kızgın ile cümle
kızgın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kızgın fırında 45 dakika pişirin.У 15 годин 40 хвилин тарілка антени закріплена на щоглі.
Öğretmen kızgın, bu nedenle lütfen sınıfta gürültü yapmayın!Ну шуміть у класі, будь ласка, бо вчитель дуже злий!
Tom Mary'ye kızgın.Том злий на Мері.
O size çok kızgın.Він дуже на тебе злий.
Tom kızgın.Том злий.
Fakat, Peter kızgın değildir, çünkü bu olayın sonucu olarak ABD'ye gitmiş ve orada Angelica ile tanışmıştır.Je Tom opravdu připraven čelit všemu, s čím se setká v Anglezarku?
Kendisine yalan söylediği için Peter'a halen kızgındır.Vader mu s klidem řekl, že lhal.
Oradan kızgınlıkla ayrılırlar.Vztyčuje ji při rozčílení.
Bu, onda büyük bir kızgınlık ve hiddet yaratır.Doutnala v něm zlost a pomstychtivost.
Sonny paraları kaybettiği için Tommy'ye kızgındır ve paraları bulması için Tommy'ye bir süre müddet verir.Sonny je na Tommyho naštvaný a snaží se z něj peníze a drogy nějakým způsobem vymámit.
Dolayısıyla babasına çok kızgındır ve ona hep kötü davranır.Proto je po celou dobu rozmrzelý a vzpurný ke svému otci.
Juliya Proteus'u sevdiğini Lucetta'ya söylememek inadıyla, mektubu kızgın bir tavırla yırtıp atar.Julie stále nechce před Lucettou přiznat, že je zamilovaná, a v hněvu dopis roztrhá.
Kobra kızgınlık anında boynunu şişirebilme özelliğine sahiptir.Stejně jako u mamby zelené se jí může při rozrušení zplošťovat krk.
Şaşkın ve kızgın olan Geronio ikili çifti de ayırmayı dener ama onlar Geronio'dan sıyrılıp kaçmayı başarırlar.Confuz și furios, Geronio încearcă să oprească ambele cupluri, dar ele în cele din urmă scapă.
Alim Azimi beni kızdırdı, bu sayede kızgınlığımı hissedip dönüştürebildim.Alim Azimi m-a înfuriat astfel încât să reușesc să simt și să îmi transform furia.”
Sadová'daki yenilgiden ötürü hala kızgın olan Fransız halkı savaş istedi.Publicul francez, încă rănit în orgoliu de înfrângerea de la Sadová, a cerut război.
Elmiro bunun içn kızına karşı büyük kızgınlık göstermiştir.Această omisiune l-a înfuriat foarte tare pe tatăl ei.
Bu noktada senede bir kere doğurgan hale gelirler ve kızgınlık döneminde çoğul ovumlar üretirler.În acest moment, ele devin fertile, o dată pe an, producând mai multe ovule atunci când sunt în călduri.
Ben, çok kızgındır.Aceasta se supără foarte tare.
Hoktopus bunun ikinci kere verilmesine kızgındır.Titlul a fost cucerit de Ripensia Timișoara, pentru a doua oară.
Askinin reddedildiği için çok kizgindir ama yine de Rinaldo'ya karşı askından vazgecmez.Își celebrează triumful chiar dacă nu i-a supus pe deplin pe dardani.
Teksas valisi kızgındı.Guvernatorul Texasului a fost furios.
Söylediğimden dolayı kızgın mısın?Te-ai mâniat din cauza a ceea ce am spus?
Tom bile kızgın görünüyordu.Până si Tom părea furios.
Lois, Stewie halıya işediği için kızgındır.Lois dühös, mert Stewie rápisilt a nappali szőnyegére.
Kızgın fırında 45 dakika pişirin.Egyetlen tojásán 45 napig kotlik.
Ricky Roma, ona büyük bir satışı ve sonrasında alacağı komisyonu kaybettiren Williamson'a çok kızgındır.Ricky alaposan lehordja Williamsont, amiért elszúrta az üzletét.
Oradan kızgınlıkla ayrılırlar.Szóval, haraggal váltunk el.
Niçin bu kadar kızgınsın?Mért vay olyan morcos?
Alim Azimi beni kızdırdı, bu sayede kızgınlığımı hissedip dönüştürebildim.Alim Azimi sai minut vihaiseksi niin, että pystyin tuntemaan ja muuntamaan vihani."
Ben, çok kızgındır.Hän on erittäin ärtyisä.
Oradan kızgınlıkla ayrılırlar.Kate lähtee pois vihaisesti.
Ayrıca, Hollywood'un kızgın genç adamı olarak bilinmektedir.Hänet tunnetaan myös nimellä Young Hollywood.
Kızgın fırında 45 dakika pişirin.95 min Lohjan kaupungin tilausteos.
(Onlar çok kızgındı.)He ovat surkeita.).
Tarzın kızgın, agresif bir yapısı vardır.Veistoksissa on aggressiivinen, jopa väkivaltainen olemus.
Armida Rinaldo'ya askini ifade eder; ama Rinaldo gayet kizgin bir tavirla bunu reddeder.Armida haluaa seurata Rinaldoa, vaikka vain orjana, mutta Rinaldo torjuu tämänkin houkutuksen.
Sonra tekrar dinledim ve gerçekte kızgındım.Näin sen vasta ensimmäistä kertaa ja olen todella surullinen.
Elvira da Giovanni'nin kendine ihanet ettiğine kızgındır.Julie lähti vihaisena pois Dougin luota.
Lois, Stewie halıya işediği için kızgındır.Grant on vihainen, että Billy varasti munat.
O konuşamadı, çok kızgındı.Hän oli niin vihainen, ettei pystynyt puhumaan.
Ancak kızgın baba kızı alıp götürür.Ωστόσο ο θυμωμένος σύζυγος την διώχνει.
Bu noktada senede bir kere doğurgan hale gelirler ve kızgınlık döneminde çoğul ovumlar üretirler.Σε αυτό το σημείο αρχίζουν να γίνονται γόνιμα μία φορά τον χρόνο, παράγοντας πολλαπλά ωάρια.
Ayrıca, Hollywood'un kızgın genç adamı olarak bilinmektedir.Στην Ελλάδα είναι γνωστό και ως γιασεμί της Χίου.
Kızgınlık içinde köyüne döner.Κυριεύει με έφοδο το χωριό.
O sarhoş ve kızgındı.Αυτός ήταν μεθυσμένος και θυμωμένος.
O sarhoş ve kızgındı.Αυτή ήταν μεθυσμένη και θυμωμένη.
Ben size kızgındım.Θύμωσα μαζί σου.
Onlara kızgın değilim.Δεν είμαι θυμωμένος μαζί τους.
Bu rapora rağmen halkın hükümete olan kızgınlığı Golda Meir'in istifa etmesine sebep oldu.Til trods for rapporten førte offentlighedens modvilje mod regeringen til, at Golda Meir gik af.
(Onlar çok kızgındı.)(Vækket vrede.)
Oradan kızgınlıkla ayrılırlar.De to skilles kort efter i vrede.
Kendisine yalan söylediği için Peter'a halen kızgındır.Hun bliver meget vred på Uther, fordi han har løjet for hende.
Alim Azimi beni kızdırdı, bu sayede kızgınlığımı hissedip dönüştürebildim.Jeg har Feltpræsten hos mig, det gør mig tryg og rolig.
Sinemada ilk defa Martin Scorsese'nin Kızgın Boğa (1980) filminde figüran olarak rol aldı.Hun filmdebuterede i Martin Scorseses Tyren fra Bronx (1980).
Bu rapora rağmen halkın hükümete olan kızgınlığı Golda Meir'in istifa etmesine sebep oldu.Til tross for rapporten førte offentlighetens sinne mot regjeringen til at Golda Meir gikk av.
Sonra tekrar dinledim ve gerçekte kızgındım.Deretter falt jeg bakover, og ganske riktig ble jeg tatt imot.
Oradan kızgınlıkla ayrılırlar.De blir rasende på Skrue.
Kızgın fırında 45 dakika pişirin.Argao er inndelt i 45 barangayer.
(Onlar çok kızgındı.)(Han ble frikjent.)