kızgın ile cümle
kızgın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Hayır, sana kızgın değilim, sadece hayal kırıklığına uğradım.No, I'm not mad at you, I'm just disappointed.
Kızgın olmak için iyi nedenin var.You have good reason to be angry.
Eşiniz size çok kızgın.Your wife is mad at you.
Saat şimdiden on. Annem kızgın olmalı.It's already ten o'clock. My mother must be angry.
Sana biraz kızgınım.I'm a little angry with you.
Onun niçin o kadar kızgın olduğu hakkında bir fikrim yok.I have no idea why she got so angry.
O niçin kızgın görünüyor?Why does he look black?
Onun niçin o kadar kızgın olduğunu merak ediyorum.I wonder why he is so angry.
Ona niçin çok kızgınsın?Why are you so angry with him?
Ona niçin kızgınsın?Why are you angry with him?
Niçin öyle bir şey hakkında kızgın?Why is he angry about something like that?
O kadar kızgın olmayın.Don't be so angry.
İşte bu yüzden ona kızgınım.That is why I am angry with him.
Aç bir adam, kızgın bir adamdır.A hungry man is an angry man.
Jane kızgın bir jest yaptı.Jane made an angry gesture.
Jane kızgındı.Jane was fuming.
Onun kızgın olduğunu bu mektuptan anladım.I gathered from this letter that he was angry.
Sana hiçbir şekilde kızgın değilim.I'm by no means angry with you.
Karen bana kızgın.Karen is angry with me.
Karen, bana kızgın değil.Karen is not angry with me.
Kızgın olmanın gerekmesi doğaldır.It is natural that you should get angry.
"Sue size çok kızgın," yeni garson kız söyledi."Sue's very angry with you," my new waitress said.
O kadar kızgınım ki çığlık atmak ve her şeyi kırmak istiyorum!I'm so mad I want to scream and break everything!
O, ona yardım etmediğim için kızgındı.He was angry because I wouldn't give him any help.
Kızgın olduğum için o üzgün görünüyordu.She looked sad because I was angry.
O, randevuyu unuttuğumda bana çok kızgındı.He was very angry with me when I forgot the appointment.
Babam bana kızgın.Father is angry with me.
Annem bana babamdan daha az kızgın değildi.My mother was no less angry with me than my father.
Açtım ve kızgındım.I was hungry and angry.
Beni beklettiği için ona kızgındım.I was annoyed with him for keeping me waiting.
Kızgın olduğum kadar çok üzgün değildim.I was more angry than sad.
Üzgün olmaktan daha kızgındım.I was more angry than sad.
Öğretmenin bana kızgın olup olmadığı umurumda değil.I couldn't care less if the teacher is mad at me.
Öğretmenimiz kızgın görünüyordu.Our teacher seemed angry.
Benim onun biraz kızgın olduğunu söylemem gerekiyor.I should say she is a little angry.
Kızgınlık, gerekçesinin görülmesini engelledi.Anger deprived him of his reason.
O kadar kızgın olmasına şaşmamalı.No wonder he is so angry.
Onun kızgın olduğu göz önüne alınınca, bir yanlış anlama olmalı.Seeing that he is angry, there must be some misunderstanding.
Onu gördüğüm an, bana kızgın olduğunu biliyordum.The moment I saw him, I knew he was angry with me.
Onun kızgınlığı anlaşılabilirdir.His anger is understandable.
Bay Suziki Tom'un şakası hakkında kızgın.Mr. Suzuki is angry about Tom's prank.
Onun tonu çok kızgındı.His tone was very annoyed.
O kızgın olduğunda karısı onu nasıl yöneteceğini bilir.His wife knows how to manage him when he gets angry.
Onun çok kızgın olduğunu onun ifadesinden anladım.I gathered from his expression that he was very angry.
Yarım saat geç geldi, bu yüzden herkes ona kızgındı.He arrived half an hour late, so everyone was angry with him.
Sanırım o kızgındı.I think he was angry.
Ona baktı ve onun kızgın olduğunu gördü.He glanced at her and saw she was angry.
O çok kızgın.He is very angry.
Çok kızgın.He is very angry.
O, davranışın için hâlâ sana kızgın.He is still angry with you for your conduct.
O hâlâ kızgın.He is still angry.
O, kızgın bir ruh hali içinde.He is in an angry mood.
O size çok kızgın.He's very angry with you.
O sana kızgın.He is angry with you.
O konuşamadı, çok kızgındı.He could not speak, he was so angry.
O, karısına kızgındı.He was angry with his wife.
O bana yalan söyledi. Bu nedenle ona kızgınım.He lied to me. That is why I am angry with him.
O bana kızgın.He is angry with me.
Onun kızgın olduğu zaman ayağa kalkma alışkanlığı vardır.He has the habit of standing up when he is angry.
O kızgındı, ama sabırla beni dinledi.He was angry, but he listened to me patiently.