kıyafet ile cümle
kıyafet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Crossdresser (kısaca CD), karşı cins ile özdeşleşmiş kıyafetleri giyen kimse.Τραβεστί (Crossdresser): Περιγράφει όσους επιθυμούν να φοράνε ρούχα του αντίθετου φύλου.
İşçi kıyafetlerinin verilmesi sağlanacaktır.Ντύνονται σε ρούχα εργασίας.
Zamanın modasına uygun şık bir kıyafet giymekte, bir baston tutmaktadır.Φοράει ένα φαρδύ φόρεμα σύμφωνα με την μόδα της εποχής.
Çünkü bir kadın, erkek kıyafetleri giymişti."Η γυναίκα ήταν ντυμένη ακριβώς όπως ο άντρας.
Ayrıca yeni eşya ve kıyafetler de oyuna eklenir.Η επέκταση εισάγει στο παιχνίδι νέα κοστούμια και όπλα.
Sahne kıyafetlerinin pek çoğunu kendisi tasarladı.Σε πολλά σόου της είναι μέρος της ενδυμασία της.
Bu kıyafetin en orijinal tarafı başa geçirilen serpuştu.Ανάμεσα στα σχέδιά τους βρίσκονται τα πιο σημαντικά ρούχα.
Grup imaj olarak da asker kıyafetleri giymeye başlamıştı.Και αρνούνται και την στρατιωτική στολή ακόμα να φορέσουν.
Onlar şalvar ile siyah kıyafetler giyerlerdi.Ξεκίνησαν φορώντας πράσινα και μαύρα ρούχα.
Tenleri ve kıyafetleri temizdi.Ακόμα έκανε χρήση της φωτιάς και των ρούχων.
Hakama (Japonca: 袴), geleneksel bir Japon kıyafetidir.Hakama (japansk: 袴, hakama) er en traditionel japansk benklæde.
Oyuncular, Hunter için kıyafetler ve saç tarzlarının da içinde bulunduğu yeni eşyalar kullanabilmektedir.Spillere kan låse op varer, der inkluderer nye tøj og frisurer til Hunter.
Çete, üyelerin kıyafetlerinde mavi renk bulundurmasıyla bilinir.Banden er kendt, for dens medlemmers brug af blåt tøj.
Tüm turne kıyafetleri İtalyan Dolce & Gabbana tarafından tasarlandı.Kostumer til koncerten var designet udelukkende for Minogue af italienske designere Dolce & Gabbana.
Bu kıyafetlerin büyük bir bölümü günümüze kadar korunamamıştır.Helt så langt i afklædningen går man ikke i dag.
Kadınların geleneksel kıyafetleri de farklıdır.Kvinders og mænds klædedragter er meget forskellige.
Bu sayede kıyafet, kendini temizlemiş oluyor.Tag tøjet af - så snakker jeg lidt om mig selv.
İpekten kıyafeti metal zırhı üzerine örtülmüştü.Andre beklædningsgenstande kunne være beklædt over tunikaen.
Mavi bir kıyafet giyer.Hun går altid i blå kjole.
Kısa ve açık lacivert bir iş kıyafeti giyer.Der er et kuperet og skovklædt morænelandskap.
İlçeye özgü yerel kıyafetler günümüzde sadece bayramlarda ve özel günlerde giyilmektedir.I dag bruges dragterne på Sønderhodag og ved festlige lejligheder.
Bu göçlerde yine yöreye özgü kıyafetler giyilir.I dag er området igen skovklædt.
Amy aynı zamanda parti oyunlarında en çok kıyafet değiştiren karakterdir.Hun er den eneste af figurerne, som skifter tøj.
İkisi de zengindir ve tasarımcı kıyafetleri giyerler.En stærk personlighed i designer tøj.
Kıyafetleri pisti, kemer takmak veya pantolonlar için askılık takmak yasaktı.Skindet forarbejdes til beklædning, sko, bælter eller tasker og punge.
Köyde yöresel kıyafetler giyilmektedir.Den nordlige del af kommunen er skovklædt.
Moldova'nın performansında Lidia siyah deri kıyafeti giymiştir.Fra Karls dødsdag klædte hun sig i sort.
Kıyafetini ise boyar.Og hun mangler tøj.
Bunun için fark edilmeden karakterleri etkisiz hale getirip kıyafetlerini giyerler.I modsætning til de ovennævnte kostumer er ansigtet her frit.
Gerektiğinde sivil kıyafetlerde çalışmaya izin verildi.De ble gitt tillatelse til å arbeide i sivile klær om nødvendig.
Tüm turne kıyafetleri İtalyan Dolce & Gabbana tarafından tasarlandı.Kostymene ble designet eksklusivt for Minogue av italienske motedesignere Dolce & Gabbana.
"Kıyafetler konuşuldu".«Jakken funnet».
Kıyafetlerini değiştirir ve saçını keser.Klær ble ødelagt og hår revet av.
Karşı cinsin kıyafetlerini giyme durumu Miguel'e son derece doğal gelmişti.Når Kates kjole skitne veldig sint mot ham.
Aynı zamanda giydiği kıyafetlerden bazılarını da kendisi tasarlamıştır.Hun publiserte også et bilde av seg selv iført antrekket.
Kıyafetini ise boyar.Jeg skal gå og kjøpe klær.
Gelinlik, gelin tarafından düğün ya da nikah esnasında giyilen bir kıyafettir.Mottakelseskjole er en brudekjole som brukes på bryllupsmottakelsen/bryllupsfesten.
Bu sırada Duff sürekli kıyafet değiştirmektedir.Til slutt lykkes Ulf i å bytte til seg skoene.
Köyde yöresel kıyafetler giyilmektedir.Arbëreshë kostume fra kommunen.
Gece Nöbetçileri’ne katıldıktan sonra onların siyah kıyafetlerini giymeye başlar.Hun nekter for å ha sett nattkjolen.
Led Zeppelin' in Whole Lotta Love şarkısını söyleyerek, kıyafetleri ile nehre girdi.Han fremførte et parti av Led Zeppelin-sangen «Whole Lotta Love» sammen med Leona Lewis.
Çünkü bir kadın, erkek kıyafetleri giymişti.Dermed var kvinnene kledt som menn.
Crossdresser (kısaca CD), karşı cins ile özdeşleşmiş kıyafetleri giyen kimse.Crossdressing: Å kle seg i klær beregnet på det motsatte kjønn.
Kadınların geleneksel kıyafetleri de farklıdır.Det manglet også dameundertøy.
Bu orkestradaki müzisyenler Macar kıyafetleri giyerlerdi.Klubben spilte selvsagt i blå skjorter.
Ayrıca yeni eşya ve kıyafetler de oyuna eklenir.Man finner også smykker og klær.
Orada avcı kıyafeti giyerek dağları keşfetti.Di sana, ia menjelajahi pegunungan dengan mengenakan pakaian pemburu.
Annesiyle aynı kıyafetleri giymektedir.Dia biasanya memakai pakaian yang sama dengan ibunya.
İkisi de askeri kıyafetler giyer.Malam itu keduanya berjaga-jaga sambil memakai pakaian militer.
Cinsel nesne hemşire kıyafeti giymiştir.Claudia pergi dengan mengenakan pakaian suster.
Nakarattan sonra ropörtajcılar resimlerini çekiyor ve o da masadayken pembe lateks bir kıyafet giyiyo.Wartawan mengelilinginya dan mengambil foto, sementara dia berbaring di meja di sebuah gaun merah muda lateks.
Gray'in garip özelliklerinden biri de farkında olmandan üstündeki kıyafetleri çıkarmasıdır.Gray juga mewarisi kebiasaan aneh yaitu menanggalkan pakaian secara tidak sadar dari Ur.
Yom Kippur'da, özellikle de Kal Nidre esnasında beyaz kıyafet ve deri olmayan ayakkabılar giyilmesi adettir.Bahkan, pada hari Yom Kippur, mereka tidak mengenakan kulit dan perhiasan sama sekali.
Sivrisinek ısırmalarını önlemek için insanlar vücutlarını tamamen saran kıyafetler giyebilir.Untuk mencegah gigitan nyamuk, orang-orang dapat memakai pakaian yang menutup kulit mereka sepenuhnya.
Ayrıca yeni eşya ve kıyafetler de oyuna eklenir.Selain itu, biaya besar dibutuhkan untuk kostum pemain.
Aynı zamanda giydiği kıyafetlerden bazılarını da kendisi tasarlamıştır.Dia juga masih memakai baju yang dia pakai saat meninggal.
Şekli ve kıyafetleri devamlı değişir.Namun karakternya secara umum dan pelukisan pakaian masih sama.
Palyaço kıyafetleri giyerler.Ranloo Perempuan yang berkostum badut.
Bir leotardın aksine, vücut kıyafeti genellikle bir spor giyim biçimi olarak kabul edilmez.Orang yang bertubuh kurus biasanya tidak disarankan untuk menggunakan baju berpola belang vertikal.
Alışveriş Merkezi – oyuncu kendi lady'si için kıyafetler alabilir.Pada bagian pakaian, pemain dapat memilih pakaian yang akan pakai.