kıya ile cümle

kıya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kıyamet de o gün kopacaktır." denmiştir.Ohne Zweifel wurde auch an diesem Tage die Verabredung zur Flucht getroffen.»
Bu iki kategorinin kıyafetleri birbirinden farklıdır.Einzig in der Bekleidung der beiden gibt es Unterschiede.
Bu performanslardan sonra tekrar kıyafet değiştirme arası verildi.Nach dem Einsatz wird die Kleidung dann wieder getauscht.
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.Das Projekt hatte ursprünglich zum Ziel, den Ansari X-Prize zu gewinnen.
Örneğin hadisler, ya da kıyas yoluyla haram olduğuna hükmedilen yiyecek ve içecekler.Meist wird sie als Maß (Goaßnmaß/Goaßmaß) getrunken, wobei auch Goaßnhalbe oder Goaßn-Seidla angeboten werden.
P283 Ateş/alev dayanıklı/geciktirici kıyafet giyin.P283 Schwer entflammbare oder flammhemmende Kleidung tragen.
1888 yıllarında gruplar tekrar yakınlaşmış ve pantolon-etek kıyafetinde anlaşmışlardır.Um 1888 näherten sich die Lager wieder an und einigten sich nun auf ein Hosenrock-Kostüm.
Kitap kıyamet gününü anlatıyordu.Für den Tag schreiben.
Bu sayede kıyafet, kendini temizlemiş oluyor.Davon befreit ist sie jedoch, wenn sie sich wäscht.
Ancak August Wilhelm Iffland Franz Moor karakterini çağdaş kıyafetlerle canlandırır.August Wilhelm Iffland trat in der Rolle des Franz Moor jedoch mit zeitgenössischer Kleidung auf.
Ona tanıştırdığı kişi nişanlısı değil, subay kıyafetine girmiş uşak Vespone'dir.Dieser ist jedoch kein anderer als der als Soldat verkleidete Diener Vespone.
Amilo, amilopektine kıyasla daha zor sindirilebilir.Dolores wirkt mehr als erleichtert.
Maskeli baloya Riccardo'nun hangi kıyafetle geleceğini Renato Oscar'dan sorup öğrenir.Renato versucht vom Pagen Oscar zu erfahren, hinter welcher Maske sich Riccardo verbirgt.
Tüm turne kıyafetleri İtalyan Dolce & Gabbana tarafından tasarlandı.Die Kostüme wurden durch das italienische Modeunternehmen Dolce & Gabbana gefertigt.
Okulda kıyafetle ilgili herhangi bir zorunluluk uygulanmamaktadır.Es ist nicht verpflichtend, die Schulkleidung zu tragen.
Bulunduğumuz mücadele, Bulgar milliyetinin bizimle yaşayan diğerlerine kıyasla mücadele etmeyi düşünüyoruz.Die Truppe musste nun gegen die mittlerweile mit der Sowjetunion verbündeten Bulgaren kämpfen.
Vahiy KıyametVerkündigung
Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır.Die Sperbereule jagt fast ausschließlich am Tag und während der Dämmerung.
Kayakapısı (Gayagapısı veya Kıyakapısı) olarak da bilinir.Und am Satzende das Weiß.
Yakıt tüketimi konvansiyonel dizel araçlara kıyasla %10 - %15 azaltıldı.Wer diese beachtet, spart mit Personenwagen 10 bis 15 % Treibstoff.
Dar açıdan istihsân kıyasın bir kısmıdır.Gerade sie sind aber Teil des Vergleichsgegenstands.
Bu sonuca yalnızca kıyaslama yapılarak ulaşılabilir.Diese lassen sich nur über einen Vergleich beurteilen.
Yanlışlıkla o gün babasını korumak için onun kılığına girmiş A'Zhu' nun canına kıyar.Sie verflucht den Tag, an dem sie sich in Giulio verliebt hatte (Agata: „Ad annientarmi potea discendere“).
İngiltere'nin fethine kıyasla plansız ve dağınık olsa da aynı derecede kalıcı ve etkili olmuştur.Im Vergleich zur Eroberung Englands war der Ablauf ungeplant und unorganisiert, aber trotzdem andauernd.
Glööckler çok küçük yaşlardan beri moda ile yakından ilgileniyor ve yakınlarına gece kıyafetleri dikiyordu.Glööckler interessierte sich bereits in seiner Jugend für Mode und nähte Abendkleider für Bekannte.
Nikâhı kıyan papaz, felsefe profesörü Carl Christian Erhard Schmid, Schiller’in meslektaşıydı.Pfarrer war sein Kollege, der Philosophieprofessor Carl Christian Erhard Schmid.
Ana belleğe(RAM) kıyasla küçük, hızlı ve işlemci çekirdeğine yakındır.Das große (er goljam) und kleine Er (er malăk) bezeichneten im Urslawischen überkurze Vokale ​​ und ​​.
ABC Afrika, 2001 İran yapımı Abbas Kiyarüstemi belgeselidir.ABC Africa ist ein Dokumentarfilm des iranischen Regisseurs Abbas Kiarostami aus dem Jahr 2001.
Erkeklerde ise; bayanlara oranla daha sade bir kıyafet göze çarpar.In der Paarungszeit balzen die Männchen mit aufgeplustertem Federkleid um ein Weibchen.
Halbuki O’nun zamanının Türkiye’sinde artık erkekler Batıda giyilen kıyafetleri giyiyorlardı.Heutzutage tragen viele in der Stadt lebende Turkana westliche Kleidung.
Kıyafetlerini değiştirir ve saçını keser.Man darf sich wieder rasieren und sich auch die Haare schneiden lassen.
Kendisi kıyameti durdurmak için farklı bir yol denemiştir.Dieser hatte ein gesondertes Rädchen zur Einstellung der Zeiten.
Murat'la dini nikah kıyar.Noch im gleichen Jahr heiratete er Theresia van Vlasselaer.
Onun da kıyafetleri beyazdı.Er ist ebenfalls in weiß gekleidet.
İnsanlar istedikleri kıyafeti giyebilmektedirler.Jetzt könnt ihr euch anziehen wie ihr wollt.
1086 tarihli Kıyamet Kitabında 28 bin kişi köle olarak listelenir.1086 gab es dort nach dem Domesday Book 28.200 Sklaven.
Uygun kıyafet ve ayakkabı seçilmelidir.Tatsächlich wird aber der rechte Schuh ausgestellt.
O da sormadan edemez: "Kıyamet sipariş eden oldu mu?".Ein Unbekannter (der Lauterfresser) fragt ihn, weshalb er einen Letzen habe.
Diğer bir örneğe ise James Cameron'un yönettiği Terminatör 2: Kıyamet Günü filmidir.Am Beispiel von James Camerons "Terminator 2".
Onu Nil’e atmaya kıyamazlar ve sekiz günlük olunca usûlüne göre sünnet ederler.Besitzt er ihn nicht, so wird er dem ausersehenen Ritter acht Tage zuvor überreicht.
Mead - Kıyamet gününe inanmak.Ludwig Mödl – Glaube im Leben.
"Wildfire", kıyamet sonrası korku televizyon dizisi The Walking Dead 'in beşinci bölümüdür.Wilsberg und der Schuss im Morgengrauen ist die fünfte Folge der Fernsehfilmreihe Wilsberg.
1220 anlamında kıyasen çatma mevcut olur.Die Schlagregendichtheit wird in der EN 12208 definiert.
Boyer'e göre, Cooke bir anlığına banyoya girdiğinde, kıyafetlerini hızla aldı ve odadan kaçtı.Strauber hat, wie schon bei der Siegerehrung, plötzlich Schmerzen und muss zur Toilette.
Kurt adam aşağıya kadının kıyafetlerini yarım yamalak giymiş bir şekilde çıkar.Da ist der alte Mann, der unter seiner Kleidung Frauenunterwäsche trägt.
Avusturyalı yönetmen Michael Haneke, Abbas Kiyarüstemi'nin çalışmalarını en iyilerden olarak nitelendirir.Der österreichische Regisseur Michael Haneke zählte 2006 Abbas Kiarostami zu den besten lebenden Regisseuren.
İslamabad, Pakistan'daki diğer şehirlere kıyasla çok daha temiz ve modern bir şehirdir.Islamabad dagegen ist die moderne und weitläufige Stadt, für pakistanische Verhältnisse sehr sauber und ruhig.
Onların kanat açıklığı, ebabilin 42cmi'ne kıyasla 33 cm'dir.Zur Eigenständigkeit fehlen dem Pinnacle Peak damit 44 m.
Gerektiğinde sivil kıyafetlerde çalışmaya izin verildi.Es werden jedoch je nach Erfordernis auch Dienste in ziviler Kleidung versehen.
Mavi bir kıyafet giyer.Ach, ich zog den blauen Anzug an.
Üstünde halen Sin Cara kıyafeti vardır ancak siyah olmuştur.Er trägt eine weiße Halskrause und ist im Übrigen schwarz gekleidet.
Frederic’e sivil kıyafetleri vererek onun tanınmadan dolaşmasını sağlamıştır.Er zwingt Frederik, nur mit dem Nachthemd bekleidet nach Hause zu gehen.
Siyah bir kıyafet giydi.Darüber trugen sie einen schwarzen Umhang.
Bu sırada iç içe geçen görüntüler vardır ve şarkıcı aynalı kıyafeti ile belirir.Da erscheint ein Mann mit Smoking und winkt die Sängerin zu sich.
Herkes kıyafetlerini çıkarıp bir kenara koyarlar.Und sie werden dir die Kleider ausziehen und deine Schmuckstücke nehmen.
Ancak bu iki tüberkül de maksiller birinci premolara kıyasla daha az keskindir.Dieser Effekt ist im Vergleich zu den ersten beiden Einflussgrößen jedoch eher von untergeordneter Bedeutung.
Çünkü bir kadın, erkek kıyafetleri giymişti.Er hat Gefallen daran, weibliche Kleidung zu tragen.
P272 Kirlenmiş kıyafetleri işyeri dışına çıkarmayın.P272 Kontaminierte Arbeitskleidung nicht außerhalb des Arbeitsplatzes tragen.
Günümüzde geleneksel kıyafetlerini çeşitli kutlamalarda taşımaktadırlar.Traditionelle Kleidung wird nur noch zu Festtagen getragen.
Kıyasa en son başvurulur.Vermutlich letzte Chance zur Gegenwehr.

İlgili Sayfalar