Birkaç kız kapının yanında duruyor.Several girls are standing beside the gate.
Mavi gözlü kız, Jane'dir.The girl with blue eyes is Jane.
Mavi gözleri olan kız Jane'dir.The girl with blue eyes is Jane.
O, çok utangaç bir kızdı.She used to be a very shy girl.
Uzun uzun zaman önce güzel bir kız yaşardı.Long long ago, there lived a pretty girl.
Kızıl Haç gecikme olmadan felaket kurbanlarına yardım sağlıyor.The Red Cross gets help to disaster victims without delay.
Kızıl Haç kurbanlara yiyecek ve tıbbi malzemeler dağıttı.The Red Cross dispensed food and medical supplies to the victims.
Geçen ay bizim yirmi yaşındaki kızımız bir kız bebek dünyaya getirdi.Last month our twenty-year-old daughter gave birth to a baby girl.
Geçen hafta onun kız kardeşiyle buluştum.I met his sister last week.
Öğretmenin bana kızgın olup olmadığı umurumda değil.I couldn't care less if the teacher is mad at me.
Öğretmenimiz kızgın görünüyordu.Our teacher seemed angry.
Geçen gün parkta karşılaştığım kızla tekrar karşılaştım.I met again the girl who I had met in the park the other day.
Geçen gün parkta kızla tanıştım ve onu tekrar gördüm.I met the girl in the park the other day, and I saw her again.
Geçenlerde kızamık oldu.He had three-day measles the other day.
Geçen gün kızı gördüm.The other day I saw the girl.
Her oğlan ve kız Kolomb'u bilir.Every boy and girl knows Columbus.
Onun büyükbabasının ölümünü işitmesinin ilk şokundan sonra, kız ağlamaya başladı.After the initial shock of hearing of her grandfather's death, the girl started to cry.
Penceredeki kızla tanışmak ve konuşmak istedim.I wanted to meet and talk with the girl at the window.
Pencerenin yanında duran kızı tanıyor musun?Do you know the girl standing by the window?
Benim onun biraz kızgın olduğunu söylemem gerekiyor.I should say she is a little angry.
Kız kardeşim, bir üniversite öğrencisi, konuşma yarışmasında birincilik ödülü kazandı.My sister, a university student, won first prize in the speech contest.
Yaklaşık senin yaşında genç bir kızdı.She was a young girl about your age.
Ana cadde kimonolu kızlarla dolu.The main street is filled with girls in kimonos.
Herkesin kızdan hoşlanması doğaldı.It was natural that everyone should like the girl.
Herkes yeni kıza karşı cana yakındı.Everyone was friendly to the new girl.
O, bir erkek mi yoksa bir kız mı?Is it a boy or a girl?
Erkekler ve kızlar arasında büyük bir fark var.There is a great difference between boys and girls.
Bir adamın alışkanlıklarını hemen değiştirmesini bekleyemezsin, kızım.You can't expect a man to change his habits at once, girl.
Hem erkekler hem de kızlar okulda pişirme dersi almalılar.Both boys and girls should take cooking class in school.
Birkaç kız okula geç kaldı.Few girls were late for school.
Yazar kitabı kız kardeşine ithaf etti.The author dedicated the book to his sister.
Sabahları kızarmış tost severim.I like brown toast in the morning.
Saçı uzun olan kız Judy.That girl whose hair is long is Judy.
Ben uzun saçlı bir kız gördüm.I saw a girl with long hair.
Uzun saçlı o kız Judy'dir.That girl who has long hair is Judy.
Caddeyyi geçerken küçük kız kardeşimle el ele tutuştuk.I took my little sister by the hand when we crossed the street.
Küçük kız kardeşim caddeyi geçerken elimi tuttu.My little sister took my hand when we crossed the street.
Bahçedeki ağaçların yaprakları tamamen kızardı.The leaves of the trees in the garden have turned completely red.
Erkek kardeşim ve kız kardeşim her sabah yaklaşık yedi otuzda kalkar.My brother and sister get up about seven-thirty every morning.
Tezgahtar kız hediyeyi benim için sardı.The salesgirl wrapped the gift for me.
Cesaret eksikliğim yüzünden kendime çok kızdım.I was very angry with myself for my lack of courage.
Kızayım mı yoksa güleyim mi bilmiyordum.I didn't know whether to get angry or to laugh.
Kızgınlık, gerekçesinin görülmesini engelledi.Anger deprived him of his reason.
Kışın evimize yakın küçük bir tepede kızakla kaymayı seviyorum.In the winter, I like to sled down the small hill close to our home.
O bana vurdu, kıza değil.He hit me, not her.
İki kız kardeş çok sakince yaşadılar.The two sisters lived very quietly.
İki küçük kız papatyaları topluyorlar.Two little girls are picking daisies.
İki kızın her birini tanıyor musun?Do you know either of the two girls?
Birkaç kızılderili Japonya'da yaşıyor.Few Indians live in Japan.
Beyaz bir elbise giyen kız benim kız kardeşim.The girl wearing a white dress is my sister.
Beyaz elbiseli kız onun nişanlısı.The girl dressed in white is his fiancée.
Beyaz giyinmiş kız benim nişanlımdır.The girl who is dressed in white is my fiancée.
Saçları beline inen bir kız gördüm.I saw a girl whose hair came down to her waist.
Uzun saçlı kıza bak.Look at the girl whose hair is long.
Bir kız rüzgârda akan saçlarıyla koşarak geldi.A girl came running, with her hair streaming in the wind.
O, doğal olarak çok kızmıştı.He was naturally very angry.
Sözümü kestiği için ona kızdım.I was annoyed with him for interrupting me.
Ben ona kızacak diye gerçeği söylemedim.I didn't tell him the truth for fear he would get angry.
Mirası öldüğünde kızına kaldı.The estate went to his daughter when he died.
O kızı ile gurur duyabilir.He may well be proud of his daughter.