kıy ile cümle
kıy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Onu Nil’e atmaya kıyamazlar ve sekiz günlük olunca usûlüne göre sünnet ederler.Besitzt er ihn nicht, so wird er dem ausersehenen Ritter acht Tage zuvor überreicht.
Denize kıyısı bulunmamaktadır.Auf See unbesiegt.
Porto Venere Ligurya bölgesinin doğusunda, Ligurya Denizi kıyısında bulunmaktadır.Porto Venere liegt im Osten Liguriens am Ligurischen Meer.
Şehir, Osyotr Nehri'nin sağ kıyısında yer almaktadır.Der Ort liegt auf der rechten Seite der Oise.
Mead - Kıyamet gününe inanmak.Ludwig Mödl – Glaube im Leben.
Yaz mevsiminde geçen Alice Harikalar Diyarında, Alice ile ablasının nehir kıyısında oturmasıyla başlar.Aber zum Glück erwacht Alice in diesem Augenblick und sieht ihre Schwestern am Flussufer neben sich sitzen.
Sonuçta ırmağın batı kıyılarında birkaç köprübaşı sağlandı.Später gelangten über diese Brücke tausende Kriegsgefangene Richtung Westen.
Arazisi çoğunlukla dağlıktır, kıyıda dar ovalar vardır.Sie ist größtenteils mit Wüste bedeckt, doch gibt es an den Ufern auch Ackerland.
Kıyı kesimlerinde küçük çapta balıkçılık'ta yapılmaktadır.An der Küste wird Fischerei in kleinem Maßstab betrieben.
Bu göller eski bir koyun 500 m genişliğinde kıyı oku ile denizden ayrılmasıyla oluşmuştur.Ein Tier wurde 500 m von der Küste entfernt in einem See schwimmend beobachtet.
1922 yılında az sayıda Yunan tüccarlar Beyaz Nil'in batı kıyısında alana kurulmuş olan Cuba'ya geldi.1922 gründete eine kleine Anzahl von Griechen Juba am nördlichen Ufer des Weißen Nils.
Buna örnek olarak Karadeniz kıyıları verilebilir.Sie erlauben es ihnen beispielsweise, Meerwasser zu trinken.
Ayrıca kışları koruma altındaki deniz kıyılarını da beslenmek için ziyaret ederler.Während des Winterhalbjahres kann man sie allerdings auch an geschützten Meeresbuchten beobachten.
"Wildfire", kıyamet sonrası korku televizyon dizisi The Walking Dead 'in beşinci bölümüdür.Wilsberg und der Schuss im Morgengrauen ist die fünfte Folge der Fernsehfilmreihe Wilsberg.
Mürettebat yüzerek kıyıya çıkmayı başardı.Es gelang ihr jedoch, an Land zu schwimmen.
1220 anlamında kıyasen çatma mevcut olur.Die Schlagregendichtheit wird in der EN 12208 definiert.
Boyer'e göre, Cooke bir anlığına banyoya girdiğinde, kıyafetlerini hızla aldı ve odadan kaçtı.Strauber hat, wie schon bei der Siegerehrung, plötzlich Schmerzen und muss zur Toilette.
Batı ve güney kıyıları her zaman aynı kalır.Die Ost- und die Südseite sind jeweils zweiachsig.
Ermenistan'ın denize kıyısı olmadığından deniz kuvvetleri yoktur.Armenien hat keine Marine, da es ein Binnenstaat ist.
Kurt adam aşağıya kadının kıyafetlerini yarım yamalak giymiş bir şekilde çıkar.Da ist der alte Mann, der unter seiner Kleidung Frauenunterwäsche trägt.
19 Mart 2014 yılında şirket, Tokyo Menkul Kıymetler Borsasının ilk bölümünde listelenmiştir.Im März 2006 erfolgte eine Aufnahme in die erste Sektion der Tokyo Stock Exchange.
Onu kurtarır ve kıyıya çıkarır.Er wird von einer Frau gerettet und in ein Strandhaus gebracht.
Avusturyalı yönetmen Michael Haneke, Abbas Kiyarüstemi'nin çalışmalarını en iyilerden olarak nitelendirir.Der österreichische Regisseur Michael Haneke zählte 2006 Abbas Kiarostami zu den besten lebenden Regisseuren.
Kent, İsrail'in Akdeniz kıyılarında bulunur.Der Falter ist in den Küstengebieten Israels beheimatet.
Sığır kıyması, tavuk, guava, peynir ya da peynir ve guava ile doldurulurlar.Sie können dort mit Rinderhackfleisch, Huhn, Guajava, Käse und Eiern gefüllt werden.
İslamabad, Pakistan'daki diğer şehirlere kıyasla çok daha temiz ve modern bir şehirdir.Islamabad dagegen ist die moderne und weitläufige Stadt, für pakistanische Verhältnisse sehr sauber und ruhig.
Ateş Toprakları'ndan Alaska kıyılarına kadar görülür.Sie kommen vom Süden Alaskas bis Feuerland vor.
Onların kanat açıklığı, ebabilin 42cmi'ne kıyasla 33 cm'dir.Zur Eigenständigkeit fehlen dem Pinnacle Peak damit 44 m.
29 Temmuz günü göçmenler Amerika kıyısına vardı.Am Donnerstag, dem 29. März besetzten US-Truppen die Innenstadt.
Gerektiğinde sivil kıyafetlerde çalışmaya izin verildi.Es werden jedoch je nach Erfordernis auch Dienste in ziviler Kleidung versehen.
Eski Akşehirliler kıymetli misafirlerini.Die Neue Mühle begrüßt ihre Gäste!.
Kıyılardan bir görüntü.Ein Bild vom Strande.
Sukkuletten-Sammlung Zürih Gölü'nün sol kıyısında, Enge bölgesinde yer alır.Die Sukkulenten-Sammlung Zürich ist am linken Ufer des Zürichsees, im Quartier Enge angesiedelt.
Kıyı çizgisi durağan değildir.Der Rest der Küstenlinie ist felsig.
Bu şekilde kıymetli metallerin kazanılması hedeflenir.Dadurch konnte wertvoller Stauraum gewonnen werden.
Genelde derin sularda dolaşır ama bazen kıyıya yaklaşır.Sie leben vorwiegend in tiefen Gewässern und kommen selten in die Nähe der Küsten.
Çek Cumhuriyeti'nin denize kıyısı olmadığından dolayı Deniz Kuvvetleri yoktur.Als Binnenland verfügt Tschechien über keine Marine.
Avustralya'nın güney bölgelerinde, kıyı adalarında ve Tazmanya'da bulunur.Er lebt vor der Südküste Australiens und um Tasmanien.
Mavi bir kıyafet giyer.Ach, ich zog den blauen Anzug an.
Üstünde halen Sin Cara kıyafeti vardır ancak siyah olmuştur.Er trägt eine weiße Halskrause und ist im Übrigen schwarz gekleidet.
1550’de, Yoşiharu, Kiyoto’ya dönemeden Omi’de öldü.1550 starb Yoshiharu in der Provinz Ōmi ohne wieder nach Kyōto zurückkehren zu können.
Antarktika yazında ana karada, diğer zamanlarda denizdeki parça buzlu alanların kıyısında yaşarlar.Im antarktischen Sommer leben sie auf dem Festland, sonst am Rande der offenen Packeiszone.
Frederic’e sivil kıyafetleri vererek onun tanınmadan dolaşmasını sağlamıştır.Er zwingt Frederik, nur mit dem Nachthemd bekleidet nach Hause zu gehen.
Atlantic Airways, 10 Aralık 2007 tarihinde İzlanda Menkul Kıymetler Borsası'nda yer aldı.Seit 14. November 2007 ist Atlantic Airways an der isländischen Börse OMX notiert.
Goa, Hindistan'ın batı kıyısında il.Hauptstadt wurde Goa an der Westküste Indiens.
Siyah bir kıyafet giydi.Darüber trugen sie einen schwarzen Umhang.
En fazla Akdeniz Bölgesi kıyı kesiminde yetişir.Die Art wächst in Küstennähe.
Kıyı uzunluğu ise 5450 km'dir.Die Küstenlinie ist 5450 km lang.
1 Ekim 2009 tarihinde Haruhi kasabası Kiyosu'ya katılmıştır.Am 1. Oktober 2009 wurde Haruhi aus dem Nishikasugai-gun eingemeindet.
Bu sırada iç içe geçen görüntüler vardır ve şarkıcı aynalı kıyafeti ile belirir.Da erscheint ein Mann mit Smoking und winkt die Sängerin zu sich.
Kleopatra ise birkaç gün sonra aynı şekilde canına kıydı.Kelly hat Gall vor vielen Jahren einmal auf die gleiche Weise das Leben gerettet.
Değişik Türk dillerinde Keyik (Kiyik,Giyik) Ana olarak da söylenir.Es ist in den meisten slawischen Sprachen unverändert erhalten (kyrillisch граница).
Herkes kıyafetlerini çıkarıp bir kenara koyarlar.Und sie werden dir die Kleider ausziehen und deine Schmuckstücke nehmen.
Akdeniz'e kıyısı bulunan bu ilde, şarap üretimi de yapılmaktadır.Es war mit Eis zu befüllen und diente dazu, Getränke, auch Wein, zu kühlen.
Ancak bu iki tüberkül de maksiller birinci premolara kıyasla daha az keskindir.Dieser Effekt ist im Vergleich zu den ersten beiden Einflussgrößen jedoch eher von untergeordneter Bedeutung.
Çünkü bir kadın, erkek kıyafetleri giymişti.Er hat Gefallen daran, weibliche Kleidung zu tragen.
P272 Kirlenmiş kıyafetleri işyeri dışına çıkarmayın.P272 Kontaminierte Arbeitskleidung nicht außerhalb des Arbeitsplatzes tragen.
Günümüzde geleneksel kıyafetlerini çeşitli kutlamalarda taşımaktadırlar.Traditionelle Kleidung wird nur noch zu Festtagen getragen.
Liman yapımından sonra kıyı kenar çizgisi içine yapılmış evler yıkıldı.Aus den nach der Zerstörung des Schlosses übriggebliebenen Baumaterialien wurden Häuser errichtet.
Borsa yatırım fonu (ETF), menkul kıymetler borsalarında işlem gören bir yatırım fonudur.Ein Valuefonds ist ein Investmentfonds, der ausschließlich in unterbewertete Aktien investiert.
İlgili Sayfalar