kıyafetler ile cümle
kıyafetler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu iki kategorinin kıyafetleri birbirinden farklıdır.Poszczególne szaty nie różnią się od siebie.
Dans gösterilerinde 1930lar ve 1940ların kıyafetlerini giyiyordu.Doceniam umiejscowienie akcji w latach czterdziestych i kostiumy z tamtych lat...
Grup, kıyafetleri ters giymeleriyle bilinmektedir.Wiadomo jednak, że spod ubrania ich nie widać.
Alışveriş Merkezi – oyuncu kendi lady'si için kıyafetler alabilir.Gracz może użyć go, by kupić różne ubrania dla swojej myszy.
İlçeye özgü yerel kıyafetler günümüzde sadece bayramlarda ve özel günlerde giyilmektedir.Obecnie tradycyjne stroje noszone są wyłącznie przez osoby starsze podczas świąt i festiwali.
Herkes kıyafetlerini çıkarıp bir kenara koyarlar.Wszystkie postanowiły rozebrać się i zanurzyć w wodzie.
Tüm turne kıyafetleri İtalyan Dolce & Gabbana tarafından tasarlandı.Była twarzą kosmetyków do makijażu Dolce & Gabbana.
Onun da kıyafetleri beyazdı.Hans dräkt är vit.
Glööckler çok küçük yaşlardan beri moda ile yakından ilgileniyor ve yakınlarına gece kıyafetleri dikiyordu.De vill dölja graviditeten så länge som möjligt, och tillbringar kvällarna tillsammans med att sy barnkläder.
Çete, üyelerin kıyafetlerinde mavi renk bulundurmasıyla bilinir.Gänget är ökända för den iögonfallande blå färg de har på sina kläder.
Kendine has kıyafetleri vardır.Han äger en egen klädaffär.
Kıyafetlere geldiği takdirde bu kokuyu tekrar kıyafetlerden yok etmek imkânsızdır.Får man detta sekret på kläderna kan det vara svårt att få bort lukten.
Kıyafetlerinin eskimesinden yola çıkarak Jack onların 40-50 yıl önce öldükleri tahmininde bulunur.Jack uppskattar att de varit döda i 40-50 år.
Palyaço kıyafetleri giyerler.Gruppen uppträder maskerade till clowner.
Aktörlerin görevlerinde yardımcı olabilmek için senaryoya kıyafetler eklenmiştir.De hade varit tvungna att låna kläder av teatern för att kunna närvara.
Obi (Japonca: 帯, おび), keikogi ve kimono gibi geleneksel Japon kıyafetleri için kullanılan bir kuşaktır.Obi (japanska 帯, uttalas obi, med kort å) är det traditionella bältet till kimono och keikogi.
Yaşlı bayanlar hala eski kıyafetlerden giyebilmektedirler.Eleverna uppmanas att ha gammeldags kläder.
Dokuzuncu bölüm yemek, yemek uygulamaları ve kıyafetler ile ilgilidir.У дев'ятому розділі описана їжа, етикет і одяг.
Bedeni, kıyafetleri, ailesi, arabası, banka hesabı gibi.У грі також доданий новий редактор рівнів. I need your clothes, your boots and your Volkswagen.
Onun da kıyafetleri beyazdı.Одяг переважно білий.
İlçeye özgü yerel kıyafetler günümüzde sadece bayramlarda ve özel günlerde giyilmektedir.Сьогодні японський традиційний костюм використовується в основному лише під час свят і офіційних заходів.
Klipte grup üyeleri deri kıyafetlerle şarkıyı çalmakta.Він запровадив серед рок-музикантів моду на шкіряні костюми.
Herkes en yeni kıyafetlerini giymeye çalışır.Люди надягають свій найкращий або новий одяг.
Örneğin Gustav Jäger 1880’li yıllarda pamuktan yapılmış örme kıyafetler üretmiştir.У 1880-х роках Густав Йегер ввів в ужиток білизна з вовни (т. зв.
Dans gösterilerinde 1930lar ve 1940ların kıyafetlerini giyiyordu.У футболці національної збірної Куби виступав у 30-х та 40-х роках XX століття.
Kendine has kıyafetleri vardır.Сам одягатися не вміє.
İkisi de zengindir ve tasarımcı kıyafetleri giyerler.Obě postavy mají bohaté vytkávané vzory oděvů.
Tüm turne kıyafetleri İtalyan Dolce & Gabbana tarafından tasarlandı.Kostýmy pro zpěvačku a její tým navrhl italský módní dům Dolce & Gabbana.
Herkes kıyafetlerini çıkarıp bir kenara koyarlar.Všichni se svléknou a vyválejí se v blátě.
İmparator aynı zamanda gladiatorial dövüşlerine arena'da gladyatör kıyafetleriyle dolaşacak kadar meraklıydı.Císař nechal také dražit životy gladiátorů bojujících v aréně.
Bir süre sonra kendi tasarladığı kıyafetleri annesinin dükkanında satmaya başladı.Původně byl domluvený se svou matkou, že půjdou nakupovat nové oblečení.
Dize yakın sayılabileccek etek, dar pantolon ve kısa kollu kıyafetlere izin verilmiyor.Mužům je doporučováno nenosit jen krátké kalhoty a tílka.
Sanal evrendeki kıyafetler ise daha gelenekseldir.Jednořadé vesty jsou však obvyklejší.
Şekli ve kıyafetleri devamlı değişir.Změnil si podobu a oblečení.
Kurt modacı kıyafetleri giyen sert bir çocuk."Ten praštěný kluk s kapucí.'
Mürettebata daha yumuşak kıyafetler ve lastik çizmeler verilmesi gerekir, çünkü akışkan çok dehidre olur.Sunt recomandate labele de înot cu călcâi pentru că sunt mai confortabile.
Bu orkestradaki müzisyenler Macar kıyafetleri giyerlerdi.Participanții la acest eveniment se îmbrăcau în haine de sărbătoare.
Erkeklerin serpuş ve kıyafetlerinde değişiklikler yapıldı.Survin modificări în alimentație și vestimentație.
Bunların kıyafetleri şayanı dikkattir.De remarcat este îmbrăcămintea războinicului.
İkisi de askeri kıyafetler giyer.Îmbracă-i pe amândoi bărbați.
Köyde yöresel kıyafetler giyilmektedir.Pe teritoriul satului s-au descoperit vestigii romane.
İşe geldiğinde kendi kıyafetlerinin sergilendiğini görünce şaşırır.Ea este foarte supărată cand hainele făcute de ea sunt stricate.
Genç insanlar için düşük fiyatlı kıyafetler satıyor.Mai întâi a început să vândă haine de copii.
İkisi de zengindir ve tasarımcı kıyafetleri giyerler.A két alak gazdagon van felöltözve, ruhájuk szőrmés.
Tüm turne kıyafetleri İtalyan Dolce & Gabbana tarafından tasarlandı.A ruhákat az olasz divatház, a Dolce & Gabbana tervezte.
Ancak Amerikan Hastanesi’nde kaldığı sürede tanıştığı Ralph Simmons sayesinde sivil kıyafetler bulur.Milánóban egy régi ismerősétől Ralph Simmonstől szerez civil ruhákat.
Kadın kıyafetleri giyen erkekler dahil bazı erkekler, hüviyet olarak askerlik kartlarını kullanırlardı.Ezzel szemben számos férfi női ruhában próbált meg, szabadulni a katonai kötelezettségek alól.
Klip Britney'nin garson kıyafetleriyle bir restoranda başlıyor.Kezdetén Britney pincérnőnek öltözve indul el egy öltözőbe társaival.
Kadınların geleneksel kıyafetleri de farklıdır.A kurdok hagyományos öltözete más.
Kıyafetlerinin eskimesinden yola çıkarak Jack onların 40-50 yıl önce öldükleri tahmininde bulunur.Jack a ruhájuk állapotából úgy saccolja, hogy ötven éve halhattak meg.
Kıyafetleri beyazlattıktan sonra Michael, Sucre'ye kıyafetleri kurutmasını söyler.Míg esznek, Tortoni ellopatja a ruhákat.
Dokuzuncu bölüm yemek, yemek uygulamaları ve kıyafetler ile ilgilidir.A 3. pont megengedni, sőt elrendeli, hogy a mozgósítottak ruhát és élelmet vigyenek magukkal.
"Kıyafetler konuşuldu".Mondj igent a ruhára!
Her zaman sivil yönetimi savunmuş ve halk tipi sivil kıyafetlerden hoşlanmıştır.A román népművészetet is támogatta; a királyné előszeretettel viselt román népviseletei ruhákat.
Bu günde İskoç aileleri geleneksel kıyafetlerini giyerler.A lovasok a mai napig a tradicionális öltözetükben lovagolnak.
Erkek tarafı gelinin düğün öncesinde giyeceği kıyafetleri alır.A menyasszonyi ruha az esküvőn a menyasszony által viselt öltözet.
Bir süre sonra Stewie kıyafetlerine de sığamaz ve kolları ile kendi yüzüne dokunamaz hale gelir.Később Linusnak eszébe jut, hogy nem tud meglenni a kendője nélkül.
Herkes kıyafetlerini çıkarıp bir kenara koyarlar.Gyorsan lekapják magukról a ruhákat, és felszállnak rá.
Gerektiğinde sivil kıyafetlerde çalışmaya izin verildi.Engedélyt adtak nekik, hogy civil ruhában, vagy inkognitóban nyomozzanak, ha az szükséges.
Mürettebata daha yumuşak kıyafetler ve lastik çizmeler verilmesi gerekir, çünkü akışkan çok dehidre olur.A hajósok kimosott és kötélen száradó ruhái teszik még mozgalmassá a kompozíciót.