Ana içeriğe geç
Sözlük

kıza ile cümle

kıza kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Çok iyi bir kıza benziyorsun.You seem like such a nice girl.
Çıktığım diğer kıza benzemiyorsun.You're not like other girls I've dated.
Tom ve John aynı kıza âşık oldular.Tom and John fell in love with the same girl.
Tom bir torba patates kızartması yiyor.Tom is eating french fries out of a bag.
Tom Mary'ye bir Fransız kızartma sundu ve o bir tane aldı.Tom offered Mary a French fry and she took one.
Ona bakmamı yakaladı ve benim yüzüm kızardı.He caught me staring at him and I blushed.
Onu seviyorum ama o başka bir kıza âşık.I love him, but he's in love with another girl.
Bunu daha önce birçok kıza söylediğinden eminim.I'm sure you've said that to many girls before.
İkisi de kızardı.They both blushed.
Hem Tom hem de Mary kızardı.Both Tom and Mary blushed.
Bugün öğleden sonra kızak kaymaya gidelim.Let's go sledding this afternoon.
Tom'un kızardığını gördüm.I saw Tom blush.
Tom'un kızabileceğini düşündüm.I thought Tom might get angry.
Kızarmış pirinçli etin nasıl yapılacağını öğrenmek zorunda kalacağım.I will have to learn how to make beef fried rice.
Çok yağlı oldukları için tüm kızartmaları yemedim.I didn't eat all the fries because they were too oily.
Tom büyük bir çift peynirburger ve patates kızartması siparişi verdi.Tom ordered a large double cheeseburger and fries.
Lütfen etin doğru ısıda kızartılıp kızartılmadığını kontrol edin.Please check if the meat is being roasted at the right heat.
Tom ekmek kızartma makinesine iki parça ekmek koydu.Tom put two pieces of bread in the toaster.
Kızarıyor musun?Are you turning red?
Tom aldığıyla aynı ekmek kızartma makinesini satın aldım.I bought the same toaster that Tom bought.
Birçok insan kızarmış tavuğu parmaklarıyla yemeyi tercih eder.A lot of people prefer to eat fried chicken with their fingers.
Tom kızarmaktan kendini alamadı.Tom couldn't help but blush.
Yüzün kızarıyor.Your face is getting red.
Tom'un gözleri ağlamaktan kızardı.Tom's eyes were red from crying.
Kulaklarım kızarmış mı?Are my ears red?
Tava kızartma için kullanılır.The pan is used for frying.
Tom kızakta Mary'nin arkasında oturdu.Tom sat on the sled behind Mary.
Ahlefeld'in asil Kontesi kızardı ve beti benzi attı.The noble Countess of Ahlefeld blushed and grew pale.
Sen patates kızartmasını yaktın.You burned the French fries.
Biraz Fransız kızartması lütfen.Some french fries, please.
Kızarmış muz burada favori bir aperatif.Fried banana is a favorite snack here.
O kıza bayılıyordum.I was crazy about that girl.
Oradaki uzun saçlı kıza bak.Look at the girl with the long hair there.
Kıza ne oldu?What happened to the girl?
Tom bir yumurta kızarttı.Tom fried an egg.
Ona biraz et kızartacağım.I'll roast him some meat.
Bunu bir kıza yapmaya nasıl cüret edersin, Tom?How dare you do that to a girl, Tom?
Onu yaparsan Tom kızar.If you do that, Tom will get angry.
Tom nadiren kızar.Tom rarely gets angry.
Tom kızarmış tavuğu seviyor.Tom likes fried chicken.
Tom çok kızacak.Tom is going to have a fit.
Tom bize kızacak.Tom is going to be mad at us.
Mary güzel bir kıza benziyor.Mary seems like a nice girl.
Tom kıza telefon numarasını verdi.Tom gave the girl his phone number.
Tom sana bunu söylediğimi öğrenirse, çok kızar.If Tom finds out I told you this, he'll be very angry.
Pastayı pişirmek yumurta kızartmaktan çok daha fazla zaman alır.Baking a cake takes more time than frying an egg.
Sen hiç onları kızartma yerine patateslerini fırında pişirmeyi düşündün mü?Have you ever thought about baking your potatoes instead of frying them?
Onların üçü de aynı kıza aşıktı.All three of them were in love with the same girl.
Yanakları kızardı.Her cheeks turned red.
Aşk kızamık gibidir - herkesin onu yaşaması gerekiyor.Love is like measles - everyone should experience it.
Tom biraz yüzü kızarmış görünüyor.Tom looks a little flushed.
Tom kızardı ve dönüp gitti.Tom blushed and turned away.
Tom bana kızartacak daha büyük bir balığı olduğunu söyledi.Tom told me that he had bigger fish to fry.
Tom'un kızartma için daha büyük balığı var.Tom has bigger fish to fry.
Yapraklar kızardı.The leaves have turned red.
Onu görünce kızardı.Upon seeing her, he turned red.
O, lezzetli bir tavuk kızartıyor.He's roasting a tasty chicken.
O güzel bir kıza aşık oldu.He fell in love with a pretty girl.
Tom tatlı bir kıza aşık oldu.Tom fell in love with a pretty girl.
O sadece tanıdığım bir kıza benziyor.She looks just like a girl I know.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod