilirsin onlar, kızgın, siyahi adamı istemezler." dedi.(笑)
Ve Philbert'a yaptıklarından ötürü kızgın olduğunu, ancak bunlara şaşırmadığını söyledi.그리고 그는 화가 Philbert 할 것 이라고, 하지만 그는 그것에 놀라지 않았다.
Ve son baktığımda, ben... Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;И последния път когато погледнах, бях- (аплодисменти) ето затова съм въодушевен, но съм и ядосан.
(Video) Keder, kızgınlık, matem.Bedauern, Wut, Trauer.
(Video) Keder, kızgınlık, matem.Buồn rầu, giận dữ, thương tiếc.
(Video) Keder, kızgınlık, matem.Desgosto, ira, luto.
(Video) Keder, kızgınlık, matem.Dolore, rabbia, rimpianto.
(Video) Keder, kızgınlık, matem.Kesedihan, kemarahan, kedukaan.
(Video) Keder, kızgınlık, matem.슬픔, 분노, 애도.
(Video) Keder, kızgınlık, matem.Peine, colère, deuil.
(Video) Keder, kızgınlık, matem.Smutek, złość, żal.
(Video) Keder, kızgınlık, matem.Supărare, furie, durere.
(Video) Keder, kızgınlık, matem.Szomorúság, harag, gyász.
(Video) Keder, kızgınlık, matem.Tristeza, indignación, duelo.
(Video) Keder, kızgınlık, matem.Verdriet, woede, treurnis.
(Video) Keder, kızgınlık, matem.Θλίψη, οργή​​, πένθος.
(Video) Keder, kızgınlık, matem.Сожаление, гнев, скорбь.
(Video) Keder, kızgınlık, matem.צער, כעס, אבל.
(Video) Keder, kızgınlık, matem.آسى وغضب وحزن.
Yabancı, her zamankinden daha dalış kızgın bir kask gibi daha durdu.Az idegen ott állt keres többet, mint egy dühös búvár sisak, mint valaha.
Yabancı, her zamankinden daha dalış kızgın bir kask gibi daha durdu.Cizinec stál a díval se více jako rozzlobený potápění, helma, než kdy jindy.
Yabancı, her zamankinden daha dalış kızgın bir kask gibi daha durdu.Cudzinec stál a díval sa viac ako nahnevaný potápanie, helma, než kedy inokedy.
Yabancı, her zamankinden daha dalış kızgın bir kask gibi daha durdu.Der Fremde stand da und sah eher wie ein wütender Tauch-Helm als je zuvor.
Yabancı, her zamankinden daha dalış kızgın bir kask gibi daha durdu.De vreemdeling stond te kijken meer als een boze duikhelm dan ooit.
Yabancı, her zamankinden daha dalış kızgın bir kask gibi daha durdu.El desconocido se quedó mirando más como un enojado casco de buceo que nunca.
Yabancı, her zamankinden daha dalış kızgın bir kask gibi daha durdu.Främlingen stod och tittade mer ut som en arg diving-hjälm än någonsin.
Yabancı, her zamankinden daha dalış kızgın bir kask gibi daha durdu.낯선은 무엇보다 다이빙 - 헬멧 화가처럼 찾고 있었다.
Yabancı, her zamankinden daha dalış kızgın bir kask gibi daha durdu.L'étranger regarda plus comme une colère de plongée-casque que jamais.
Yabancı, her zamankinden daha dalış kızgın bir kask gibi daha durdu.Lo sconosciuto si fermò a guardare più come un arrabbiato diving-casco che mai.
Yabancı, her zamankinden daha dalış kızgın bir kask gibi daha durdu.Muukalainen seisoi enemmän kuin vihainen sukellus-kypärä kuin koskaan.
Yabancı, her zamankinden daha dalış kızgın bir kask gibi daha durdu.Người lạ mặt đứng nhìn giống như một đội mũ bảo hiểm lặn giận dữ hơn bao giờ hết.
Yabancı, her zamankinden daha dalış kızgın bir kask gibi daha durdu.Nieznajomy stał wygląda jak zły nurkowania kask niż kiedykolwiek.
Yabancı, her zamankinden daha dalış kızgın bir kask gibi daha durdu.O estranho ficou olhando mais como um bravo mergulho capacete do que nunca.

İlgili Sayfalar