Köyde yöresel kıyafetler giyilmektedir.Den nordlige del af kommunen er skovklædt.
Moldova'nın performansında Lidia siyah deri kıyafeti giymiştir.Fra Karls dødsdag klædte hun sig i sort.
Kıyafetini ise boyar.Og hun mangler tøj.
Bunun için fark edilmeden karakterleri etkisiz hale getirip kıyafetlerini giyerler.I modsætning til de ovennævnte kostumer er ansigtet her frit.
Daha önceden cehennemde kıyametin ateşten tacını giyerdi.Dette var første (og eneste) gang festningen har åpnet ild mot en fiende.
Gerektiğinde sivil kıyafetlerde çalışmaya izin verildi.De ble gitt tillatelse til å arbeide i sivile klær om nødvendig.
Kur'an'a göre her insan yaptıklarından ötürü kıyamet günü yargılanacaktır.Når Dommedag kommer vil enhver sjel få se hva den har sendt i forveien for sitt regnskap ifølge islam.
Genel yapı olarak 910, 906'ya kıyasla daha kısa ve daha hafiftir.910 var også både kortere og lettere enn 906.
Güç değerlerinin sıralaması için bakınız: Büyüklük kıyaslaması (güç).Se og Hør ^ Ikke rik med MLM Din Side ^ Which does the greater harm?
Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır.Dag rives mellom en nedarvet natur for blodhevn og gudsfryktighet.
Kıyamet de o gün kopacaktır." denmiştir.Og som denne dagen er, skal dagen i morgen være, herlig over all måte!»
Yargıç Willem Knutsen ve mahkeme, Lisbet'i Ole'ye kıyasla daha suçlu olarak görüyordu.Dommer Willem Knutsen og retten så på Lisbet som mer skyldig i trolldom enn Ole.
Modern eleştirmenler tarafından sıkça William Faulkner'e ve bazen de Herman Melville'e kıyaslanır.McCarthy sammenlignes ofte med William Faulkner og Herman Melville.
Kitap üstüne kitap okur, not tutar, düşünür, kıyaslamalar yapardı.Den natten tar han med seg boken hjem og leser den, fullstendig oppslukt.
Tüm turne kıyafetleri İtalyan Dolce & Gabbana tarafından tasarlandı.Kostymene ble designet eksklusivt for Minogue av italienske motedesignere Dolce & Gabbana.
Böyle bakıldığında, Birinci Viyana Okulunun en önemli temsilcileriyle kıyaslanabilecek önemdedir.Slik sett står han på linje med de mest fremtredende representantene for den første wienerskolen.
1220 anlamında kıyasen çatma mevcut olur.Sannsynligvis oppsto balladen rundt 1220.
Kıyafetlerini değiştirir ve saçını keser.Klær ble ødelagt og hår revet av.
İsrail'in 1948 savaşından sonra birkaç on yıl boyunca Lübnan sınırı, diğer sınırlara kıyasla daha sakindi.I tiårene etter krigen i 1948 var grensene mellom Israel og Libanon fredelige sammenlignet med andre naboer.
Karşı cinsin kıyafetlerini giyme durumu Miguel'e son derece doğal gelmişti.Når Kates kjole skitne veldig sint mot ham.
Aynı zamanda giydiği kıyafetlerden bazılarını da kendisi tasarlamıştır.Hun publiserte også et bilde av seg selv iført antrekket.
Genellikle perakende mağazalarına kıyasla daha uygun fiyat avantajı.Prisene er vanligvis høye sammenlignet med butikkpriser.
Zincirlerle bağlanmış yedi azgın köpeği Ak Denizin ötesinde kıyamet gününü beklemektedir.De syv dødssyndene har fått gode anmeldelser og har oppnådd femmere, blant annet i Aftenposten.
Andrew Lloyd Webber ve Tim Rice in Evita müzikalinde bir senator tarafından Eva Perón ile kıyaslanmıştır.Den ble skrevet av Andrew Lloyd Webber og Tim Rice for filmmusikalen Evita.
Büyüklük bakımından ev kedisi ile kıyaslanabilir.Faget kan sammenlignes med kroppsøvning.
Kıyafetini ise boyar.Jeg skal gå og kjøpe klær.
Gelinlik, gelin tarafından düğün ya da nikah esnasında giyilen bir kıyafettir.Mottakelseskjole er en brudekjole som brukes på bryllupsmottakelsen/bryllupsfesten.
Bu sırada Duff sürekli kıyafet değiştirmektedir.Til slutt lykkes Ulf i å bytte til seg skoene.
Bu Marks’ın tanımlamasıyla kıyaslanabilir.Dette har sammenheng med Marx' arbeidsverditeori.
Köyde yöresel kıyafetler giyilmektedir.Arbëreshë kostume fra kommunen.
Plutarkhos Aspasia’yı bir başka ünlü İyonyalı hetaera olan Thargelia ile kıyaslamıştır.Ifølge Plutark ble Aspasia sammenlignet med den berømte Thargelia, en annen berømt jonisk hetære i antikk tid.
Gece Nöbetçileri’ne katıldıktan sonra onların siyah kıyafetlerini giymeye başlar.Hun nekter for å ha sett nattkjolen.
Led Zeppelin' in Whole Lotta Love şarkısını söyleyerek, kıyafetleri ile nehre girdi.Han fremførte et parti av Led Zeppelin-sangen «Whole Lotta Love» sammen med Leona Lewis.
Diğer metallere kıyasla, özkütleleri de oldukça düşüktür.Innholdet av andre metaller er relativt lavt.
Aracın önü ve içi önceki kasaya kıyasla revize edilmişti.Det var bagasjerom forut og under selve passasjerkabinen.
Çünkü bir kadın, erkek kıyafetleri giymişti.Dermed var kvinnene kledt som menn.
Crossdresser (kısaca CD), karşı cins ile özdeşleşmiş kıyafetleri giyen kimse.Crossdressing: Å kle seg i klær beregnet på det motsatte kjønn.
Kadınların geleneksel kıyafetleri de farklıdır.Det manglet også dameundertøy.
Bu orkestradaki müzisyenler Macar kıyafetleri giyerlerdi.Klubben spilte selvsagt i blå skjorter.
Ayrıca yeni eşya ve kıyafetler de oyuna eklenir.Man finner også smykker og klær.
Ayrıca alnı da diğer musurlara kıyasla oldukça dik olarak inmektedir.I tillegg er hodet uforholdsmessig lite i forhold til resten av kroppen.
Orada avcı kıyafeti giyerek dağları keşfetti.Di sana, ia menjelajahi pegunungan dengan mengenakan pakaian pemburu.
Nokia X2 orijinalle kıyaslandığında çok fazla değişikliğe sahiptir.Nokia X2 memiliki banyak perubahan dibandingkan dengan aslinya.
Kıyamet vakti de gelecektir; bunda şüphe yoktur.Namun sekarang ia waxing tua, dan tidak bisa lagi melakukan perbuatan gagah berani.
Annesiyle aynı kıyafetleri giymektedir.Dia biasanya memakai pakaian yang sama dengan ibunya.
Bundan başka, Harry'nin de arayıcı olmasından dolayı ilk yılında Harry sık sık Charlie ile kıyaslanmıştır.Pada tahun pertamanya sebagai Seeker, Harry sering dibanding-bandingkan dengan Charlie.
Tekvir Suresi'nde kıyamet günü olaylarından bahsedilir.Yang dimaksud dengan "Hari Pembalasan" dalam surah ini adalah Hari Penghakiman.
İsrâfil kıyamet gününde Allah'ın emri ile iki defa Sûr'a üfleyecektir.Meskipun, setelah memilah-milah perbedaan mereka, keduanya memutuskan untuk bertunangan keesokan harinya.
Bu konsantrasyon, Dünya'nın üst mantosunda bulunan magma ile kıyaslanabilir.Konsentrasi ini setara dengan magma di mantel atas Bumi.
Kitâb-ı Mukaddes ile kıyaslanınca, bunun açık bir yanlış olduğunu tespit edilmektedir.Akan tetapi apabila bekas jari yang tidak begitu jelas, maka tajau tersebut perempuan.
Surede kıyamet günü ve ahiret hayatı konularından bahsedilmiştir.Selesailah halaman kehidupan dunia dan mereka dihadirkan di hadapan Allah pada hari kiamat.
Murat'la dini nikah kıyar.Pururawa menikah dengan seorang apsari (bidadari) dan melahirkan Ayu.
Örneğin hadisler, ya da kıyas yoluyla haram olduğuna hükmedilen yiyecek ve içecekler.Makanan dan minuman dapat dikategorikan adalah sebagai halal, haram, atau syubhada.
Bilmezler ki Aslan o sessizliği bozarsa kıyamet kopar."Penduduk setempat tidak menyadari betapa ringkihnya tumbuh-tumbuhan penutup yang selama itu mereka andalkan.
İkisi de askeri kıyafetler giyer.Malam itu keduanya berjaga-jaga sambil memakai pakaian militer.
Fillerin zekâsı primatlar ve balinalar ile kıyaslanacak düzeydedir.Kecerdasan gajah telah dibandingkan dengan kecerdasan primata dan cetacea.
"Küçük Kıyamet"."Sejarah Singkat".
Bununla da kıyamet koptu.Waktu Kan Menjawab (Warna).
Meta nesne: Başka nesnelerden üretilebilen nesnedir (sınıfla kıyasla önemsiz bir nesnedir).Barang komplementer, yakni barang yang dapat melengkapi fungsi dari barang lainnya.
Cinsel nesne hemşire kıyafeti giymiştir.Claudia pergi dengan mengenakan pakaian suster.