kıvılcım ile cümle

kıvılcım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Böyle ıslak olunca kıvılcım çakamıyor.Non può creare scintille quando piove così.
Böyle ıslak olunca kıvılcım çakamıyor.No puede hacer chispas cuanto está empapado.
Böyle ıslak olunca kıvılcım çakamıyor.Δεν μπορεί να ανάψει φωτιά με τόση υγρασία.
Böyle ıslak olunca kıvılcım çakamıyor.Он не может вызывать искры в сырую погоду!
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.Den gnist man kan se er ikke luminiscence, det er bare elektronisk støj på disse superforstærkede kameraer.
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.Diese Funken sind noch keine Biolumineszenz, das ist nur elektronisches Rauschen in der sensiblen Kamera.
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.여러분이 보고 있는 불꽃은 발광이 아니라 강화 카메라에 찍힌 전기 노이즈입니다.
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.Percikan yang anda lihat bukanlah luminesens; itu hanya noise elektrik dari kamera tersebut.
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.To iskerenie, ktoré vidíte, nie je luminiscencia, je to len elektronický šum v týchto supercitlivých kamerách.
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.Тази искра, която виждате, не е луминесценция; това е просто електронен шум на тези подсилени камери.
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.הנצנוצים שרואים אינם פליטת אור; זהו רק רעש אלקטרוני של המצלמות החזקות האלו.
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.الشرر اللدي ترونه ليس ضوءا متلأليء أنه مجرد ضوضاء الكترونية فوق هذه الكاميرات المكثفة.
Bu gördüğünüz kıvılcım biyolüminesans değil, sadece bu tip yoğun kameralarda görülen bir parazit.生物発光ではなくてカメラの 電子回路のノイズです 潜水艇が水中で前進を始めるまでは
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.Beh, questo ha scatenato una moda in Giappone perché tutti vogliono trovare un capolavoro.
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.Bem isto despertou uma mania no Japão, porque toda a gente quer uma obra prima.
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.Bueno, esto ha disparado una moda en Japón, porque todo el mundo quiere una obra maestra.
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.Chestia asta a declanşat o nebunie în Japonia, pentru că toată lumea doreşte o capodoperă.
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.Ebből teljes őrület lett Japánban, mert mindenki egy mesterművet akar.
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.모든 사람이 명화를 원했기 때문에 이것은 일본에서 큰 붐을 일으켰죠
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.Nhưng nó đã châm ngòi cho một cuộc săn hàng ở Nhật, bởi ai cũng muốn sơ hữu một tuyệt tác.
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.Nou, dit heeft geleid tot een rage in Japan, want iedereen wil een meesterwerk.
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.Nun, dies entzündete einen Boom in Japan, weil jeder ein Meisterwerk wollte.
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.Nuž toto v Japonsku vyvolalo šialenstvo, pretože každý chcel umelecké dielo.
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.V Japonsku z toho byla mánie, protože každý chtěl mistrovské dílo.
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.Wywołało to prawdziwy szał w Japonii, bo każdy chce mieć własne dzieło sztuki.
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.Αυτό λοιπόν πυροδότησε μια τρέλα στην Ιαπωνία, επειδή όλοι θέλουν ένα αυθεντικό κομμάτι.
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.Това предизвика мания в Япония, защото всеки иска шедьовър.
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.Японцы безумно увлеклись этим, каждый хотел получить произведение искусства.
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.זה התחיל שיגעון ביפן, כי כולם רוצים יצירת אמנות.
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.مما أثار هوس اليابانيين فالكل يتمنى الفوز بلوحة أصلية
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.みんなが名画を欲しがったからです 一番価値があるのは
Ders başlayınca, merağın kıvılcımı ateşlenir.Bài học đó đưa đến sự khơi dậy trí tò mò.
Ders başlayınca, merağın kıvılcımı ateşlenir.Cuando esa lección aterriza, la curiosidad se enciende.
Ders başlayınca, merağın kıvılcımı ateşlenir.LS: Lecția stârnește curiozitatea.
Ders başlayınca, merağın kıvılcımı ateşlenir.LS : Quand la leçon est perçue, la curiosité est piquée.
Ders başlayınca, merağın kıvılcımı ateşlenir.Quando quella lezione funziona, accende la curiosità.
Ders başlayınca, merağın kıvılcımı ateşlenir.Taka lekcja pobudza ciekawość.
Ders başlayınca, merağın kıvılcımı ateşlenir.Когда появляется урок, возникает любопытство.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır.A nyelv az emberi szellem szikrája.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır.Een taal is een opflikkering van de menselijke ziel.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır.Eine Sprache ist Ausdruck des menschlichen Geistes.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır.Język jest odblaskiem ducha ludzkiego.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır.Kieli on näkymä ihmisen mieleen.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır.언어는 인간 영혼의 섬광입니다.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır.Ngôn ngữ là sự thể hiện của tinh thần con người.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır.O limbă este o scânteiere a spiritului uman.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır.Uma língua é uma centelha do espírito humano.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır.Una lingua è lo sprazzo dello spirito umano.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır.Une langue est une étincelle de l'esprit humain.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır.Езика е проблясък на човешкия дух.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır.Мова - це проблиск людського духу.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır.Язык — это искра человеческого духа.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır.שפה היא ניצוץ של הרוח האנושית.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır.فاللغة هي ضوء للروح البشرية
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır.それぞれの文化の魂を 物質の世界に送り出す—
Diye düşündüm düşünüyorsunuz? Beynimi kıvılcım nakavt oldum o günden beri ben bu mektubu açtı. "Σκεφτείτε Δεν το έχω σκεφτεί; Έχω χτυπήσει σπινθήρες έξω από το μυαλό μου από τότε που άνοιξε το έγγραφο. "
Dogru. Böyle ıslak olunca kıvılcım çakamıyor.Flammorna funkar inte när det regnar.
Dogru. Böyle ıslak olunca kıvılcım çakamıyor."Uduelig?" Nå ja, han kan ikke lave flammer i regnvejr.
Eğer bir çocukta merak kıvılcımını ateşleyebilirseniz, çoğu kere, daha fazla yardım olmadan öğreneceklerdir.Če lahko pri otroku prižgete iskrico radovednosti, se bodo zelo pogosto naučili brez nadaljnje pomoči.
Eğer bir çocukta merak kıvılcımını ateşleyebilirseniz, çoğu kere, daha fazla yardım olmadan öğreneceklerdir.Dacă poți aprinde scînteia curiozității într-un copil, el va învăța fără alt sprijin, foarte adesea.

İlgili Sayfalar