kızgın ile cümle

kızgın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.Chúng ta biết rằng không phải lúc nào mình cũng giận dữ, ghen tị, hào phóng
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.De tudjuk, hogy nem vagyunk mindig dühösek vagy féltékenyek vagy nagylelkűek.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.Kita tahu kita tidak selalu marah, selalu cemburu, selalu murah hati.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.하지만 우리는 항상 화 내고 질투하거나, 혹은 언제나 관대하지는 못합니다.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.Maar we weten dat we niet altijd boos, altijd jaloers of altijd genereus zijn.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.Ma sappiamo che non siamo sempre arrabbiati, sempre gelosi, sempre generosi.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.Nie zawsze jesteśmy rozgniewani, zazdrośni czy hojni.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.Nous savons que nous ne sommes pas toujours en colère, pas toujours jaloux, pas toujours généreux.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.Sabemos que não estamos sempre zangados, nem sempre invejosos, nem sempre generosos.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.Sabemos que no siempre estamos enojados, siempre celosos, siempre generosos.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.Știm că nu suntem mereu furioşi, mereu geloși, mereu generoși.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.Tiedämme, ettemme aina ole vihaisia, aina mustasukkaisia, aina anteliaita.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.Vieme, že nie stále sme nahnevani, závistliví, štedrí.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.Víme, že nejsme stále rozzlobení, stále žárliví, stále velkorysí.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.Vi vet att vi inte alltid är arga, svartsjuka eller generösa.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.Wir wissen, dass wir nicht immer wütend, nicht immer eifersüchtig, nicht immer grosszügig sind.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.Ξέρουμε όμως ότι δεν είμαστε πάντα θυμωμένοι, ζηλιάρηδες, ή γενεόδωροι.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.А нам известно, что мы не всегда злимся, завидуем или бескорыстны.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.Знаем, че не сме винаги ядосани, винаги завистливи, винаги щедри.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.Ми не завжди сердиті, заздрісні, або великодушні.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.אנחנו יודעים שאנחנו לא כל הזמן כועסים, כל הזמן מקנאים, כל הזמן נדיבים.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.نحن نعرف أننا لسنا غاضبين دائما , أو فى حاله غيرة , لسنا دائما كرماء .
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.意識という布地は 純粋に認識をするというその性質において
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;De aceea sunt emoționat, dar furios.
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;Det här är anledningen till att jag är peppad, men också arg.
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;Donc voilà pourquoi je suis enthousiaste mais aussi en colère.
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;Ecco perché sono emozionato, ma anche arrabbiato.
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;Es por esto por lo que estoy emocionado, pero sigo enojado.
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;Hier ist der Grund, warum ich aufgeregt, aber wütend bin.
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;Isto é porque estou entusiasmado, mas zangado.
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;제가 들떴지만 화가 난 이유가 바로 이것입니다.
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;Lý do mà tôi vừa thấy vui mừng lại vừa thấy tức giận là vì
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;Så det er grunden til jeg er begejstret men jeg er vred.
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;Szóval ezért vagyok most izgatott, de mérges is.
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;Toto je dôvod, prečo som vzrušený, ale nahnevaný.
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;Waarom ik me opwind en boos ben?
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;Właśnie dlatego jestem podekscytowany, lecz też wkurzony.
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;Οπότε γι'αυτό είμαι ενθουσιασμένος αλλά και οργισμένος.
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;И вот почему я воодушевлён, но все-таки зол.
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;Так що це, чому я радий, але сердитий.
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;אז זו הסיבה שאני מתרגש אבל כועס.
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;ولهذا فأنا متحمس و لكنني غاضب.
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;今年 数百万人もの子供達が
Heyacanlı fakat kızgın olmamın sebebi şu;點解我又興奮又嬲呢?
İnsanlara karşı neden bu kadar kızgın?Bueno, ¿qué hizo a él... odiar tanto a la raza humana?
İnsanlara karşı neden bu kadar kızgın?De ce e aşa de furios pe rasa umană?
İnsanlara karşı neden bu kadar kızgın?Mi az, ami ennyire dühíti az emberiségben?
İnsanlara karşı neden bu kadar kızgın?O que o fez ficar tão irritado com a raça humana?
İnsanlara karşı neden bu kadar kızgın?Qu'est-ce qui fait qu'il en veut tellement à la race humaine?
İnsanlara karşı neden bu kadar kızgın?Wat maakt hem zo boos op de mensheid?
İnsanlara karşı neden bu kadar kızgın?ما الذي يجعله غاضباً من البشر؟
Isıracağını sandım. Bana çok kızgın olduğunu göstermek üzereydi.Ho pensato che stesse per mordere e volesse farmi capire che era troppo innervosita a causa mia.
İşte, Malcolm burada, Harlem'in umuduna ve kızgınlığına ses veren sokak konuşmacılarına katılmıştır.여기 말 콤이 처음 할 렘의 희망, 그리고 그 분노에 목소리를 준 거리 orators 합류 했다.
İşte, Malcolm burada, Harlem'in umuduna ve kızgınlığına ses veren sokak konuşmacılarına katılmıştır.كان هنا حيث مالكوم انضم لمتظاهري الشوارع أول مرة، هم من أعطوا صوت لأمل هارلم ، وغضبها.
İşte, Malcolm burada, Harlem'in umuduna ve kızgınlığına ses veren sokak konuşmacılarına katılmıştır.私が説いた愛国心とはこの白人の国から脱出数ることである。差別は撤廃されないからである。
Kahn'ın kızgınlığnı hissetcekDe Kahn va subir la Fureur
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.For å fylle hans buk sender Gud sin brennende vrede mot ham og lar sin mat regne på ham.
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.For at fylde hans Bug sender Gud sin Vredes Glød imod ham, lader sin Harme regne på ham.
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.Ketika ia sibuk mengisi perutnya, Allah menjadi sangat murka dan menghukumnya
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.그가 배를 불리려 할 때에 하나님이 맹렬한 진노를 내리시리니 밥 먹을 때에 그의 위에 비같이 쏟으시리라

İlgili Sayfalar