Kız yalnız.The girl is lonely.
İki kız kardeş gittikçe daha ünlü oldular.The two sisters became more and more famous.
İki genç kız mutlu bir şekilde gülümsedi.The two young girls smiled happily.
Herkes köle kızın gerçekte bir prenses olduğunun keşfedilmesine çok şaşırmıştı.Everyone was very surprised to discover that the slave girl was in reality a princess.
O adam küçük bir kızın öldürülmesinden dolayı yargılanıyor.That man is on trial for the murder of a little girl.
Adam kızardı.The man blushed.
Adam kızı bileğinden yakaladı.The man caught the girl by the wrist.
Şu şişman kız çok fazla şekerli yiyecek tüketiyor.That fat girl consumes too much sugary food.
İkizler kızamıktan dolayı yatağa düştü.The twins have come down with measles.
İkiz kız kardeşler bir zarftaki iki bezelye kadar benziyorlar.The twin sisters are alike as two peas in a pod.
Öğrenci öğretmenin onu izlemesine çok kızdı.The student became very nervous with the teacher watching him.
Yaramaz kız kaleminin sonunu çiğneme alışkanlığı içinde.The nervous girl is in the habit of chewing the end of her pencil.
Çocuk kızların arasına oturdu.The boy sat among the girls.
Erkek çocuğu sanki bir kızmış gibi konuşuyor.The boy talks as if he were a girl.
Çocuk kızla alay etti.The boy made fun of the girl.
Hem oğlan hem de kız akıllı.Both the boy and the girl are clever.
Kızı ağır biçimde cezalandırma; onun huyuna git.Do not punish the girl severely; go easy on her.
Keşke kıza daha nazik davransaydım.I wish I had treated the girl more kindly.
Kız, ebeveynlerine Tokyo'daki üniversite hayatından bahsetti.The girl talked to her parents about her college life in Tokyo.
Kız arkadaşına yeni daktilosunu ödünç verdi.The girl lent her friend her new typewriter.
Kız örgü örmede yeteneklidir.The girl is skillful at knitting.
Kız paralel çubuklarda egzersiz yaptı.The girl exercised on the parallel bars.
Küçük kız babasının koluna sarıldı.The little girl clung to her father's arm.
Kız adama sırtını döndü.The girl turned her back to the man.
Kız atına kibarca davrandı.The girl treated her horse kindly.
Kız yaşına göre küçüktür.The girl is small for her age.
Kızın üzerinde büyük bir kırmızı şapka vardı.The girl had a large red hat on.
Kız ince belli bir kadın haline geldi.The girl has grown into a slender woman.
Küçük kız büyükannesinin bakımına bırakıldı.The little girl was left in her grandmother's care.
Kız bir piyanist oldu.The girl grew up to be a pianist.
Kız oyuncak bebeğe dik dik bakıyordu.The girl was gazing at the doll.
Kız bana müzeye giden yolu gösterecek kadar nazikti.The girl was kind enough to show me the way to the museum.
Kızın boynunun etrafında uzun bir eşarp vardı.The girl had a long scarf around her neck.
Kız hemen hemen ölen anneme benziyor.The girl closely resembles my dead mother.
Kız kendi gölgesinden korkuyordu.The girl was afraid of her own shadow.
Kız yanıma oturdu.The girl sat beside me.
Kız bana gülümsedi.The girl smiled at me.
Kız bana karşı cana yakın.The girl is friendly to me.
Kız trafik kazasında kötü biçimde yaralandı.The girl was badly injured in the traffic accident.
Kız, köpeklerden korkuyor.The girl is afraid of dogs.
Kız işverenin parasını aşırdı.The girl made off with her employer's money.
Kızın altın saçı var.The girl has golden hair.
Kız ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The girl did nothing but cry.
Kız ağlamaktan başka bir şey yapmıyor.The girl did nothing but cry.
Küçük kız gözyaşlarına boğuldu.The little girl burst into tears.
Kız hasta görünüyordu.The girl appeared sick.
Kız bayıldı, fakat biz onun yüzüne su döktüğümüzde o kendine geldi.The girl fainted, but she came to when we threw water on her face.
Kızın gözleri gözyaşlarıyla doluydu.The girl's eyes were filled with tears.
Kız bir hemşire.The girl is a nurse.
Kız bir canavar görür görmez kaçtı.No sooner had the girl caught sight of the monster than she ran away.
Kız çiçekleri kokluyor.The girl is smelling the flowers.
Kız bir şarkıcı olma fikrinden vazgeçmek zorunda kaldı.The girl had to abandon the idea of becoming a singer.
Kız, ev hakkında çok faydalıydı.The girl was very useful about the house.
Kız bir şey söylemedi.The girl did not say anything.
Genç kız gözyaşlarına boğuldu.The young girl burst into tears.
Kız alevleri gördüğünde çığlık attı.The girl screamed when she saw the flames.
Kız evini özlüyordu.The girl was sick for home.
Kız çok solgun görünüyordu.The girl looked so pale.
Kız elbiseyi yırttı.The girl tore the cloth.
Kız hâlâ Noel Baba'ya inanmaktadır.The girl still believes in Santa Claus.