kıyafet ile cümle
kıyafet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.Ils m'ont enfermé là-dedans, avec cet uniforme dégradant.
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.허름한 옷을 입히고 거기에 가뒀습니다.
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.M-au încuiat acolo, într-un set de haine degradant.
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.Me encerraron, vestido con andrajos.
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.Mi hanno chiuso dentro, in questa ridicola uniforme.
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.Sie sperrten mich dort ein, in diesem herabwürdigenden kleinen Outfit.
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.Zamkli mě tam, v tomhle ponižujícím, o číslo menším oblečení.
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.Zamknęli mnie tam, w tym poniżającym ubraniu.
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.Zavreli ma tam, v tomto ponižujúcom malom kuse odevu.
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.Ze sloten me op, in vernederende kledij.
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.Με κλείδωσαν εκεί, σε αυτό το εξευτελιστικό μικρό μέρος.
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.Заключиха ме там, в този унизителен костюм.
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.Мене замкнули у тій принизливій дірі.
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.Они там меня заперли, в этом унизительном костюме.
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.הם נעלו אותי שם, במקום הקטן והמשפיל ההוא.
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.لقد حبسوني هناك، وألبسوني ملابس صغيرة مهينة.
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.彼らはこの実験を真面目にやりすぎでした...
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.Egy alacsony, fiatal nőt láttak, aki barna egyenruhát viselt.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.Ei m-au văzut ca o femeie tânără, scundă, purtând un costum cafeniu.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.Họ xem tôi như một người phụ nữ trẻ, lùn mặc bộ đồ nâu.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.Ils me voyaient comme une jeune et petite femme portant un uniforme beige.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.그들은 저를 황갈색 정장을 입은 어리고 작달막한 여자로 봤습니다.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.Mereka menatap saya, seorang wanita muda dan pendek yang mengenakan blazer.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.Me veían una mujer joven, baja, vestida con un traje color canela.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.Mi vedevano come una giovane donna bassa che indossava un abito marrone.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.Odbierali mnie jako młodą, niską kobietę w garsonce.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.Quando olhei para o grupo e perguntei, "Vocês rezam?" viram uma mulher jovem, baixinha num fato caqui.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.Sie sahen in mir einen junge, kleine Frau, die einen hellbraunen Anzug trug.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.Viděli ve mě mladou, malou ženu v hnědém obleku.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.Videli vo mne mladú, nízku ženu v hnedom obleku.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.Ze zagen me als een jonge, kleine vrouw in een bruin uniform.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.Με είδανε σα μια νέα, κοντή γυναίκα που φορούσε ένα σκούρο κοστούμι.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.Вони вважали мене молодою, тендітною жінкою, яка була одягнена в темно-коричневий костюм.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.Они смотрели на меня и видели молодую, невысокую женщину в темной одежде.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.Те ме гледаха като млада, ниска жена облечена в жълтокафяв костюм.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.הם ראו אישה צעירה, נמוכה עם חליפה בצבע חאקי.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.كانت نظرتهم لي كشابة قصيرة ترتدي بدلة سمراء.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.「お祈りは?」
Ben, John, arabacı gönderdi izlemek, merdivenlerden yukarı koştu, benim yürüyüş-kıyafet içine aldım나는, 존, 마부를 보내 당신을보고, 계단을 달려 나왔다, 나의 산책 - 옷에 합격
Ben, John, arabacı gönderdi izlemek, merdivenlerden yukarı koştu, benim yürüyüş-kıyafet içine aldımשלחתי ג'ון, הרכב, כדי לראות אותך, רץ במעלה המדרגות, נכנס שלי הליכה בגדים,
Ben, John, arabacı gönderdi izlemek, merdivenlerden yukarı koştu, benim yürüyüş-kıyafet içine aldımبعثت جون ، حوذي ، لمشاهدة لك ، ركض على السلالم ، وصلت الى الملابس المشي بلدي ،
Ben, John, arabacı gönderdi izlemek, merdivenlerden yukarı koştu, benim yürüyüş-kıyafet içine aldım私はそれらを呼び出すようにし、出発と同じように降りてきた。
Ben kıyafetimin yanıp sönmesini istiyorum.Eu quero meu vestido piscando.
Ben kıyafetimin yanıp sönmesini istiyorum.Je veux faire clignoter mes vêtements.
Ben kıyafetimin yanıp sönmesini istiyorum.Θέλω το φόρεμα μου να αναβοσβήνει.
Ben kıyafetimin yanıp sönmesini istiyorum.أريد فستان يومض. صعب جدا إذا كنت تريد التعلم الإلكترونيات فقط
Ben kıyafet konusunda takıntılıyım.A ta je, jsem posedlá oblečením.
Ben kıyafet konusunda takıntılıyım.집착을 합니다.
Ben kıyafet konusunda takıntılıyım.Minulla on pakkomielle asukokonaisuuksiin.
Ben kıyafet konusunda takıntılıyım.Sou obcecada por roupas.
Ben kıyafet konusunda takıntılıyım.אני אובססיבית ללבוש.
Ben kıyafet konusunda takıntılıyım.أنني مهووسة بالملابس
Ben kıyafet konusunda takıntılıyım.洋服を探すのも 着るのも大好き
Beyaz spor ayakkabı diyorum! Kıyafetlerin ve ayakkabıların bir önemi var bence.נעלי ספורט לבנות-- ממש נעלי ספורט לבנות.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Cуди не хотіли, щоб купка дизайнерів володіла новаторськими формоутворюючими елементами одягу.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Eles não queriam uma série de estilistas na posse dos elementos essenciais de referência da nossa roupa.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Họ không muốn chỉ có một số ít các nhà thiệt kế sở hữu các phần cấu trúc ban đầu của quần áo chúng ta
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Ils ne veulent pas qu'une poignée de créateurs détiennent les éléments de base de notre habillement.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.그들은 소수의 디자이너들이 우리의 옷을 구성하는 독창적인 요소를 소유하는 것을 원하지 않았어요.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Nem akarták, hogy egy maroknyi tervező bírja az öltözködés alapelemeinek jogait.