kıya ile cümle
kıya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
(Nahl; 77) Onlar üstelik kıyameti de yalan saydılar.Aceasta pentru că ei țin semnele Noastre de mincinoase și sunt nepăsători față de ele!
İslamabad, Pakistan'daki diğer şehirlere kıyasla çok daha temiz ve modern bir şehirdir.Islamabad este un oraș modern și curat, în special în comparație cu alte orașe din Pakistan.
Tina Knowles ise bu performanslar için kıyafet tasarımları yaptı.Tina Knowles le-a ajutat de asemenea, creând hainele pentru interpretările lor.
Kıyamet vakti de gelecektir; bunda şüphe yoktur.Însă zilele treceau, fără a aduce nimic nou.
Harmonie Magazine (Dergisi) ise gitar çalışını King Crimson'un Robert Fripp'i ile kıyasladı.Revista „Harmonie” a comparat felul său de a cânta la chitară cu cel al lui Robert Fripp din King Crimson.
Bu konsantrasyon, Dünya'nın üst mantosunda bulunan magma ile kıyaslanabilir.Această concentrație este comparabilă cu cea a magmei din mantaua superioară a Pământului.
Erişim tarihi: 6 Şubat 2018. ^ "Afrin'de öldürülen teröristin kıyafetindeki peç detayı".Accesat în 11 februarie 2018. ^ „Afrin'de öldürülen teröristin kıyafetindeki peç detayı” .
Güneş'e en yakın gezegen olan Merkür'le kıyaslandığında onun ana eksene olan ortalama uzaklığı 0,39 AB'dir.Comparativ, Mercur, cea mai apropiată planetă de Soare, are o distanță a semi-axei majore de 0,39 AU.
İyi bir şiir yazmayla bir katedrali inşa etmeyi kıyasladılar.Scrierea unei poezii bune era comparată cu ridicarea unei catedrale.
Kıyamet inancı İslam inancının (Akide) bir parçası ve inancın temel prensiplerinden biridir.Este, după unii, descendenta primilor conchistadori; după alții este o creolă.
Bu açıdan turizm komşu ilçelerle kıyaslandığında fazla gelişmemiştir.În comparație cu Egipt aceasta nu este foarte dezvoltată.
1986’daki 3,5 milyon vakaya kıyasla oldukça düşük bir rakamdır.Aceasta reprezintă o scădere față de 3,5 milioane de cazuri în 1986.
Ona kıyamaz.Înfrânge soarta.
Muoth canına kıyar ve ölür.Ivan țipă și moare.
Bizimle kıyas kabul etmeyecek kadar fazla sayıda Türkle çarpışıyorduk.Un număr mare de turci selgiucizi i s-au alăturat pentru a susține lupta .
Kıyaslanacak olursa Güneş'in görünen kadir derecesi −26,8'dir.În comuna Poiana Mare, indicele de ariditate calculat este de 26,08.
Mürettebata daha yumuşak kıyafetler ve lastik çizmeler verilmesi gerekir, çünkü akışkan çok dehidre olur.Sunt recomandate labele de înot cu călcâi pentru că sunt mai confortabile.
Ancak avcı Prenses'e kıyamaz ve onu ormana bırakır.Dornic să le vâneze prințul ia arbaleta și aleargă prin pădure.
En çok tanınan yönetmen Abbas Kiyarüstemi’dir.Unul dintre regizorii cei mai cunoscuți este Abbas Kiarostami.
Fillerin zekâsı primatlar ve balinalar ile kıyaslanacak düzeydedir.Inteligența(d) elefanților a fost comparată cu cea a primatelor și a cetaceelor.
Bu orkestradaki müzisyenler Macar kıyafetleri giyerlerdi.Participanții la acest eveniment se îmbrăcau în haine de sărbătoare.
Erkeklerin serpuş ve kıyafetlerinde değişiklikler yapıldı.Survin modificări în alimentație și vestimentație.
Bunların kıyafetleri şayanı dikkattir.De remarcat este îmbrăcămintea războinicului.
Totoş ve Mimi: Suvare kıyafetli iki genç kızdır.Mickey și Monaco - Ele sunt două surori gemene schelet.
Erkeklere ait özel bir kıyafet yoktur.Nu haina îl face pe om.
Batı edebiyatındaki karşılığı kiyazmadır.Reprezentarea realității în literatura occidentală.
Kıllık kıyafeti ve oyun havaları Harput kültürüne dayalıdır.Costumul și jocul în sine reprezintă o variantă a călușarilor.
Romalılar teslimiyeti reddetti ve kent kısa bir kuşatmanın ardından kıyamete uğrayarak büsbütün yıkıldı.Raymond a cedat fără nicio tragere de inimă și, a doua zi, cruciații au încercuit parțial orașul.
Geronio da bir Türk gibi giysilerle kıyafet değiştirerek bu baloya gitme hazırlığındadır.Așa că-l îndeamnă pe Geronio, să meargă și el deghizat precum turcul !
Kiyarüstemi buna, "Hükümet geçtiğimiz on yılda hiçbir filmimi göstermemeye karar verdi.Regizorul mărturisea că „pentru acest film nu am tras nici un metru de peliculă pe platou”.
Ürün yelpazelerinde kıyafet, ev eşyaları ve mobilya bulunur.El cumpără tot felul de produse, de la haine la mobilă și produse alimentare.
Bu fotoğraflarda kırmızı iç çamaşırı ve laboratuvar kıyafeti giymiştir.În poze, ea este îmbrăcată într-un sutien roșu și un halat de laborator.
Kırmızı ve yeşil OLED filmler, mavi OLED filmlere kıyasla daha uzun ömürlüdür.Foliile OLED roșii și verzi au o durată de viață mai mare comparativ cu foliile OLED albastre.
İkisi de askeri kıyafetler giyer.Îmbracă-i pe amândoi bărbați.
Köyde yöresel kıyafetler giyilmektedir.Pe teritoriul satului s-au descoperit vestigii romane.
İşe geldiğinde kendi kıyafetlerinin sergilendiğini görünce şaşırır.Ea este foarte supărată cand hainele făcute de ea sunt stricate.
Hasselt Belçika'nın diğer çok sayıda şehrine kıyasla daha çok gelişmiştir.Asemanarea lor fiind accentuată mai mult cu celelalte popoare basce.
Genç insanlar için düşük fiyatlı kıyafetler satıyor.Mai întâi a început să vândă haine de copii.
Bu sırada kıyafet değiştirmiş Serse sahneye girer.Rochia pe care o poartă Kate se schimbă în scena finală.
Ancak bu çekirdek, standart sarmal galaksilerinkilere kıyasla çok daha önemli büyüklükte olur.Această cantitate este inclusă aproximativ și echivalent prezentă în greutatea unui biscuit clasic.
Her üç bileşen de birbirleri ile kıyaslanabilir büyüklüktedir.Natura mărimii este un aspect comun mărimilor comparabile una cu alta.
Eski dönem Sırp soyluluğuna kıyasen, bu dönemde birçok soylu, birçok unvan elde etti.Se spune că, de-a lungul timpului, această sfântă icoană a făcut multe minuni.
Ayrıca alnı da diğer musurlara kıyasla oldukça dik olarak inmektedir.De asemenea, conține cu mult mai mult umor decât celelalte serii.
Hikâye bir zombi kıyametinin ortasında yakalanan bir grup lise öğrencisini anlatmaktadır.A történet egy csoport középiskolás diákot követ, amint egy zombi apokalipszis közepébe csöppennek.
Hakama (Japonca: 袴), geleneksel bir Japon kıyafetidir.Hakama (袴?)egy tradicionális japán öltözék.
İkisi de zengindir ve tasarımcı kıyafetleri giyerler.A két alak gazdagon van felöltözve, ruhájuk szőrmés.
Kıyamet Günü (film)The Day After Tomorrow (angol nyelven).
Tüm turne kıyafetleri İtalyan Dolce & Gabbana tarafından tasarlandı.A ruhákat az olasz divatház, a Dolce & Gabbana tervezte.
Mitchell ara sıra büyük annesinin Ori inancıyla çelişen ve kıyaslanan büyük kutsal kitabından bahseder.Mitchell időnként párhuzamként emlegeti Biblia-imádó nagymamáját az Ori vallásával.
Atina'daki sosyal yaşam Sparta'dakine kıyasla Yunan dünyasına daha çok örnek olmuştur.Az athéniak életmódja általános volt a görög világban, szemben a különleges spártai rendszerrel.
Ancak Amerikan Hastanesi’nde kaldığı sürede tanıştığı Ralph Simmons sayesinde sivil kıyafetler bulur.Milánóban egy régi ismerősétől Ralph Simmonstől szerez civil ruhákat.
Kadın kıyafetleri giyen erkekler dahil bazı erkekler, hüviyet olarak askerlik kartlarını kullanırlardı.Ezzel szemben számos férfi női ruhában próbált meg, szabadulni a katonai kötelezettségek alól.
Bir kıyafetini çıkarıp atsa bile altından yeni bir kıyafet çıkmaktadır.Tettetett zavarral forgolódott, majd a ruhája felső részéből előhúzott egy új szoknyát.
Klip Britney'nin garson kıyafetleriyle bir restoranda başlıyor.Kezdetén Britney pincérnőnek öltözve indul el egy öltözőbe társaival.
Cinsel nesne hemşire kıyafeti giymiştir.Odin női gyógyítónak öltözött.
Deyimsel çeviriler önceki çevirilere kıyasen çevrilir.Ez a verzió visszafelé kompatibilis az előzőekkel.
Çevre köylere kıyasla eğitim ve öğretim seviyesi yüksektir.A szomszédos országokhoz képest magas az oktatás színvonala.
Zamanın modasına uygun şık bir kıyafet giymekte, bir baston tutmaktadır.Jó időben, rossz időben Hordom kedves fegyverem.
Mead - Kıyamet gününe inanmak.Máthé Lajos: Ítél a végzet.
Kadınların geleneksel kıyafetleri de farklıdır.A kurdok hagyományos öltözete más.