Evrene kıyasla, henüz yolun başında.Relative to the universe, it's just up the road.
Biz de aslında, diğer âlemlere (bitki, hayvan, bakteri) kıyasla mantarlara daha yakınız.In fact, we're more closely related to fungi than we are to any other kingdom.
- nitrojen - gazı varken biz neden azota kıyasla çok daha fazla oksijeni alıyoruz?less oxygen in the atmosphere than nitrogen?
Ama neye kıyasla?But compared to what?
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.They didn't want a handful of designers owning the seminal building blocks of our clothing.
Sivil eylemler için bir kıyafet.It's a suit for civil disobedience.
İnsanlık açısından koşulları, bugüne kıyasla köklü bir değişime uğratacak.It'll render the human condition radically different from what it is today.
Evet kıyaslıyoruz.So let's compare it.
Sakın ola bir daha kendini HaNi ile kıyaslama curetinde bulunma!Don't you dare compare something like you to Ha Ni.
Biliyorsunuz, diğer insanlarla kıyaslandığında süper güçlere sahipmişsiniz gibi gözükecek.You know, you're going to look like you have magic powers compared to everybody else.
Hepimiz buzun üzerine indik, ve ben sonra yüzüş kıyafetimi giydim ve suya daldım.We all got down onto the ice, and I then got into my swimming costume and I dived into the sea.
Kabinime indim ve yüzme kıyafetimi giydim.And I went down into my cabin and I put on my swimming costume.
Atalarımızın kullandığı aletlerle kıyaslayın; Kanzi'ninkilere çarpıcı ölçüde benziyorlar.Compare them to the tools our ancestors used; they bear a striking resemblance to Kanzi's.
Yıkanma, kıyafetler, atık su, beslenme, kalabalık, hayvanlar, toz, sıcaklık, sakatlık ]Washing, clothes, wastewater, nutrition, crowding, animals, dust, temperature, injury]
Şimdi bunu en üst düzeyde insanoğlunun performansıyla kıyaslayabiliriz.Now we can compare this to cutting-edge human performance.
Siz kendi cildinizi onunkiyle kıyaslayamazsınız.You can't compare your skin with his skin,
Elde ettiği gelirle yaptığı yatırımı kıyasladığında süper durumda.He's getting this great return on asset.
Ancak bize kıyasla daha küçük bir yatırımcı.He's kind of a smaller operator.
Böylece de yeteneklerini ve becerilerini ihtiyaçlarımı karşılamak amacıyla kıyaslamaya başladılar.So they eventually started matching their talents and skills to all of my needs.
TED'in büyük fikirler hakkında olduğunu biliyorum, ama büyük bir fikir için kıyaslama değişiyor.And I know TED is about big ideas, but actually, the benchmark for a big idea is changing.
Hazır güneş çıkmışken, şu kıyafetleri çıkardım.The sun is bright, I pulled out those clothes.
Niye böyle eski moda kıyafetleri saklayıp zahmet veriyorsun kendine?Why bother keeping such old fashioned clothes?
Orada kıyamet koptuğundan, neye muktedir olduğumu biliyorumSince all hell's broken loose out there, I know what I'm capable of.
Aynı renkte bir kıyafet giymek çakranın rezonansa girmesine neden olacaktır.I feel like it will be more beneficial for you at this point.
Başkalarının kıyafetlerini çalıp giydim.I stole other people's clothes to wear
Başlar, vücutlara kıyasla biraz büyük.The bodies are starting to be a little bit on the stubby side.
Burada skydiver'ı kırmızı kıyafeti ile görüyorsunuz, dik bir şekilde duruyor.You can see the skydiver with the red suit, he's in a stand-up position.
Ve sarı-yeşil kıyafetli olan ise baş aşağı uçuyor.The one with the yellow-green suit, he's flying head-down.
Vücuduma biraz gerilim alırsam, yani kıyafetime, onu uçurabiliyorum.If I put some tension on my body, tension on my suit, I can make it fly.
"Avrupa,Amerika Birleşik Devletleri ile kıyaslandığında küçük bir pazara sahip."It turns out we actually do have a webspam team based in
Pahalı kıyafetler giyinmiş... ...ve güzel beyaz bir arabası olan bir adamdı.He wore expensive clothes, and his car was a beautiful white machine.
Bu yüzden de bu kıyaslamayı yaptım.And so that's why I made this comparison.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.They saw me as a young, short woman wearing a pathan suit.
Wasabi gibi, derisi var. Kıyak yani..."It's totally rad."
Sonradan basın bunu duydu ve kıyamet koptu.But then the press got hold of it and all hell broke loose.
Güzel kıyafetler, topuklu ayakkabılar giyerlerdi.They wear nice dresses, high-heeled shoes.
Kıyafetlerin ve ayakkabıların bir önemi var bence.There is something about clothes, I think, and shoes.
Böyle kıyafetleri daha sık giy.Wear a dress like that more often.
Kıyafetlerimi kullandıktan sonra ceplerini boşaltmıyorsun.You didn't empty the pockets after wearing my clothes.
Kıyafetini getirin!Get her dress!
Yaşadıklarımla kıyaslanınca bu hiç bir şey.It's nothing, compared to what I went through.
Doğanın hayalgücü sınır tanımaz, hele bizim kupkuru insansı hayalgücümüze kıyasla.Nature's imagination is so boundless compared to our own meager human imagination.
Hayır, iş kıyafetlerim üzerimde.No, but I'm in my working clothes
Saat 10. Uyuya kalmışım. İşyerinde kıyamet kopmuştur şimdi.I've overslept; they'll raise hell at work
Bu gün senin kıyametin olacak , çık karşıma hemen.This is your doom day, get your butt down here.
Su ile kıyaslanınca biraz daha ağdalı bir yapısı vardır.Evet, burası astenosfer.Just not as fluid as water, it is more viscous than something like water.
Ülkeler diğer yüksek becerili çalışanlarına kıyasla öğretmenlerine nasıl maaş ödüyorlar?How do countries pay their teachers relative to other highly skilled workers?
Bu değişen kıyaslama sorunu, seçenekler zamana yayıldığında daha da zorlaşır.The problem of shifting comparisons is even more difficult when these choices are arrayed over time.
Sorunlu kıyaslama.Troubling comparison.
Hemen bir kıyaslama yapalım.Immediately we have a comparison.
Bir korkak ruhsal bir adama kıyasla tartışmaya daha çok açıktır.Only a little... *A coward is much more exposed to quarrels than a man of spirit.*
Diğerlerine kıyasla kolay bir soru buThis should hopefully be a relatively easy question.
Eşyalar, kıyafetleri, etrafındaki her şey... ...mükemmel olmalı.Physical objects, her clothes, everything around her must be perfect.
Beni oraya kilitlediler, bu onur kırıcı küçük kıyafetle.They locked me in there, in this degrading little outfit.
Bu ilk vızıltılara ve pırıltılara kıyasla, soyut düşünceler pek soluk kalır.Abstract ideas are pale things compared to those first bees and blossoms.
Denizin altında karaya kıyasla yaklaşık 100 kat daha fazla etkin volkan bulunmakta.There are more active volcanoes beneath the sea than on land by two orders of magnitude.
Fakat bunlar 350 yıla kıyasla çok uzun zaman önceydi.But that happened very -- a long time ago compared to 350 short years ago.
Kız kıyafeti giysen ne olur?So what if you wear girls' clothing?
Hepiniz okulda -- dünyanın evrene kıyasla ne kadar küçük olduğunu öğrenmişsinizdir.You've all learned that in school -- how small the Earth is compared to the immense universe.
Yaşam ve evren birbirine kıyasla bir çocuk ve ebeveyn gibi.Life and the universe compare to each other like a child and a parent, parent and offspring.