Nancy sınıfında en uzun boylu kız.Nancy is the tallest girl in her class.
Nancy dört kızın en güzelidir.Nancy is the most beautiful of the four girls.
Hiçbir şey söylememem onu kızdırdı.I said nothing, and that made him angry.
Hiçbir şey söylemedim; bu da onu kızdırdı.I said nothing, and that made him angry.
Onun niçin o kadar kızgın olduğu hakkında bir fikrim yok.I have no idea why she got so angry.
O niçin kızgın görünüyor?Why does he look black?
Onun niçin o kadar kızgın olduğunu merak ediyorum.I wonder why he is so angry.
Ona niçin çok kızgınsın?Why are you so angry with him?
Ona niçin kızgınsın?Why are you angry with him?
Seni ne o kadar kızdırdı?What made you so angry?
Seni böyle kızdıran nedir?What made you so angry?
Onu hiçbir şey kızdıramaz.Nothing ever makes him angry.
Tom daha yaşlı bir kızla evlendi.Tom married an older girl.
Tom Cumartesi akşamı kız arkadaşını dışarı çıkardı.Tom took his girlfriend out on Saturday night.
Tom telefonda kızları aramaya alışkındır.Tom is accustomed to calling up girls on the telephone.
Tom lise öğrencisine kızdı.Tom got angry with the high school students.
Tom bunu duydu ve kızdı.Tom heard this and got angry.
Her erkek ve kız onu tanır.Every boy and girl knows him.
Her oğlan ve her kız memnundu.Every boy and every girl was delighted.
O şarkıcıyı her kız tanır.Every girl knows that singer.
Kızların her biri düzgün bir şekilde giyinmişti.Each of the girls was dressed neatly.
Kızların her biri özenle giyinmişti.Each of the girls was dressed neatly.
Her kız balerin olamaz.Every girl cannot be a ballerina.
Vahşi bir köpek kıza saldırdı.A fierce dog attacked the girl.
Kız kardeşim nihayet nişanlandı.Finally, my sister got engaged.
Kız kardeşim sonunda evlendi.Finally, my sister got married.
Niçin öyle bir şey hakkında kızgın?Why is he angry about something like that?
Merak ediyorum, onu bu kadar kızdıran neydi peki?What made him so angry then, I wonder?
Onu kız kardeşinden uzaklaştıran ne?What has estranged him from his sister?
Her nedense o kızdan hoşlanmaya başladım.Somehow I have taken a fancy to that girl.
Kapıdaki kız Lucy'dir.The girl at the door is Lucy.
Kapıda duran kız kim?Who is the girl standing at the door?
David'in isimlerini aklında tutamayacağı kadar kız arkadaşı var.David has so many girlfriends that he can't remember all of their names.
Erdemli bir kız için yeni bir erkek bulmak çok basit.It's duck soup for a girl of easy virtue to find a new man.
Belki onun çok sayıda kız arkadaşı vardır.Maybe he has lots of girlfriends.
Çünkü sen tatlı ve güzel bir kızsın.Because you're a sweet and lovely girl.
Onların sadece küçük bir kızı vardı.Only one little daughter did they have.
Birçok erkek ve kız çocuğu vardı.Many boys and girls were present.
Elmaslar bir kızın en iyi arkadaşlarıdır.Diamonds are a girl's best friends.
Kızların çoğu naziktir.Most girls are kind.
Çoğu kızlar naziktir.Most girls are kind.
Diane de üvey kız kardeşin, George.Diane is your half-sister too, George.
Annesi kızına onu kendinin yapmasını söyledi.The mother told her daughter to do it herself.
O kadar kızgın olmayın.Don't be so angry.
Çok kızmana gerek yok.There's no need to get so angry.
Böyle bir şeyi söylemek çok kızmış olmalı.He must be very angry to say such a thing.
Kız arkadaşım gittiğinden beri uzun, uzun zaman oldu.It's a long, long time since my girl's been gone.
İşte bu yüzden ona kızgınım.That is why I am angry with him.
Kızımdan beklediğim odur.That's what I expected of my daughter.
Sekiz ay sonra, nihayet gene kızlarla çıkmaya başladı.After eight months, he eventually started dating girls again.
Yaşlı bayan kız torununa gülümsedi.The old lady smiled at her granddaughter.
Heriki kızın mavi gözleri var.Both girls have blue eyes.
Kızın yumuşak bir kalbi var.The girl has a soft heart.
Kız hepimizin paylaştığı korkuyla bağırdı.The girl screamed with fear, which we all shared.
Kız gözyaşlarına boğuldu.The girl burst into tears.
O kız o kadar güzel ki kendine en hakim erkekleri bile çekiyor.That girl is so beautiful that she attracts even the most self-possessed men.
Kızlardan hiçbiri öğrenci değil.None of the girls are students.
O, kızının erkek arkadaşını kabul etmek için hiçbir çaba harcamadı.He made no effort to accept his daughter's boyfriend.
Sanırım güzel kız utangaç genç adama veda edecek.I guess that the beautiful girl will say goodbye to the shy young man.
Kız ağır kutuyu tek elle kaldırdı.The girl lifted the heavy box with one hand.