kıyafetler ile cümle

kıyafetler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Bir süre sonra kendi tasarladığı kıyafetleri annesinin dükkanında satmaya başladı.A fiú az anyja boltjában dolgozik, ahol használt ruhákat árulnak.
Crossdresser (kısaca CD), karşı cins ile özdeşleşmiş kıyafetleri giyen kimse.Crossplaynek nevezik, amikor valaki a saját nemével ellentétes karakternek öltözik.
İfade sıkça Sovyet Ordusunun kıyafetlerini belirtmek için kullanılmıştır.A ráncolást hagyományosan a ruha nyílásainak összehúzására használják.
Kadın kıyafetleri giyen erkekler dahil bazı erkekler, hüviyet olarak askerlik kartlarını kullanırlardı.Jotkut miehistä, myös naisten vaatteisiin pukeutuneista, käyttivät sotilaspassiaan henkilötodistuksena.
Sahne kıyafetlerinin pek çoğunu kendisi tasarladı.Lee suunnittelee suuren osan esiintymisvaatteistaan.
Saçlarını keser ve kıyafetlerini değiştirir.Hän ei leikannut hiuksiaan tai partaansa eikä vaihtanut vaatteitaan.
Kıyafetlerinin eskimesinden yola çıkarak Jack onların 40-50 yıl önce öldükleri tahmininde bulunur.Heidän vaatteidensa jäännöksistä Locke arvioi heidän olleen kuolleena 40–50 vuotta.
Türkiye'de bazı yörelerde başa giyilen kıyafetlere de terlik denmektedir.Japanissa siitä on tehty myös työvaatteita.
Palyaço kıyafetleri giyerler.Buyinaisten vaatteet.
Grup imaj olarak da asker kıyafetleri giymeye başlamıştı.Lisäksi yhtye alkoi käyttää esityksissään armeijaunivormuja.
Ayrıca yeni eşya ve kıyafetler de oyuna eklenir.Pelin mukana tulee myös paljon uusia vaatteita ja tavaroita.
Bununla beraber bu kıyafetler onun benliğinin bir parçası gibidir ama istediği zaman değiştirebilir.Hänen univormunsa on muuttunut aikakausien mukaan, eikä se muutenkaan näytä aina samalta.
Kıyafet: Herhangi bir özel kıyafetleri yoktur.Keisarilla ei ole vaatteita! (engl.
Onun da kıyafetleri beyazdı.Myös naiset pukeutuivat valkoiseen.
Genç insanlar için düşük fiyatlı kıyafetler satıyor.Tarjoaa muodikkaita vaatteita ja asusteita nuorille.
Kıyıdaki beş kişi, kıyafetlerinden anlaşıldığı üzere kasaba ahalisindendir.Viides olio on tullut kaupunkiin rämeiköstä rähjäiseksi ihmiseksi pukeutuneena.
Bu eşya paketinde eski tarz mobilyalar, kıyafetler ve saçlar olacak.Tuttuun tapaan mukana on uusia hiustyylejä, vaatteita ja huonekaluja.
Herkes en yeni kıyafetlerini giymeye çalışır.Όλοι φορούν τα καλύτερα ρούχα.
O yüzden kıyafetler de bu yörenin özelliklerini taşır.Επιπλέον, φορούν ρούχα σε αυτή τη σειρά που δείχνουν την προσωπικότητά τους.
Crossdresser (kısaca CD), karşı cins ile özdeşleşmiş kıyafetleri giyen kimse.Τραβεστί (Crossdresser): Περιγράφει όσους επιθυμούν να φοράνε ρούχα του αντίθετου φύλου.
İşçi kıyafetlerinin verilmesi sağlanacaktır.Ντύνονται σε ρούχα εργασίας.
Çünkü bir kadın, erkek kıyafetleri giymişti."Η γυναίκα ήταν ντυμένη ακριβώς όπως ο άντρας.
Ayrıca yeni eşya ve kıyafetler de oyuna eklenir.Η επέκταση εισάγει στο παιχνίδι νέα κοστούμια και όπλα.
Sahne kıyafetlerinin pek çoğunu kendisi tasarladı.Σε πολλά σόου της είναι μέρος της ενδυμασία της.
Grup imaj olarak da asker kıyafetleri giymeye başlamıştı.Και αρνούνται και την στρατιωτική στολή ακόμα να φορέσουν.
Onlar şalvar ile siyah kıyafetler giyerlerdi.Ξεκίνησαν φορώντας πράσινα και μαύρα ρούχα.
Tenleri ve kıyafetleri temizdi.Ακόμα έκανε χρήση της φωτιάς και των ρούχων.
Oyuncular, Hunter için kıyafetler ve saç tarzlarının da içinde bulunduğu yeni eşyalar kullanabilmektedir.Spillere kan låse op varer, der inkluderer nye tøj og frisurer til Hunter.
Çete, üyelerin kıyafetlerinde mavi renk bulundurmasıyla bilinir.Banden er kendt, for dens medlemmers brug af blåt tøj.
Tüm turne kıyafetleri İtalyan Dolce & Gabbana tarafından tasarlandı.Kostumer til koncerten var designet udelukkende for Minogue af italienske designere Dolce & Gabbana.
Bu kıyafetlerin büyük bir bölümü günümüze kadar korunamamıştır.Helt så langt i afklædningen går man ikke i dag.
Kadınların geleneksel kıyafetleri de farklıdır.Kvinders og mænds klædedragter er meget forskellige.
İlçeye özgü yerel kıyafetler günümüzde sadece bayramlarda ve özel günlerde giyilmektedir.I dag bruges dragterne på Sønderhodag og ved festlige lejligheder.
Bu göçlerde yine yöreye özgü kıyafetler giyilir.I dag er området igen skovklædt.
İkisi de zengindir ve tasarımcı kıyafetleri giyerler.En stærk personlighed i designer tøj.
Kıyafetleri pisti, kemer takmak veya pantolonlar için askılık takmak yasaktı.Skindet forarbejdes til beklædning, sko, bælter eller tasker og punge.
Köyde yöresel kıyafetler giyilmektedir.Den nordlige del af kommunen er skovklædt.
Bunun için fark edilmeden karakterleri etkisiz hale getirip kıyafetlerini giyerler.I modsætning til de ovennævnte kostumer er ansigtet her frit.
Gerektiğinde sivil kıyafetlerde çalışmaya izin verildi.De ble gitt tillatelse til å arbeide i sivile klær om nødvendig.
Tüm turne kıyafetleri İtalyan Dolce & Gabbana tarafından tasarlandı.Kostymene ble designet eksklusivt for Minogue av italienske motedesignere Dolce & Gabbana.
"Kıyafetler konuşuldu".«Jakken funnet».
Kıyafetlerini değiştirir ve saçını keser.Klær ble ødelagt og hår revet av.
Karşı cinsin kıyafetlerini giyme durumu Miguel'e son derece doğal gelmişti.Når Kates kjole skitne veldig sint mot ham.
Aynı zamanda giydiği kıyafetlerden bazılarını da kendisi tasarlamıştır.Hun publiserte også et bilde av seg selv iført antrekket.
Köyde yöresel kıyafetler giyilmektedir.Arbëreshë kostume fra kommunen.
Gece Nöbetçileri’ne katıldıktan sonra onların siyah kıyafetlerini giymeye başlar.Hun nekter for å ha sett nattkjolen.
Led Zeppelin' in Whole Lotta Love şarkısını söyleyerek, kıyafetleri ile nehre girdi.Han fremførte et parti av Led Zeppelin-sangen «Whole Lotta Love» sammen med Leona Lewis.
Çünkü bir kadın, erkek kıyafetleri giymişti.Dermed var kvinnene kledt som menn.
Crossdresser (kısaca CD), karşı cins ile özdeşleşmiş kıyafetleri giyen kimse.Crossdressing: Å kle seg i klær beregnet på det motsatte kjønn.
Kadınların geleneksel kıyafetleri de farklıdır.Det manglet også dameundertøy.
Bu orkestradaki müzisyenler Macar kıyafetleri giyerlerdi.Klubben spilte selvsagt i blå skjorter.
Ayrıca yeni eşya ve kıyafetler de oyuna eklenir.Man finner også smykker og klær.
Annesiyle aynı kıyafetleri giymektedir.Dia biasanya memakai pakaian yang sama dengan ibunya.
İkisi de askeri kıyafetler giyer.Malam itu keduanya berjaga-jaga sambil memakai pakaian militer.
Gray'in garip özelliklerinden biri de farkında olmandan üstündeki kıyafetleri çıkarmasıdır.Gray juga mewarisi kebiasaan aneh yaitu menanggalkan pakaian secara tidak sadar dari Ur.
Sivrisinek ısırmalarını önlemek için insanlar vücutlarını tamamen saran kıyafetler giyebilir.Untuk mencegah gigitan nyamuk, orang-orang dapat memakai pakaian yang menutup kulit mereka sepenuhnya.
Ayrıca yeni eşya ve kıyafetler de oyuna eklenir.Selain itu, biaya besar dibutuhkan untuk kostum pemain.
Aynı zamanda giydiği kıyafetlerden bazılarını da kendisi tasarlamıştır.Dia juga masih memakai baju yang dia pakai saat meninggal.
Şekli ve kıyafetleri devamlı değişir.Namun karakternya secara umum dan pelukisan pakaian masih sama.
Palyaço kıyafetleri giyerler.Ranloo Perempuan yang berkostum badut.

İlgili Sayfalar