Ana içeriğe geç
Sözlük

kıza ile cümle

kıza kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Hiç kimse kaybedince kızan kimseyi sevmez.Nobody likes a sore loser.
Kızarmış balığı sevmem.I don't like fried fish.
Ağaç yaprakları kızardı.The tree leaves turned red.
O bir barın dışında bir kıza arzu dolu baktı.He ogled a girl outside a pub.
Fırında kızartılmış tavuğu severim.I like roast chicken.
Oğlum kızarmış yumurtayı sevmez.My son does not like fried egg.
O kıza bakmayı bırak.Stop looking at that girl.
Tom'un yüzü kızardı.Tom's face reddened.
Mary kızarıyor.Mary is glowing.
Bu odada kızartma yapılıyor.It's roasting in this room.
Kestaneleri kızartalım.Let's roast the chestnuts.
Kahvaltıda kahve ve kızarmış ekmek tercih ederim.I prefer coffee and toast for breakfast.
O, biftek ve kızarmış patates yedi.He had steak and fried potatoes.
O elbisenin içinde küçük bir kıza benziyorsun.You look like a little girl in that dress.
Patates kızartmalarımı yeme.Don't eat my french fries.
Onların ikisi de aynı kıza aşıklar.They're both in love with the same girl.
Senin davranışın yüz kızartıcıydı.Your behavior was disgraceful.
Onlar aynı kıza aşk oldular.They fell in love with the same girl.
Ben de patates kızartması ısmarladım.I ordered fries, too.
Belçikalılar, Fransız kızartmasının Fransız değil, Belçikalı olduğunu iddia ediyorlar.Belgians claim that French fries are not French but Belgian.
Kıza benzeyen oğlan bu.This is the boy who looks like a girl.
Kızarmaktan kendimi alamadım.I couldn't help blushing.
Biraz daha patates kızartması sipariş edeceğim.I'm going to order some more french fries.
Tom büyük kızartmalar sipariş etti.Tom ordered large fries.
Tom büyük boy patates kızartması sipariş etti.Tom ordered large fries.
Ben de kızardım.I'd be angry, too.
Derinden kızardı.She blushed deeply.
Tom güzel kıza doğru yürüdü ve ona adının ne olduğunu sordu.Tom walked up to the beautiful girl and asked her what her name was.
Tom, eski ekmek kızartma makinesini atmayı planlıyor.Tom plans to throw away his old toaster.
Tom biraz kızardı.Tom blushed a little.
Patates kızartması yerine soğan halkaları alacağım.I'll take onion rings instead of fries.
John ile konuşan kıza Susan denir.The girl talking with John is called Susan.
Bir tava kızartma için kullanılır.A pan is used for frying.
Bu şimdiye kadar gördüğüm en kötü kızamık vakası.This is the worst case of the measles I've ever seen.
Daha önce bir şey söylemeliydim ama kızacağından korktum.I should've said something before, but I was afraid you'd get angry.
Yüzü korkudan kireç gibi oldu sonra utançtan kızardı.He went pale with fear and then turned red with embarrassment.
O, kıza gülümsedi.He smiled at the girl.
Tom internetten tanıştığı bir Rus kıza aşık oldu.Tom fell in love with a Russian girl he met online.
Benim atlı kızağım beyazdır.My sleigh is white.
O kızardı.He turned bright red.
Babam tavuk kızartmak için ateş kullanır.Dad uses fire to roast a chicken.
Salata; zeytinyağı, kızarmış ekmek parçaları ve fındık olmadan eksiktir.The salad is incomplete without olive oil, croutons and nuts.
Bana bir yumurta kızart.Fry me an egg.
Bana birkaç yumurta kızart.Fry me some eggs.
Kızarmış tavuk bu gece menüde mi?Is roast chicken on the menu tonight?
Anne, kıza bir yüzük verdi.The mother gave the girl a ring.
"Tom, kızarıyorsun." "Hayır, kızarmıyorum.""Tom, you're blushing." "No, I'm not."
Kızarana kadar kolunu sıktım.I gripped your arm until it reddened.
Javier kızarıyor.Javier is turning red.
Maşa kullanmadan tavuk kızartabilen bir adamın videosunu izledim.I saw a video of a man who can fry chicken without using tongs.
O bir yumurta kızarttı.She fried an egg.
Onun yanakları kızardı.Her cheeks reddened.
O ona baktı ve kızardı.He looked at her and blushed.
Biz patates kızartması ve meşrubat sipariş ettik.We ordered French fries and soft drinks.
Alman sporcular Kanada'daki kızak dünya şampiyonluğunda dört altın madalya kazandılar.The German athletes won four gold medals at the luge world championship in Canada.
Viyana'lı bir kıza aşık oldum.I fell in love with a girl from Vienna.
Harika bir kıza aşık oldum.I'm in love with a wonderful girl.
Bir kıza yaklaşmanın en iyi yolu nedir?What's the best way to approach a girl?
Masada üzerinde üç kızarmış yumurta bulunan bir tabak vardı.On the table, there was a plate with three fried eggs on it.
İyi bir kıza benziyorsun.You seem like a nice girl.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod