Dalak: Kızartma, dolma.Sapore: subnullo, dolce.
Kömür ateşinde dışı iyice kızarıncaya kadar pişirilir.È necessario aspettare fino a che non diventa carbone incandescente.
Eritem, kılcal damarlarda konjesyon (kan toplanması) sonucunda derinin kızarması.Più internamente si trovano le glumette (o glumelle) che, alla loro ascella, portano il fiore.
Yumuşak karakteri olmasına karşın, çabuk kızar ve sinirli hareket ederdi.Nel suo lato negativo, M può essere frettolosa e facile nell'arrabbiarsi.
Onun yüzü kızardı.Лицо его покраснело.
Bahçedeki ağaçların yaprakları tamamen kızardı.Листья деревьев в саду полностью покраснели.
Bu patlıcanları ben kızarttım.Это я пожарил баклажаны.
Tom kızardı ve dönüp gitti.Том покраснел и отвернулся.
Bir kız öğrenci gibi kızarıyorsun.Ты краснеешь, как школьница.
Genellikle Belçika mutfağında patates kızartması ile birlikte sıklıkla tercih edilmektedir.В их приготовлении часто отдается предпочтение красному картофелю.
İnanmayanlara, dini yanlış uygulayanlara kızar.Она считает наказание, которое боги уготовили тем, кто не верил в них при жизни, жестоким и несправедливым.
Kimi zaman kızarak insanları korkutabilir.Иногда встречаются представления, что краснолюдки вредят людям.
En son kızarmış tereyağı dökerek sıcak servis yapın.КТО ПОДАСТ ПОСЛЕДНИЙ БИФШТЕКС?
Maltın kızartılarak yapılmasından oluşan bir kahvaltılık gevrekdir (mısır).При таком убое мясо считается дозволенным (халяль).
Kızartılan yiyecekler çoğunlukla uzun süre saklanabilir.При отцветании кисти зачастую могут удлиняться.
İnarizuşi, genellikle sadece suşi pilavı ile doldurulan kızartılmış soya torbasıdır.Мешочек, обычно наполненный лишь рисом.
Randevu sırasında bu ortaya çıkar ve Phoebe Joey'e çok kızar.Фиби сердится и они ссорятся с Джоуи.
Belçika mutfağının en önemli ögeleri çikolata, patates kızartması, waffle ve biradır.Бельгийская кухня знаменита в первую очередь шоколадом, вафлями, картофелем фри и пивом.
Peynirli soğuk patates kızartması yemeyi seviyor.Любит картошку с сыром.
En üste ise kızarmış yumurta konur.Единственное исключение — вареные яйца.
Ayrıca domatesler kızartılarak verilir.Также персики сушат.
Balık fırında pişirilebilir, ızgara yapılabilir ya da yağda kızartılabilir.Масляную рыбу можно жарить на сковороде, тушить или готовить на гриле.
Evsel kızartma yağları ve hayvansal yağlar da biyodizel hammaddesi olarak kullanılabilir.Также птичий помёт используют в качестве сырья для получения биогаза.
Bazı yiyecekler kızartma esnasında çok miktarda yağ emerler.Лапшу недолго жарят в большом количестве масла.
Gerçeği öğrenince anasına çok kızar ve babasını kurtarmak için hemen yola çıkar.عكفت على الإهتمام بولديها، وكانت على علم بما يدور في خاطرهما من عواطف الثأر لوالدهما.
Bazen kızarak yeryüzünde yangınlara neden olur.يُخيّل إلي أحيانا أن الشعر في الطريق إلى الانقراض.
Babası Azulon çok kızar ve cezan onun acısıyla eşdeğer olmalı der.والدي إذا يغضب يشدد في العقوبة.
Kendisine saygısızlık yapıldığında çok kızar ve her tarafı yakar.ويجدر الابتعاد عنه عند غضبه، فهو يدمر كل ما بطريقه.
Oyunu izleyen herkesin alkışlamasına rağmen Lois Peter'a çok kızar ve yönetmenlik koltuğunu ona bırakır.تحاول الاعتذار بأقصى ما يمكنها، ولكن جان غاضب منها جداً.
Homer kızar ve makineyi tekmeler, makine Homer'ı içine çeker.داكس يعشق السيارات ولديه و يستطيع تفكيك و تركيب محرك سيارة.
Patates kızartması, patates haşlaması, patates oturtma.(ليس البطاطس،أو البطاطس الحلوة، أو الذرة).
Sayid, telsizi kırdığı için Kate'e kızar.Sayid está desapontado, já que Kate estragou o transmissor.
HELVA: Un daha önce eritilmiş tereyağına dökülür ve ateşte kızartılır.Era envolto em folhas, colocado em um buraco no chão, sobre o qual era acesa uma fogueira.
Pathongko - Çinlilerin youtiao dediği kızgın yağda kızartılmış ekmeğin Tayland versiyonu.Pathongko: É a versão tailandesa do pão frito chinês chamado youtiao.
Kızarıklık oluşan alanın sınırları genellikle tam belirgin değildir ve deride şişlik görülebilir.Os limites da área de vermelhidão geralmente não são nítidos e a pele pode ficar inchada.
Beğenmezler ve kızarlar diye.Não gosta de garotas nem de ficar molhado.
Deride kızarıklık.Dolor Barreira.
Tarihte birçok kişi bu alanlarda asılarak ya da kızgın yağda kızartılarak idam edilmiştir.Como resultado destas políticas, muitos corpos simplesmente eram enterrados ou jogados em rios.
Daha sonra ceviz, kızarmış badem parçaları ile değiştirildi.Mais tarde foram substituídos por partes prateadas.
Kızartma genellikle yiyeceklerin daha kısa zamanda pişmelerini sağlar.As pessoas dispõem de cada vez menos tempo no preparo da comida.
Tenten Milu'ya kızarken Dupondt biraderler, Tenten'i yakalarlar.Toen de twaalf broers aankwamen op Samsø werden ze woest.
Kızarmış tavuk parçaları ayrı bir kaba alınır.Een paar kippen stuiven kakelend uiteen.
Louis'e kızar ve onu dışarı atar.Marie is boos en stuurt hem weg.
Çin mutfağında genellikle karışık yağlı kızartmalarda ve çorbalarda rastlanır.In de Chinese keuken belandt het in roerbakgerechten en soep.
Lee Ji Hyun çok kızar ve işten ayrılır.Lian Ji werd boos en bezorgd.
Tavuk çok küçük olmamak kaydıyla parçalara ayrılır ve bir tavada tereyağında yüksek ateşte kızartılır.De uien in niet al te kleine stukken versnijden en op een matig vuur in olie aanstoven.
Patlıcanlar önce kızartılır.Ze hebben eerst geruzied.
Trenden indiklerinde, Tenten, Milu'nun sarhoş olduğunu görür ve çok kızar.Volgens de aanklager was Letho dronken en voer hij te snel.
Hov kızar niye ben onların lafıylamı ismail ağa yı hapse attım da onların lafıyla bırakacam.En Wij deden een regen op hen regenen, en vreselijk was de regen voor hen, die waren gewaarschuwd.
Bu safhada, semptomlara sahip kişilerin %50-80’inde kızarıklıklar görülür.In deze fase krijgt 50–80% van de mensen met symptomen huiduitslag.
Kızların sokakta ona ıslık çalmasından sonra onun yüzü kızardı.Hij bloosde nadat de meisjes naar hem floten op straat.
Onunla birlikte patates kızartması ister misin?Wil je daar frietjes bij?
Biz bu akşam kızarmış yılan balığı yiyoruz.We eten vanavond gebakken aal.
Büyük bir porsiyon patates kızartması lütfen.Een grote portie friet alstublieft.
Tavada kızartılan ördek konfiKaczki Kaczki Średnie
Kabil buna çok kızar ve kıskançlık içinde Habil'i öldürür.Zaczyna być w stosunku do Pabla bardzo władczy i chorobliwie zazdrosny.
Mektubun yazarı böbreğin diğer kısmını kızartıp yediğinden bahsetmektedir.Autor listu twierdził, że drugą połowę nerki usmażył i zjadł.
Un, su ve tuzla yapılan hamurun yağda kızartılması ile yapılırlar.Na Polankach powstało ujęcie wody zaopatrujące Wrzeszcz i Oliwę.
Kepçeyle karıştırarak kuvvetli ateşte birer dakika kadar kızartılarak servis tabağına alınır.Następnie zamieszać i gotować na małym ogniu pod przykryciem kilkanaście minut.
Böylece, "pembe" rengi aslında kızarık bir solgun tint olur.Poza tym widać, że ta „krew” to tak naprawdę jedynie czerwona farba.