Ana içeriğe geç
Sözlük

kıya ile cümle

kıya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Aynı zamanda makyaj yapıp yeni kıyafetler de yapmaya başladılar.Ze ontwerpen en maken ook andere kostuums.
Kadın, bir eli ile kıyafetini tutmuşdur.In de andere hand droeg ze een fakkel.
Bu performanslardan sonra tekrar kıyafet değiştirme arası verildi.Na afloop van deze activiteit kleedt men zich om.
Kıyaslar toplumsal ayrım ve şiddeti körükleyen etkenlerdir.Andere stromingen maken een onderscheid tussen individueel geweld en georganiseerd geweld.
Kıyasla, katı yakıtlı hızlı üretken reaktörlerin reaktör başlatımı için en az 8 ton fissil yakıt gerekir.Uit berekeningen bleek dat voor het opstarten van de reactor vijf ton zwaar water nodig was.
İkisi de zengindir ve tasarımcı kıyafetleri giyerler.Beide zussen hebben veel talent voor het ontwerpen en maken van kleding.
Şüphe yok ki Allah, kıya­mete kadar bunu muhakkak haram kıldı.Halt!", dat tot overmaat van ramp werd verstaan als "Allah!
Kıyamet Günü 1435, Wallraf-Richartz Müzesi, Kolonya.1505), thans beide in het Wallraf-Richartz-Museum in Keulen.
Onlar şalvar ile siyah kıyafetler giyerlerdi.Ze droegen zwarte kousen en schoenen.
Fillerin zekâsı primatlar ve balinalar ile kıyaslanacak düzeydedir.Hij is gespecialiseerd in de vroege evolutie van primaten en walvisachtigen.
Bununla birlikte Muhammed'in çevresindekilere kıyametin alametlerinin bir kısmından bahsetmiş bulunmaktadır.Israëls profeten had ze voor een goed deel laten doden.
"Onikiler kitabı", antik yazılarda anlatılanlara kıyasla daha akıcıydı.Natuurlijk was de nederzetting ouder dan deze schriftelijke vermelding.
Polis raporlarına göre, Rabin’in vücudunda ve kıyafetinde barut bulunmuştu.Er zijn bloedsporen gevonden op zijn wapens en zijn kleding.
Sadece düğünlerde kırmızı yörük kıyafeti giyilmektedir.Tijdens bruiloftsfeesten dragen de vrouwen kleuriger kleding.
Sahne kıyafetlerinin pek çoğunu kendisi tasarladı.Een groot deel van haar jurken maakt ze zelf.
İslami kaynaklarda Kıyamet Savaşı inanışı yoktur.Oude religieuze bronnen in de Romeinse godsdienst zijn er niet.
Hatta iki türün kıyaslanmasına da karşıyım.Ze worden ook wel opgevat als twee soorten.
Tenleri ve kıyafetleri temizdi.Zijn brieven en kleren werden verbrand.
Albümün prodüksyonu Bon Jovi albümleri ile kıyaslandığında oldukça farklıdır.Het album is vrij verschillend van de klassieke rock die kenmerkend is voor de Bon Jovi albums.
1980'lerde ise gecelik ve abartılı kıyafetler giydi.In de jaren 1960 maakte ze grote kleurrijke wandkleden.
Aslında kıyafetlerini değiştirip üniformalarını tekrar giyerler.Voor de grap verwisselen ze hun kleren.
Şapka ve Kıyafet Yasası'nın çıkartılması.Weerkorpsen en het uniformverbod.
Ayrıca yeni eşya ve kıyafetler de oyuna eklenir.De kleren en andere voorwerpen die bij het kind gevonden werden, moeten ook worden afgegeven.
Bu iki kategorinin kıyafetleri birbirinden farklıdır.Het verenkleed van beide geslachten is verschillend.
Bir kıyafetini çıkarıp atsa bile altından yeni bir kıyafet çıkmaktadır.Voor het koorgebed trekken ze over hun kleding nog een kovel.
Birbirleriyle ölçülebilir ya da kıyaslanabilir değillerdir.Onderling verstaat men elkaar niet of nauwelijks.
Sığınma yeri, yemek, kıyafet ve sağlık yardımının dışında hiçbir şey verilmiyordu.Bovenop hun loon kregen ze nog voedsel, kledij, onderdak en medische verzorging.
Ancak, sahil kısmına kıyasla iklim şartları daha serttir.Aan de kust is het klimaat strenger.
Bir önceki yıla kıyasla bu veriler % 13 ve % 11 oranlarda gerçekleşmiştir.Voor het jaar 2000 waren de vergelijkbare cijfers 13% en 6%.
Şehir su kullanımı diğer Avrupa şehirlerine kıyasla daha idarelidir.De prijzen zijn er hoog, ook in vergelijking met andere Europese hoofdsteden.
Kenjutsuda kıyafetler geleneksel hakama , keikogi ve obiden oluşur.Behalve gerechten worden er traditioneel gereedschap, kleding en tentdoek van gemaakt.
Önlük, üniforma, vb. kıyafetler iş elbisesine örnek verilebilir.Het uiterlijk, de kleding, de vechtstijl; alles kun je zelf maken.
Fakat annesi Emrah'ın kendi canına kıyacağını ve bir daha görüşemeyeceklerini anlamıştır.Ze wil graag weten of Emma haar heeft vergeven en of ze samen opnieuw kunnen beginnen.
Renji de hafif bir değişim geçirir: boynunun çevresine kürklü bir kıyafet eklenir.Renji heeft ook een ander uniform, hij heeft een bontkraag tot zijn schouders.
İnsan kalbi, bir pompayla kıyaslanabilir.Het menselijk hart is vergelijkbaar met een pomp.
Onun kızı, artık eski kıyafetleri gelmeyecek kadar büyümüş.Zijn dochter is uit al haar oude kleren gegroeid.
Kıyamet de o gün kopacaktır." denmiştir.Będzie to dla was dzień trąbienia”.
İsrafil'in görevi kıyamet günü sûra üflemektir.The Mavens' Word of the Day (ang.). .
HTML5’in bazı özellikleri Adobe Flash ile kıyaslansa da, aslında iki teknoloji birbirinden çok farklıdır.HTML5 jest często porównywany do Adobe Flash, jednak te dwie technologie są bardzo różne.
Modern eleştirmenler tarafından sıkça William Faulkner'e ve bazen de Herman Melville'e kıyaslanır.Przez zajmujących się jego twórczością porównywany bywa do Williama Faulknera i czasem do Hermana Melville’a.
Kıyamet Günü (film)Dniprorudne (ukr.
W kelimelerinin bitleri arasındaki karıştırma işlemleri SHA-1'e kıyasla büyük oranda artmıştır.Zauważmy wielki wzrost mieszania bitów w słowa w stosunku do SHA-1.
Şüphe yok ki Allah, kıya­mete kadar bunu muhakkak haram kıldı.Bóg uczynił to wyprowadzając świat z chaosu (porządkując pramaterię).
Gaga'nın uzun zamanlı iş birlikçisi Brandon Maxwell kıyafet tasarımını yaptı.Za dobór kostiumów odpowiadał długoletni współpracownik Gagi Brandon Maxwell.
Harmonie Magazine (Dergisi) ise gitar çalışını King Crimson'un Robert Fripp'i ile kıyasladı.Magazyn „Harmonie” porównał jego grę na gitarze z grą Roberta Frippa z zespołu King Crimson.
Kıyasıya bir dövüş olur ve bu dövüş sırasında birçok ana karakter ölür.W filmie napotykamy wiele walk, w których wielu głównych bohaterów ponosi śmierć.
Eğer ciddiyseniz albümünü kıyaslayacağınız ölçüt budur."Jeśliby tak miało być, jak było – to niech to szlag trafi.”
Kıyasla, katı yakıtlı hızlı üretken reaktörlerin reaktör başlatımı için en az 8 ton fissil yakıt gerekir.Natomiast reaktory na paliwo stałe wymagają co najmniej 8 ton paliwa rozszczepialnego do swojego uruchomienia.
Deyimsel çeviriler önceki çevirilere kıyasen çevrilir.Fragmenty te poprzedzała krótka przedmowa tłumaczki.
Sonra kıyafetini çaldı ve dışarı çıktı.Następnie przebrał się w jego ubranie i wymknął się z budynku.
Bu amaçla, sinek kovucu kullanılabilir ve uygun kıyafet giyilebilir.Może to obejmować korzystanie z repelentów i noszenie odpowiednich ubrań.
Yeni kimliği olan "V" 'ye bürünerek Guy Fawkes maskesi ve kıyafeti edinir.Jej obrońca nosi maskę Guya Fawkesa i przedstawia się jako „V”.
İlk dönemlerde grubun diğer üyeleri de sahneye farklı saten kıyafetlerle sahneye çıkıyorlardı.To również pierwszy sezon, w którym członkowie otrzymują awans na inny kolor kombinezonu.
Resmi kıyafet ve üniformalar.Noszą ubrania wojskowe oraz mundury.
Kadın ise erkek kıyafetleri, erkek ise kadın kıyafetleri giyen kimsedir.Mężczyzna mógł mieć żonę, niewolnicę (bez praw) oraz nałożnicę.
Günümüzün aksine, o daha şişman idi ve kıyafet giymemişdir.Wygląda na dużego, ale z powodu ubrań, a nie dlatego że jest gruby.
Kıyafet değiştirip hükümet memuru oldum.Kombinezon dostała do Vlada.
Kıyafetlerini değiştirir ve saçını keser.Lubi się przebierać i zmieniać fryzurę.
Sonuçta, tek tip kıyafet uygulaması daha başlamadan rafa kalktı.Przebierała się tylko raz, przed wstępem.
Yahudiler cübbe ve Fes giydiklerinden nüfusun geri kalanına kıyasla farklı görünüyorlardı.Dodatkowo Żydzi musieli nosić odrębny strój, odróżniający ich od reszty ludności.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod