kıvılcım ile cümle

kıvılcım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Elektrik prizinden uçuşan kıvılcımlar var.There are sparks flying out of the electric socket.
Küçücük bir kıvılcım büyük bir yangın olabilir.A tiny spark may become a great conflagration.
Bir ormanı yakmak için bir kıvılcım yeterli olur.A spark would be enough to burn a forest.
Küçük bir kıvılcım sık sık büyük bir alevi ateşler.A small spark often ignites a big flame.
Yanan evden caddeye kıvılcımlar yağdı.Sparks rained on the street from the burning house.
Ölümle sonuçlanan bıçaklama olayının kıvılcımı, kontrolden çıkan tartışmadan çıkmıştı.The fatal stabbing was sparked by an argument that got out of control.
Cılız bir kıvılcım kocaman bir aleve dönüşebilir.A tiny spark may become a great flame.
Kıvılcımlar her yerde uçuyordu.Sparks were flying everywhere.
Leyla'nın karanlık fantezileri kıvılcımlarını buldu.Layla's dark fantasies found their spark.
Bu kıvılcım devam ettirilecektir." diye açıklayacaktır.It shall be wholly burned)."
"Titanyum diborid TiB2'nin yavaş ısıtma hızında kıvılcım plazma sinterlenmesi ile hazırlanması" Sci."Preparation of titanium diboride TiB2 by spark plasma sintering at slow heating rate" Sci.
Bayramov bunun “her kişinin içinde bulunan o özel kıvılcımı aramak” ile mümkün olduğunu söyledi.Bayramov said he did this by “always looking for that special spark that exists within each person.”
Güç hatlarını korumak için büyük kıvılcım boşlukları kullanılır .Larger spark gaps are used to protect power lines.
Muhtemelen doğal kıvılcımın en bilinen örneği şimşektir.Perhaps the best known example of a natural spark is lightning.
Kıvılcım (şarkıcı) Kıvılcım KayaThe Sword of Raging Fire.
Boşluk – kıvılcım ileticileri radyonun ilk 30 yılında (1887 – 1916) yaygın olarak kullanılmıştır.Spark gap transmitters were widely used in the first three decades of radio from 1887–1916.
LIBS aynı zamanda lazer kıvılcım spektroskopisi (LSS) olarak da bilinir.LIBS has also been called laser spark spectroscopy (LSS).
STP’de hava için minimum kıvılcım voltajı 327 Volt olarak Friedrich Paschen tarafından bulunmuştur.For air at STP, the minimum sparkover voltage is around 327 volts, as noted by Friedrich Paschen.
9 voltluk piller bile karanlık bir odada bu mekanizmayla fark edilebilir ölçüde kıvılcımlanabilir.Even a small 9 V battery can spark noticeably by this mechanism in a darkened room.
Elektriksel kıvılcım üretmek için yüksek enerjili sinyal lazeri kullanılabilir.A high energy pulsed laser can be used to produce an electric spark.
Kıvılcımı daha iyi görmek için karanlık bir kutuya aparatlar yerleştirdi.He placed the apparatus in a darkened box to see the spark better.
Birbirine sürtünce kıvılcım çakar.When both are ready, it rains.
1671 yılında, Leibniz kıvılcımın, elektrikle alakalı bir olay olduğunu keşfetmiştir.In 1671, Leibniz discovered that sparks were associated with electrical phenomena.
Ayaklanma ikinci defa kıvılcımlanıyordu.At this moment the rebellion was sparked again.
Güzelliği bir sivilce, zenginliği bir kıvılcım yok eder.A person overwhelmed with anger destroys his wealth.
Bu rekabetin kıvılcımı The Usos (Jey ve Jimmy Uso) ve Kingston'la karşılaştıkları maç oldu.After the match, he danced with his sons Jimmy Uso and Jey Uso.
Elektriksel kıvılcımlar metal işlemenin birçok çeşidinde kullanılmaktadır.Electric sparks are used in different kinds of metalworking.
Ama bunlar soğuk, mavi kıvılcımlardı. Nefes kesiciydiler.It was breathtaking.
İlk bakışta ama taş kaldırım üzerinde dehşetli bir kıvılcım.At first it was but a lurid spark upon the stone pavement.
Bir kıvılcım ki aydınlatan, ancak işin özü yaşamak için olan.A spark that illuminates, however briefly what it is to live.
Bu Japonyayı çıldırtan bir kıvılcım oldu... ...çünkü herkes bir şaheser istiyor.Well this has sparked a craze in Japan, because everyone's wanting a masterpiece.
İçimdeki tutuşan kıvılcım hala yanıyor, tıpkı herbirimizin içinde olan gibi.The pilot light inside of me was still a light, just as it is in each and every one of us.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır. Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.It's a vehicle through which the soul of each particular culture comes into the material world.
Ders başlayınca, merağın kıvılcımı ateşlenir.When that lesson lands, curiosity is ignited.
Beynimi kıvılcım nakavt oldum o günden beri ben bu mektubu açtı. "I've been knocking sparks out of my brain ever since I opened that letter."
İlk taş kıvılcımını kimin yaptığını sanıyorsun?Because who do you think made the first stone spears?
Vakumda mum yanmaz. belki muhtemelen kıvılcımda oluşmaz.Candles can't burn in a vacuum, therefore, probably sparklers wouldn't either.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.There was a computer spook, a broken wire, a converter that sparked.
İlki, biz bu ilhamı nereden buluyoruz, bu hayalgücü kıvılcımını nereden alıyoruz?First is: Where do we get inspiration? Where do we get this spark of imagination?
Fakat sadece bir hayal gücü kıvılcımı yetersizdir.But just a spark of imagination is not good enough.
Havaya uçuşan kıvılcımlar gibi Sıkıntı çekmek için doğar insan.but man is born to trouble, as the sparks fly upward.
Ağzından alevler fışkırır, Kıvılcımlar saçılır.Out of his mouth go burning torches. Sparks of fire leap forth.
O, kütük gibi kıvılcım(lar) saçar.It will throw out sparks as logs of wood
(Saçtığı) kıvılcım, sanki sarı bir halattır.So like golden camels."
Gerçekten o, sanki her biri saray olan bir kıvılcım saçar.It will throw out sparks as logs of wood
O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.It will throw out sparks as logs of wood
And olsun kıvılcımlar saçanlara;Then those striking sparks of fire,
O, köşk gibi kıvılcımlar fırlatır.It will throw out sparks as logs of wood
Sanki o kıvılcımlar, birer sarı erkek devedir.So like golden camels."
Tırnaklarıyle bastıkça taştan kıvılcım saçanlara.Then those striking sparks of fire,
Gerçekten o, köşke benzer kıvılcımlar saçar.It will throw out sparks as logs of wood
O kıvılcım sanki sarımtırak bir halat/bir deve kervanı/bakırdan bir ip gibidir.So like golden camels."
O, saray gibi kocaman kıvılcım saçar.It will throw out sparks as logs of wood
Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir.So like golden camels."
(Nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara,Then those striking sparks of fire,
O, saray gibi kıvılcımlar atar.It will throw out sparks as logs of wood
Sanki o kıvılcımlar, sarı sarı (erkek deve sürüleridir).So like golden camels."
O, birer saray gibi kıvılcımlar atar.It will throw out sparks as logs of wood
O kıvılcımlardan her biri, sanki birer deve yavrusudur!So like golden camels."
Koşarken tırnaklarıyla kıvılcımlar saçan,Then those striking sparks of fire,

İlgili Sayfalar