Belirgin olan başka bir detay ise çiftin üzerindeki kıyafetler.Outro segmento social do qual pouco se sabe sobre suas vestimentas são as crianças.
Kıyam, Ötüken Neşriyat, 1997.Prática sentimental, 1997, Ir Indo.
Daha sonra Gülşen dar bir deri kıyafetin içerisinde, başında avize gibi bir aksesuarla görünür.À frente, um com túnica vermelha está sentado frente a uma escrivaninha parecendo estar a ler um livro.
Kitap, kıyamet olabilecek, özellikle kötü olan bir ‘’Beşinci Mevsim’’’den devam ediyor.Não, espere, isso soa ruim, então vamos dizer que o episódio "menos bom" da 5ª Temporada até agora".
Ayrıca yeni eşya ve kıyafetler de oyuna eklenir.A expansão também oferece novas roupas e armas para serem usadas no jogo normal.
Sülfürik asit ya da nitrik asit ile kıyaslanabilecek kadar güçlü bir asittir.É um ácido forte comparável em força ao ácido sulfúrico ou ácido nítrico.
Yoksa kıyameti koparır.Acaba traindo a Chronos.
Bu Don Alonzo yeni bir kıyafete bürünmüş Kont Almaviva'dır.Lá conhecem capitão Sham, que é na verdade conde Olaf num disfarce.
Kamo çetenin karagahına gidip kıyafetini değiştirdi.Kamo então foi até a sede da gangue, onde mudou de uniforme.
P283 Ateş/alev dayanıklı/geciktirici kıyafet giyin.S36/37: Usar luvas e vestuário de protecção adequados.
Saçlarını keser ve kıyafetlerini değiştirir.Então, imediatamente raspou o cabelo e mudou de roupa.
Buradaki kıyasın illeti, üzerinde derince düşünüldüğünde ve incelendiğinde anlaşılabilecek şekildedir.Pois, assim como os ouvimos, seremos ouvidos e, quando os considerarmos, seremos considerados.
Şarkı, bir çocuğun anlayışından sevgiyi vatansever sevgiyle kıyaslar.Ela compara o amor em que resulta a concepção de uma criança com este seu amor patriótico.
Maddenin daha sık karşılaşılan durumlara kıyasla, Bose-Einstein yoğunlaşmaları son derece kırılgandır.Comparados com os estados da matéria mais comuns, os condensados de Bose-Einstein são extremamente frágeis.
Bununla beraber bu kıyafetler onun benliğinin bir parçası gibidir ama istediği zaman değiştirebilir.Pode também mudar de forma, as vezes tendo a aparência parecida com a do seu pai.
Muoth canına kıyar ve ölür.Ele cambaleia pelo pasto e morre.
Aminlere kıyasla amitler zayıf bazlardir.Os demais tipos são os deficientes em algo.
Bu dans yöresel kıyafetlerle yapılır.Este vazio também ocorria em lojas de roupa para dançarinos.
Sonuç olarak, şirket hayvan kürklü kıyafetlerın satışını durdurdu.Desde então dedica-se a vender roupa ciclista de importação.
Kamışlı'da insanların birçoğu yöresel Kürt kıyafeti ve Arap elbisesi olan kandura giyerler.Cirwal consiste em uma calça larga usada pelos árabes e muçulmanos por baixo da túnica.
Sağ alt köşedeki siyah kıyafetli kadın kendisidir.«A Roupa Nova da Direita».
Annesiyle aynı kıyafetleri giymektedir.Veste-se com roupas semelhantes às deles.
"İstanbul Fm'den Avrupa Müziğe Kıyak İddiası".«A música em FM».
Kibirlenme, kişinin kendini başkalarıyla kıyaslaması durumudur.Conheça a si próprio antes de julgar os outros.
Senin kıyafetlerin nerede?Onde estão suas roupas?
Biz ise, kıyameti inkâr edenler için alevli bir ateş hazırladık.De Koran maakt duidelijk dat zij door hun afwijzing en ongeloof naar de hel zullen gaan.
Kıyamet Günü (film)Het stelt de Dag des oordeels voor.
Soğuğun ve sıcağın kesin bir tanımları yoktur, ancak birbirine kıyasla varlardır.Zo kunnen kou (Yin) en warmte (Yang) niet zonder elkaar bestaan.
Daha önceden cehennemde kıyametin ateşten tacını giyerdi.Voordien speelde hij onder meer voor SK Brann.
Kıyamet de o gün kopacaktır." denmiştir.Deze dag betreft de Dag des oordeels.
Kıyafetleri kendisinin yaptığını söylese de ona kimse inanmayacaktır.Hoewel hij de waarheid vertelt, geloven zij hem niet.
Kıyamet vakti de gelecektir; bunda şüphe yoktur.Wat de volgorde van geloof en wedergeboorte betreft: daarin bracht hij geen tijdsvolgorde aan.
Harmonie Magazine (Dergisi) ise gitar çalışını King Crimson'un Robert Fripp'i ile kıyasladı.Harmonie Magazine vergeleek zijn gitaarspel met King Crimsonfrontman Robert Fripp.
Ringe DX müziği ve kıyafetleri ile geldiler.Later kwamen ze naar de ring met hun D-Generation X muziek en kleding.
Uygun kıyafet ve ayakkabı seçilmelidir.Het is noodzakelijk bijpassende schoenen te kopen.
Bu sahne Indus vadısı Medenıyetındekı "Hayvanların Tanrısı" olan Pashupati ile kıyaslanmaktadır.Deze scène is al vergeleken met de Pashupati "heer van de dieren" uit de Indusvallei beschaving.
İnşaallah anın devletinin de devri kıyametedek kapusu bayılmaya.Tot de Dag des oordeels rust Gods vloek op hem.
Surede kıyamet günü ve ahiret hayatı konularından bahsedilmiştir.Hij was de god van het hiernamaals, het vuur, de dag en hitte.
Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir!De spanning (volt) is hoe groot het hoogteverschil is.
Maskeli baloya Riccardo'nun hangi kıyafetle geleceğini Renato Oscar'dan sorup öğrenir.Op het bal probeert Renato er bij Oscar achter te komen wat het kostuum is dat Riccardo draagt.
Kıyaslamak gerekirse, birçok yüzeye yakın yerlerde yaşayan ahtapotların çoğu yaklaşık bir yıl yaşar.De meeste lieveheersbeestjes leven ongeveer een jaar.
Dediler: - Bu hesap, kıyamette sorulur.Zij zeiden: "Dat zal niet gemakkelijk zijn voor een vrouw".
Günümüzün aksine, o daha şişman idi ve kıyafet giymemişdir.Hij droeg toen wat andere kleding, was kleiner en minder dik.
Kitap kıyamet gününü anlatıyordu.Zij schreef over de affaire een boek.
London ile değişik bir ilişkisi vardır, çoğunlukla London onu gıcık eder ve kıyafetleriyle alay eder.London maakt haar altijd belachelijk door opmerkingen over haar kleren en haar haar te maken.
Mavi bir kıyafet giyer.Hij draagt een blauw uniform.
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.Met deze vlucht won Scaled Composites de Ansari X Prize-wedstrijd.
Michelangelo imzasını, Meryem'in kıyafetini bir arada tutan kuşağın üstüne yontmuştu.Michelangelo beitelde vervolgens zijn handtekening op het lint dat Maria’s gewaad bijeenhoudt.
Örneğin hadisler, ya da kıyas yoluyla haram olduğuna hükmedilen yiyecek ve içecekler.Zij waren zonder eten of drinken ingesloten geweest.
Kıyamet alametlerinin belirli aylarda ortaya çıkacağını haber veren hadisler.En dat terwijl schaapherders bekendstonden om hun kuisheid.
Kırmızı kıyafetinden dolayı ona (The Red Eminence) de denir.De vinger heet zo omdat hij de (trouw)ring draagt.
Çünkü bir kadın, erkek kıyafetleri giymişti.Een vrouw mag geen mannenkleding dragen.
1986’daki 3,5 milyon vakaya kıyasla oldukça düşük bir rakamdır.Dat is een forse daling ten opzichte van 3,5 miljoen gevallen in 1986.
Kıyamet günü.Toekomstdagen.
Termoplastiklerin termosetlere kıyasla hammaddesi daha pahalıdır.Dit maakt het productieproces voor thermoharders ingewikkelder dan voor thermoplasten.
Siyah bir kıyafet giydi.Ze droeg een zwarte jurk.
(Sıcak Ölüm de denen Evrensel Kıyamete bakınız.)Verzet je met alle macht tegen het sterven van het (levens)licht.
Duruma uygun kıyafetler de giyilir.Daarbij hoort dan ook perfecte kleding.
İfade sıkça Sovyet Ordusunun kıyafetlerini belirtmek için kullanılmıştır.De ontwerpen verwijzen vaak naar Amerikaanse werk- en legerkleding.
1991 seçimlerine kıyasla oy oranı yüzde 30 oranında azaldı.Volgens het instituut daalde in 2011 het draagvlak tot 30%.