kızgın ile cümle

kızgın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Tabii ki, şuradaki, yani üçüncü kısımdaki insanlar şu anki durumdan dolayı kızgınlardı.Évidemment, ces gens-ci, du Tiers état, étaient en colère. Ils disaient:
Tabii ki, şuradaki, yani üçüncü kısımdaki insanlar şu anki durumdan dolayı kızgınlardı.Jasně, tihle lidé tady, z třetího stavu, měli vztek.
Tabii ki, şuradaki, yani üçüncü kısımdaki insanlar şu anki durumdan dolayı kızgınlardı.Jetzt waren natürlich diese Leute gleich hier, der Dritte Stand, sehr verärgert.
Tabii ki, şuradaki, yani üçüncü kısımdaki insanlar şu anki durumdan dolayı kızgınlardı.Natuurlijk zijn deze mensen hier, de derde staat, boos.
Tabii ki, şuradaki, yani üçüncü kısımdaki insanlar şu anki durumdan dolayı kızgınlardı.Ora certamente proprio queste persone , il Terzo Stato, erano arrabbiate.
Tabii ki, şuradaki, yani üçüncü kısımdaki insanlar şu anki durumdan dolayı kızgınlardı."¿Sabes?, no necesitamos más a estos reyes. Vamos a gobernarnos a nosotros mismos."
Tabii ki, şuradaki, yani üçüncü kısımdaki insanlar şu anki durumdan dolayı kızgınlardı.Teraz, jasne, ze títo ľudia tu, tretí stav, boli naštvani. myslia si asi toto:
Tabii ki, şuradaki, yani üçüncü kısımdaki insanlar şu anki durumdan dolayı kızgınlardı.Teraz oczywiście, ci ludzie tu, Trzeci Stan, byli wkurzeni.
Tabii ki, şuradaki, yani üçüncü kısımdaki insanlar şu anki durumdan dolayı kızgınlardı.Προφανώς, αυτοί εδώ- η Τρίτη Τάξη- ήταν οργισμένοι.
Tabii ki, şuradaki, yani üçüncü kısımdaki insanlar şu anki durumdan dolayı kızgınlardı.Очевидно, що представники третього стану були дуже незадоволені.
Tabii ki, şuradaki, yani üçüncü kısımdaki insanlar şu anki durumdan dolayı kızgınlardı.Теперь, очевидно, эти люди прямо здесь, третьего сословия, они были недовольны.
Tabii ki, şuradaki, yani üçüncü kısımdaki insanlar şu anki durumdan dolayı kızgınlardı.כעת, כמובן האנשים הללו כאן, המעמד השלישי, הם היו רעבים
Tabii ki, şuradaki, yani üçüncü kısımdaki insanlar şu anki durumdan dolayı kızgınlardı.الآن، ومن الواضح أن هؤلاء الأشخاص هنا، العامة، كانوا غاضبون.
Tabii ki, şuradaki, yani üçüncü kısımdaki insanlar şu anki durumdan dolayı kızgınlardı.怒っていました。 「ほら見て、私たちは近年のフランスの歴史のために
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Ale ci trzej mężowie, Sadrach, Mesach i Abednego, wpadli w pośród pieca ogniem pałającego związani.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Ale ti tři muži, Sidrach, Mizach a Abdenágo, padli do prostřed peci ohnivé rozpálené svázaní.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.A tí traja mužovia, Sadrach, Mézach a Abednégo, padli doprostred ohnivej pece rozpálenej poviazaní.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.A ti trije možje, Sadrah, Mesah in Abednego, so padli zvezani v sredo goreče, razbeljene peči.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Az a három férfiú pedig: Sidrák, Misák és Abednégó, az égõ, tüzes kemenczébe esék megkötözve.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Còn ba người , Sa-đơ-rắc , Mê-rác , A-bết-Nê-gô , vẫn bị trói mà rơi vào giữa lò lửa hực .
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Còn ba người, Sa-đơ-rắc, Mê-rác, A-bết-Nê-gô, vẫn bị trói mà rơi vào giữa lò lửa hực.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Dar aceşti trei oameni: Şadrac, Meşac şi Abed-Nego, au căzut legaţi în mijlocul cuptorului aprins.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Demikianlah, ketiga orang yang terikat erat itu jatuh ke dalam perapian yang menyala-nyala itu
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.E estes três, Sadraque, Mesaque e Abednego, caíram atados dentro da fornalha de fogo ardente.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Et ces trois hommes, Schadrac, Méschac et Abed Nego, tombèrent liés au milieu de la fournaise ardente.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.이 세 사람 사드락과 메삭과 아벳느고는 결박된채 극렬히 타는 풀무 가운데 떨어졌더라
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.medens de tre Mænd, Sjadrak, Mesjak og Abed-Nego, bundne faldt ned i den gloende Ovn.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Men disse tre menn, Sadrak, Mesak og Abed-Nego, blev kastet bundet ned i den brennende ildovn.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Mutta nämä kolme miestä, Sadrak, Meesak ja Abednego, suistuivat sidottuina tuliseen pätsiin.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.vid det att de tre männen Sadrak, Mesak och Abed-Nego bundna kastades ned i den brinnande ugnen.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Y estos tres hombres, Sadrac, Mesac y Abed-nego, cayeron atados dentro del horno de fuego ardiendo
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.Zo vielen de drie vastgebonden Joodse mannen in de hoog oplaaiende vlammen.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.А сии три мужа, Седрах, Мисах и Авденаго, упали в раскаленную огнем печь связанные.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.А тия трима мъже, Седрах, Мисах и Авденаго, паднаха вързани всред пламенната огнена пещ.
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.וגבריא אלך תלתהון שדרך מישך ועבד נגו נפלו לגוא אתון נורא יקדתא מכפתין׃
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.وهؤلاء الثلاثة الرجال شدرخ وميشخ وعبد نغو سقطوا موثقين في وسط أتون النار المتقدة
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.沙 得 拉 、 米 煞 、 亞 伯 尼 歌 、 這 三 個 人 、 都 被 捆 著 落 在 烈 火 的 狺 中
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler.沙得拉 、 米煞 、 亞伯尼歌 、 這三個人 、 都 被捆 著落 在 烈火 的 狺中
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.(77:49) послал на них пламень гнева Своего, и негодование, и ярость и бедствие, посольство злых ангелов;
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.da er böse Engel unter sie sandte in seinem grimmigen Zorn und ließ sie toben und wüten und Leid tun;
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.Hän lähetti heitä vastaan vihansa hehkun, kiivastuksen, vihastuksen ja ahdistuksen, parven pahoja enkeleitä.
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.Han sände över dem sin vredes glöd, förgrymmelse och ogunst och nöd, en skara av olycksänglar.
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.Han sendte sin Vredesglød mod dem, Harme, Vrede og Trængsel, en Sendefærd af Ulykkesengle;
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.Han slapp sin brennende vrede løs mot dem, harme og forbitrelse og trengsel, en sending av ulykkes-bud.
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.Hij liet over heel Egypte Zijn brandende toorn neerkomen, Zijn boosheid en angstaanjagende woede.
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.Il lança contre eux son ardente colère, La fureur, la rage et la détresse, Une troupe de messagers de malheur.
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.Izpustil je nanje jeze svoje žar, srd in nevoljo in stisko, celo krdelo angelov nesreče.
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.그 맹렬한 노와 분과 분노와 고난 곧 벌하는 사자들을 저희에게 내려 보내셨으며
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.Ngài thả nghịch chúng nó cơn giận dữ Ngài, Sự thạnh nộ, sự nóng nả, và gian truân, Tức là một lũ sứ tai họa.
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.Poslal na ně prchlivost hněvu svého, rozpálení, zůřivost i ssoužení, dopustiv na ně anděly zlé.
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.Poslal na nich páľu svojeho hnevu, prchlivosť, zúrivosť a súženie pustiac na nich zlých anjelov.
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.Rájok bocsátá haragjának tüzét, mérgét, búsulását és a szorongatást: a gonosz angyalok seregét.
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.Как изля върху тях пламенния Си гняв, Негодувание, ярост и неволя, - Нашествие на ангелите на злощастието, -
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.ישלח בם חרון אפו עברה וזעם וצרה משלחת מלאכי רעים׃
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.‎ارسل عليهم حمو غضبه سخطا ورجزا وضيقا جيش ملائكة اشرار‏‎.
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.他 使 猛 烈 的 怒 氣 、 和 忿 怒 、 惱 恨 、 苦 難 、 成 了 一 群 降 災 的 使 者 、 臨 到 他 們
Üzerlerine kızgın öfkesini, Gazap, hışım, bela Ve bir alay kötülük meleği gönderdi.他 使 猛烈 的 怒氣 、 和 忿怒 、 惱恨 、 苦難 、 成 了 一 群 降災 的 使者 、 臨到 他們
Ve ben son derece kızgındım, deliye dönmüştüm. Anlaşılıyor mu?A ja som bol zúrivý, zúrivý, chápete?
Ve ben son derece kızgındım, deliye dönmüştüm. Anlaşılıyor mu?E io ero dannatamente furioso, furioso.
Ve ben son derece kızgındım, deliye dönmüştüm. Anlaşılıyor mu?És nagyon dühös, mérges voltam.

İlgili Sayfalar