kıyafet ile cümle
kıyafet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Gaga'nın uzun zamanlı iş birlikçisi Brandon Maxwell kıyafet tasarımını yaptı.Gaga régi munkatársa, Brandon Maxwell volt a divattanácsadó a forgatás során.
Lady Gaga'nın giydiği et kıyafeti de buna bir örnektir .A Simpson család Lisa Gaga című epizódjában volt egy jelenet, ahol Lady Gaga a húsruhát viselte.
Kıyafetleri beyazlattıktan sonra Michael, Sucre'ye kıyafetleri kurutmasını söyler.Míg esznek, Tortoni ellopatja a ruhákat.
Kıyafetini ise boyar.Leveszi a ruháját.
Dokuzuncu bölüm yemek, yemek uygulamaları ve kıyafetler ile ilgilidir.A 3. pont megengedni, sőt elrendeli, hogy a mozgósítottak ruhát és élelmet vigyenek magukkal.
Bu sırada Duff sürekli kıyafet değiştirmektedir.Azután pedig Annát folytonosan öltöztette.
Resmi kıyafet ve üniformalar.Bugyik és Kombinék.
"Kıyafetler konuşuldu".Mondj igent a ruhára!
Yeni kimliği olan "V" 'ye bürünerek Guy Fawkes maskesi ve kıyafeti edinir.Fekete ruhája van, rímekben beszél, arcát Guy Fawkes-maszk takarja el.
Uygun kıyafet giyilmeli ve özellikle spor ayakkabı seçimine dikkat edilmelidir.A sportoláshoz minden esetben megfelelő ruházat szükséges, kiemelt figyelmet fordítva a lábbeli kérdésére.
Her zaman sivil yönetimi savunmuş ve halk tipi sivil kıyafetlerden hoşlanmıştır.A román népművészetet is támogatta; a királyné előszeretettel viselt román népviseletei ruhákat.
Bu günde İskoç aileleri geleneksel kıyafetlerini giyerler.A lovasok a mai napig a tradicionális öltözetükben lovagolnak.
Erkeklere ait özel bir kıyafet yoktur.Nem a ruha teszi az embert.
Erkek tarafı gelinin düğün öncesinde giyeceği kıyafetleri alır.A menyasszonyi ruha az esküvőn a menyasszony által viselt öltözet.
Maskeli baloya Riccardo'nun hangi kıyafetle geleceğini Renato Oscar'dan sorup öğrenir.Renato megtudja Oscartól, hogy a gróf milyen jelmezt öltött.
Bir süre sonra Stewie kıyafetlerine de sığamaz ve kolları ile kendi yüzüne dokunamaz hale gelir.Később Linusnak eszébe jut, hogy nem tud meglenni a kendője nélkül.
Herkes kıyafetlerini çıkarıp bir kenara koyarlar.Gyorsan lekapják magukról a ruhákat, és felszállnak rá.
Gerektiğinde sivil kıyafetlerde çalışmaya izin verildi.Engedélyt adtak nekik, hogy civil ruhában, vagy inkognitóban nyomozzanak, ha az szükséges.
Mürettebata daha yumuşak kıyafetler ve lastik çizmeler verilmesi gerekir, çünkü akışkan çok dehidre olur.A hajósok kimosott és kötélen száradó ruhái teszik még mozgalmassá a kompozíciót.
Bir süre sonra kendi tasarladığı kıyafetleri annesinin dükkanında satmaya başladı.A fiú az anyja boltjában dolgozik, ahol használt ruhákat árulnak.
Crossdresser (kısaca CD), karşı cins ile özdeşleşmiş kıyafetleri giyen kimse.Crossplaynek nevezik, amikor valaki a saját nemével ellentétes karakternek öltözik.
İfade sıkça Sovyet Ordusunun kıyafetlerini belirtmek için kullanılmıştır.A ráncolást hagyományosan a ruha nyílásainak összehúzására használják.
Kıyafeti Xbox Live'dan avatar kıyafeti olarak alınabilir.Büszke arra, hogy azóta Sinkovits Imre öltözőasztalánál öltözhet.
Aralarında kız kıyafetine bürünmüş olan Cherubino da bulunmaktadır.Heidän joukossaan on naiseksi puettu Cherubino.
Kadın kıyafetleri giyen erkekler dahil bazı erkekler, hüviyet olarak askerlik kartlarını kullanırlardı.Jotkut miehistä, myös naisten vaatteisiin pukeutuneista, käyttivät sotilaspassiaan henkilötodistuksena.
Sahne kıyafetlerinin pek çoğunu kendisi tasarladı.Lee suunnittelee suuren osan esiintymisvaatteistaan.
Saçlarını keser ve kıyafetlerini değiştirir.Hän ei leikannut hiuksiaan tai partaansa eikä vaihtanut vaatteitaan.
Gakuran Japon okul üniforması Gemici kıyafetiTyttöjen perinteinen koulupuku on merimiespuku (jap.
Kıyafetlerinin eskimesinden yola çıkarak Jack onların 40-50 yıl önce öldükleri tahmininde bulunur.Heidän vaatteidensa jäännöksistä Locke arvioi heidän olleen kuolleena 40–50 vuotta.
Türkiye'de bazı yörelerde başa giyilen kıyafetlere de terlik denmektedir.Japanissa siitä on tehty myös työvaatteita.
Sonra kıyafetini çaldı ve dışarı çıktı.Sitten hän riisuutui ja ojensi paperit.
Düğünlerde geleneksel bir kıyafet giyilmez.Epämuodollisissa häissä pukeutuminen on vapaampaa.
Bu sırada kıyafet değiştirmiş Serse sahneye girer.Se kertoo miehiksi pukeutuneista naisista näyttämöllä.
Uygun kıyafet ve ayakkabı seçilmelidir.Riittävää on kun on sopivat jalkineet ja vaatteet.
Yaşlı kadınlar, kılık kıyafette Doğu Karadeniz geleneğini aynen yaşatırlar.Itä-Inarissa käytetään edelleen perinteisiä inarinsaamelaisia pukuja.
Sağ alt köşedeki siyah kıyafetli kadın kendisidir.Pelipaikaltaan vasenjalkainen Černý on oikea laitahyökkääjä.
Küçükler kendinden büyük yaşlılarla muhatap olacaklarsa, önce kılık kıyafetini düzeltir.Isommat lapset oppivat pukemaan ne pian itsekin.
Matruşkalar genelde geleneksel Rus kıyafeti olan sarafan giymiş bebekler şeklinde boyanır.Lapsi-sarjoissa tanssivat tytöt käyttävät usein vakio- ja latinalaistanssipukujen välimuotoa.
Palyaço kıyafetleri giyerler.Buyinaisten vaatteet.
Grup imaj olarak da asker kıyafetleri giymeye başlamıştı.Lisäksi yhtye alkoi käyttää esityksissään armeijaunivormuja.
Ayrıca yeni eşya ve kıyafetler de oyuna eklenir.Pelin mukana tulee myös paljon uusia vaatteita ja tavaroita.
Ancak modern kıyafet geleneksel giysilerin kaybolmasına sebep olmuştur.Perinteiset kansanpuvut ovat nykyään jääneet pois käytöstä.
Bununla beraber bu kıyafetler onun benliğinin bir parçası gibidir ama istediği zaman değiştirebilir.Hänen univormunsa on muuttunut aikakausien mukaan, eikä se muutenkaan näytä aina samalta.
Sığınma yeri, yemek, kıyafet ve sağlık yardımının dışında hiçbir şey verilmiyordu.En ole lääkäri, mutta voin antaa vaatteita, ruokaa ja rakkautta.
Kıyafet: Herhangi bir özel kıyafetleri yoktur.Keisarilla ei ole vaatteita! (engl.
Hakama (Japonca: 袴), geleneksel bir Japon kıyafetidir.袴, suom. housut) tarkoittaa perinteisiä japanilaisia housuja.
Onun da kıyafetleri beyazdı.Myös naiset pukeutuivat valkoiseen.
Nakarattan sonra ropörtajcılar resimlerini çekiyor ve o da masadayken pembe lateks bir kıyafet giyiyo.Syntymäpäivänään Ruusunen pistää sormensa värttinään, mutta vaipuukin vain uneen.
Genç insanlar için düşük fiyatlı kıyafetler satıyor.Tarjoaa muodikkaita vaatteita ja asusteita nuorille.
Oyunun kıyafeti "Silifke" adı verlilen kıyafettir. ^Albumin otsikko ('samettitakkinen mies') pilkkaa heidän omaksumaansa pukeutumistyyliä.
Kıyıdaki beş kişi, kıyafetlerinden anlaşıldığı üzere kasaba ahalisindendir.Viides olio on tullut kaupunkiin rämeiköstä rähjäiseksi ihmiseksi pukeutuneena.
Mavi bir kıyafet giyer.Siniset vaatteet.
Bu eşya paketinde eski tarz mobilyalar, kıyafetler ve saçlar olacak.Tuttuun tapaan mukana on uusia hiustyylejä, vaatteita ja huonekaluja.
Bu kıyafetim çok demode.Nämä vaatteeni ovat poissa muodista.
Herkes en yeni kıyafetlerini giymeye çalışır.Όλοι φορούν τα καλύτερα ρούχα.
Hakama (Japonca: 袴), geleneksel bir Japon kıyafetidir.To χακάμα (ιαπωνικά: 袴) είναι ένα μέρος της παραδοσιακής ιαπωνικής ενδυμασίας.
Cinsel nesne hemşire kıyafeti giymiştir.Της αρέσει αν ντύνεται σαν νοσοκόμα.
Klipte, iki farklı kıyafet giydi.Είχαν δυο διαφορετικές ενδυμασίες.
O yüzden kıyafetler de bu yörenin özelliklerini taşır.Επιπλέον, φορούν ρούχα σε αυτή τη σειρά που δείχνουν την προσωπικότητά τους.
Kıyafet değiştirip hükümet memuru oldum.Καθιέρωση ειδικών ενδυμασιών για τους κρατικούς αξιωματούχους.