Ana içeriğe geç
Sözlük

kızar ile cümle

kızar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Ben bir Japon yemeği dükkanında bir kızarmış pirinç menüsü istedim.I asked for a menu of fried rice in a ramen shop.
Ben balıklı patates kızartması yemeyi severim.I love to eat french fries with fish.
Tom'un yüzü öfkeden kızardı.Tom's face turned red with anger.
Neden barbekümüz için o hoş sosislerden birazını kızartmıyorsun?Why don't you fry up some of those nice sausages for our barbecue?
Kızartmak için daha büyük balıklarımız var.We've got bigger fish to fry.
Kızarmış tavuk servis edeceğiz.We'll serve fried chicken.
Kızartılacak başka balıklarımız var.We have other fish to fry.
Öfkeyle kızardı.She blushed furiously.
Ekmek kızartma makinesi yoğun sabahlar sırasında kullanışlıydı.The toaster was useful during busy mornings.
Tom Mary'ye baktı ve yüzü kızardı.Tom looked at Mary and blushed.
Tom ne yaptığını bilseydi kızardı.Tom would be furious if he knew what you did.
Kahvaltı için bir yumurta kızarttım.I fried an egg for breakfast.
Nadiren kızarım.I seldom get angry.
Ben nadiren kızarım.I rarely get angry.
Kahvaltı için kendime birkaç yumurta kızarttım.I fried myself a couple of eggs for breakfast.
Tom, Mary ona gülümseyince kızarmıştı.Tom blushed when Mary smiled at him.
Mary ona gülümsediğinde Tom kızardı.Tom blushed when Mary smiled at him.
Mary onu methettiğinde Tom kızardı.Tom blushed when Mary praised him.
Mary onu öptüğünde Tom kızardı.Tom blushed when Mary kissed him.
"Ona bu sene ne verdin?" "İki kızartma tavası""What did you give her this year?" "Two frying pans."
"Ona bu sene ne hediye verdin?" "İki kızartma tavası""What did you give her this year?" "Two frying pans."
Seni gördüğümde kızarıyorum.I blush when I see you.
Patates kızartmasını severim.I love French fries.
Mary'nin yüzü kızardı.Mary blushed.
Mary yine kızardı.Mary blushed again.
Mary bunu yaparsa Tom kızar.Tom is going to be angry if Mary does that.
Bunu yapmaya devam edersen Tom kızar.Tom will be mad at you if you keep doing that.
Mary onu yapmazsa Tom çok kızar.Tom is going to be mad if Mary doesn't do that.
Tom onu ne zaman yapsa Mary kızar.When Tom does that, Mary gets angry.
Eğer onu yaparsan Tom kızar.Tom will get mad if you do that.
Marie aşırı derecede kızardı, başını indirdi ve hiç karşılık vermedi.Marie blushed exceedingly, lowered her head, and made no reply.
Kızarmış peynir ve orkinos sandviç yemeyi seviyorum.I love eating toasted cheese and tuna sandwiches.
Tom, araç kaputunda kendine bir yumurta kızarttı.Tom fried himself an egg on his car bonnet.
Kızartma sığır eti, yabanturpu sosu ile lezzetliydi.The roast beef was delicious with horseradish sauce.
Tom bir kız öğrenci gibi kızardı.Tom blushed like a schoolgirl.
Tom neye kızar, bilirim.I know what annoys Tom.
Birazcık kızarmış görünüyorsun.You look a little flushed.
Kızarmış pilav yemek istiyorum.I want to eat fried rice.
Mutfakta nerede bir kızartma tavası bulabilirim?Where can I find a frying pan in the kitchen?
Ne Tom ne de Mary kızardı.Neither Tom nor Mary blushed.
Mary bunu yaparsa Tom çok kızar.Tom will be very angry if Mary does that.
Tom kızarmış pirinç yemek istemiyor.Tom doesn't want to eat fried rice.
Tom kızarmış pirinç yemek istemedi.Tom didn't want to eat fried rice.
Tom kızarmış pirinç yemek istedi.Tom wanted to eat fried rice.
Tom yine kızardı.Tom blushed again.
Emilien kızarmış dikenli incir yemek istiyor.Emilien wants to eat fried prickly pears.
Kızarmış tavuk istiyorum.I want roast chicken.
Termitleri nasıl kızartırım?How do I roast termites?
Kenya'da, kızartılmış termitler Ugali ile birlikte yenir.In Kenya, roasted termites are eaten with Ugali.
Mary ona baktığında Tom kızardı.Tom blushed when Mary looked at him.
Gözleri kızarmıştı.His eyes were red.
Ketçaplı patates kızartmasını severim.I love french fries with ketchup.
Kızarmış ekmekler yanıktı.The pieces of toast were burned.
Kızarmış ekmekler yanmıştı.The pieces of toast were burned.
Kızarmış ekmekler tam kıvamında olmuştu.The pieces of toast were toasted perfectly.
Kızarmış ekmekler tam kıvamında kızarmıştı.The pieces of toast were toasted perfectly.
Tom kızarmış ekmeğine biraz reçel sürdü.Tom put some jam on his toast.
Yüzü kızarmış.His face is red.
Kızarmış ekmeğin üstüne biraz şeker serpti.He sprinkled some sugar on the toast.
Kızarmış tavuğu sever.He loves fried chicken.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod