Ana içeriğe geç
Sözlük

kızar ile cümle

kızar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Louis'e kızar ve onu dışarı atar.Boi się, że wyrzuci ją na zewnątrz.
Balık fırında pişirilebilir, ızgara yapılabilir ya da yağda kızartılabilir.Możemy złowić ryby, które później ugotujemy lub przyrządzimy na grillu.
Eritem (kızarıklık) dikkate alınmaz.Zabytki numizmatyczne nie są brane pod uwagę.
Adı, şarkının sözlerinde geçen Hayretler içindeyim, tüm ev yolunda kızarıyorum. 'dan esinlenilmiştir.Jego głos słychać między innymi w takich piosenkach jak Biegnę, Wierzę w siebie.
Çocukların aralarında kavga etmelerine kızar ve arayı düzeltmeye çalışır.Nastolatkowie często się kłócą i rywalizują ze sobą, jednak podobają się sobie.
Birinci ya da ikinci günde, kızarıklık cildin kızarması gibi görünebilir.Första eller andra dagen kan utslagen se rödflammiga ut på huden.
Bu safhada, semptomlara sahip kişilerin %50-80’inde kızarıklıklar görülür.I detta stadium får omkring 50 till 80 % av personerna med symptom hudutslag.
Köfteler pişirildikten sonra tavada da kızartılabilirler.Rötterna kan även efter kokning ätas direkt.
İki küçük zenci güneş altında oturdu, Biri güneşte kızardı, kaldı bir.Det finns två versioner av svart, en som bleks i solen, och en som inte gör det.
Cildin kızarması gibi çoğu yan etki hafiftir; ancak nadir miyokard iskemisi vakaları meydana gelmiştir.De flesta biverkningarna är milda, som t.ex. rodnad, men sällsynta fall av myokardischemi har förekommit.
Panik atak geçiren birinin cildi kızarık olabilir ama kurdeşeni olmaz.En person som upplever en panikattack eller panikångest kan uppvisa rodnad hud men inte nässelfeber.
Eğer kızarsa değneği kırmızıya döner.Fullmoget blir skalet fläckvis rött.
Belçika mutfağının en önemli ögeleri çikolata, patates kızartması, waffle ve biradır.Бельгійська кухня знаменита в першу чергу шоколадом, вафлями, картоплею фрі та пивом.
Mahallesinin en meşhur yemeği kaz kızartmasıdır.Її найкраща подруга у садочку Вишенька.
Kaşınan yerlerde deri kızarır ve bazen de kanar.Б'ються передніми лапами, іноді кусаються.
O çok kolay kızar.Його легко розсердити.
Tom biraz kızardı.Том трохи почервонів.
Tom Mary'ye baktı ve yüzü kızardı.Том подивився на Мері та почервонів.
Kral buna kızar, kızını adadaki manastıra kapatır.Král se toho bojí a svou dceru zavře do věže.
Antonius bundan hoşlanmaz ve çok kızar.Antonius to neschvaluje a hněvá se.
Kızartmadan sonra cevher eritildi; bunun çıktısı bakır bakımından zengin bir materyaldi.Později byly účesy bohatší (příčes, nebo zdobená čelenka).
Sensei's Library'de Kulak Kızartan OyunSeznam hráčů go Profil na Sensei's Library (en)
Bu tür kullanımlarda hemen önce hafifçe kızartılır (yaki-nori).Před použitím se nori obvykle opeče (jaki-nori).
Fakat onu öldürürse sağlık işlerine bakacak kimse olmadığı için sadece kızar.A naopak holí-li se sám, tak se holit nemůže, protože holí jen ty, kteří se sami neholí.
Eğer meydana gelecek olursa, kızarıklık ışınıma maruz kalındıktan sonra bir müddet ortaya çıkmayabilir.K zarudnutí, pokud se objeví, může dojít až po určitém čase po vystavení záření.
"Kulak kızartan" hamle.Po každém bitu „naslouchá“.
McDonald's, genel olarak hamburger, çizburger, patates kızartması ve soğuk içecekler satmaktadır.Mezinárodní síť restaurací Burger King nabízí především hamburgery, hranolky a chlazené nápoje.
Eritem, kılcal damarlarda konjesyon (kan toplanması) sonucunda derinin kızarması.Zbarvení je červené s příčnými pruhy, čímž připomíná korálovce.
Başlıca özelliği, kızarık deri üzerinde beliren kabarcıklardır.Jeho specialitou jsou tvrdé závěsy na koš.
Öncelikle üzeri kızarana kadar fırında pişirilir.Na pečivo se sype před jeho pečením.
Fazla olgunlaşırsa veya güneşte kurutulursa kızarır.Při nadměrné zálivce, nebo při přezimování ve vlhké půdě, hnije.
Ateş üzerinde çevirerek dibi kızartılır.A turna gaz pe foc.
Panik atak geçiren birinin cildi kızarık olabilir ama kurdeşeni olmaz.O persoană care are un atac de panică poate avea pielea înroșită dar nu are pete.
Gece yarısı yollarda gezdiği için ona kızar ve onunla alay eder.Dar acesta parcurge drumul numai până la jumătate, fiindu-i teamă că va fi luat în râs.
Kızartma fikri Japonya'ya Portekizli misyonerler aracılığı ile gelmiştir.Partea amuzantă este că datorez intrarea mea în Japonia unei menajere coreene.
Zaida buna kızar ve Fiorilla'ya karşı çıkar.Zaida se confruntă cu Fiorilla.
Birinci ya da ikinci günde, kızarıklık cildin kızarması gibi görünebilir.Az első vagy második napon a kiütés még úgy nézhet ki, mint a kipirult bőr.
Maltın kızartılarak yapılmasından oluşan bir kahvaltılık gevrekdir (mısır).A posszam (bossam) készülhet sült húsból is.
Bu safhada, semptomlara sahip kişilerin %50-80’inde kızarıklıklar görülür.Ebben a periódusban azoknak, akiknél jelentkeznek tünetek, körülbelül 50–80%-ánál bőrkiütések is előfordulnak.
"Kulak kızartan" hamle."Harc a fülekért".
Harry, bugüne kadar tüm gerçekleri kendisinden saklayan teyzesi ve eniştesine çok kızar.Egy ideje kísértetek zaklatják őt és szeretett nagynénjét.
Şovdan sonra Charlie Liam'a kızar fakat Liam onu bunun tekrarlanmayacağına ikna eder.Hän huutaa Liamille tästä keikan jälkeen, mutta Liam selittää, ettei se tapahdu uudestaan.
Mason bir akşam partiden eve geç saatte döner ve Jim sarhoştur ve davranışları konusunda Mason'a kızar.Saavuttuaan yhtenä iltana myöhään kotiin, juopunut Jim kovistelee Masonia myöhästymisestä.
Çocuğun gözleri kızarmıştır ve ışığa bakamaz.Ne pelkäävät vettä ja niiden silmät eivät kestä valoa.
Bazen kızarak yeryüzünde yangınlara neden olur.Joskus kipinät aiheuttavat metsäpaloja.
Eğer kızarsa değneği kırmızıya döner.Keitettäessä se muuttuu punertavaksi.
Antonius bundan hoşlanmaz ve çok kızar.Grundy ei pitänyt tästä ja raivostui.
1980'li yıllarda ise pomfrit yerine patates kızartması kullanımı öne çıkmıştır.Karinaisten pitäjäruoaksi valittiin 1980-luvulla perunasoseesta ja ohrajauhosta keitetty pastanttipuuro.
Sayid, telsizi kırdığı için Kate'e kızar.Sayid suuttuu saadessaan tietää antennin rikkoontumisesta.
Mektubun yazarı böbreğin diğer kısmını kızartıp yediğinden bahsetmektedir.Αυτός που έγραψε το γράμμα ισχυρίζεται πως είχε τηγανίσει και φάει το άλλο νεφρό.
Panik atak geçiren birinin cildi kızarık olabilir ama kurdeşeni olmaz.Ένα άτομο που παθαίνει κρίση πανικού μπορεί να έχει ερεθισμένο δέρμα, αλλά δεν έχει κνιδώσεις.
Peynirli soğuk patates kızartması yemeyi seviyor.Της αρέσει να τρώει μακαρόνια με τυρί και πίτσα.
Alerjik reaksiyon gösterildiği takdirde deride kızarıklıklar oluşur.Στην περίπτωση που έχουμε αλλεργική αντίδραση ανιχνεύουμε την IgE.
Kabil buna çok kızar ve kıskançlık içinde Habil'i öldürür.Ο Ρουτζέρος εξάπτεται και τα βάζει με την Αλτσίνα όλο ζήλια και θυμό.
Fakat onu öldürürse sağlık işlerine bakacak kimse olmadığı için sadece kızar.Ταράζεται όταν ανακαλύπτει ότι δεν υπάρχει κανείς για τη φύλαξή του.
Fırında 180 derecede kızarıncaya kadar pişirilir.Ψήνουμε την πίτα σε φούρνο 180 βαθμούς για μια ώρα περίπου.
Onun kızı eti kızarttı.Ο κόρη της τηγάνιζε κρέας.
Kızı eti kızarttı.Ο κόρη της τηγάνιζε κρέας.
İnanmayanlara, dini yanlış uygulayanlara kızar.Vantro bruges nedsættende om folk af en anden tro.
Şovdan sonra Charlie Liam'a kızar fakat Liam onu bunun tekrarlanmayacağına ikna eder.Han råber af Liam efter showet, men Liam lover ham, at det ikke vil ske igen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod