Ana içeriğe geç
Sözlük

kıska ile cümle

kıska kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Medea, Jason'ın yeni eşini çok kıskanıyor.The problem was that Medea was extremely jealous of Jason's new wife.
Kıskandın mı ?Are you jealous?
Kim kıskanmış ki?Who's jealous?
Kıskanmak mı?!Jealous?!
Sen kıskandın mı, kıskanmadın mı?You were jealous earlier weren't you?
Kıskanmadım dedim ya.I said I'm not!
Kıskandığını biliyorum.I know you were.
Tomurcuk biraz kıskanç bir solucan Ere onun tatlı yaprakları hava ile yayılabilir.As is the bud bit with an envious worm Ere he can spread his sweet leaves to the air,
Doğu ve Juliet güneştir!, Adil güneş Kalk ve kıskanç ay öldürmek,It is the east, and Juliet is the sun!-- Arise, fair sun, and kill the envious moon,
O kıskanç olduğu için, ona hizmetçi olun; Onun Vesta üniforma ancak hasta ve yeşil,Be not her maid, since she is envious; Her vestal livery is but sick and green,
Yani onun özgürlük seven-kıskanç.So loving-jealous of his liberty.
Ve onlar acele twixt kol kıskanç Tybalt gelen bir itme altında yaşam vurduAnd 'twixt them rushes; underneath whose arm An envious thrust from Tybalt hit the life
JULIET cennet kadar kıskanç olabilir mi?JULlET Can heaven be so envious?
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduROMEO It was the lark, the herald of the morn, No nightingale: look, love, what envious streaks
Capulet kıskanç-davlumbaz, kıskanç-hood - Şimdi, dost,CAPULET A jealous-hood, a jealous-hood!--Now, fellow,
Hiçkimse seni kıskanmaz.Nobody will be jealous of you.
Bence bekarlık başına vurmuş! kıskanıyorsun! kimin umrunda ! o da ne?I think you want to marry too much you are getting crazy! you are jealous who cares what's that?
Sun-ah'ı kıskandıracaksın.Make Sun-ah feel jealous.
Neden senden sonraki adamı kıskanıyorsun?Why are you jealous of the man after you?
Mutlu ol. ki ben de seni görüp kıskanıp, çabucak evleneyim.Be happy, so I become jealous and marry quickly.
Hasta birini kıskandığında ne olacak peki!!What are you going to do if you're jealous of a sick person?
Böyle şeylerden kıskançlık duyduğum için...Getting jealous at those things...
Yoksa kıskandın mı ?By chance are you jealous?
Kıskandın değil mi ?!!You're jealous right?!
- Sana kıskanmıyorum dedim - Boşversene kıskandın işte!- I said I'm not! - Whatever it totally is!
Kıskandınız mı?Are you guys jealous?!
Kıskanmana gerek yok.You needn't envy them.
Bazı müzisyenler biraz kıskanmıştı.Some musicians were a little envious.
Ama bazen kendilerini negatif bir şekilde de belli ederler, kıskançlık olarak.But they can often reveal themselves negatively, in the form of jealousy.
Ve biz de onları kıskanmaya başlıyoruz.So we start to envy them.
Kıskanıyoruz, kötü insanlar olduğumuzdan değil, ama içimizde kilitlenmiş bir sanatçı olduğundan.We get jealous, not because we're evil, but because we have little artists pent up inside us.
- Saf kıskançlık.- Pure jealousy.
- Kıskanç?- Jealous?
Niçin kıskanç?Why jealous?
Kıskanç olması gereken benim.I'm the one who should be jealous.
Kıskanmıyorsun bile?You're not even jealous?
Şu karidesin oradaki zavallı elemanı taciz edişine bakın ve ona kıskacı ile tokatı yapıştırıverecek.You can see this shrimp is harassing this poor little guy here, and he'll bat it away with his claw.
Kıskanmış olmalısın.You must be jealous.
Bu yüzden kıskanç bir adamın çocuk ediyorum.That's why I'm kid of jealous man.
Kıskanç olmak zorunda değilsiniz!You don't have to be jealous!
Köpek!Kıskançlığımdan kalakaldım.The dog! I was stunned with jealousy.
O kızdan 100 kat daha güzel olduğun için seni kıskanıyor.You're a hundred times prettier than that chick, so she's just jealous.
Kıskanç olmak için fazla yaşlıyım.I'm too old to be jealous.
Bana göre, insan sesi bütün duyguların seyahat ettiği bir gemidir- kıskançlık duygusu hariç.For me, the human voice is the vessel on which all emotions travel -- except, perhaps, jealousy.
(Anlatıcı) Bizler açgözlülük, kıskançlık, nefret ve yobazlık ile doğmadık.(Narrator) We are not born with greed, envy, hatred, or bigotry.
Gittikçe daha çok paranoyak, kıskanç, sahiplenici, şüpheci oluyordum.And I became more and more paranoid, jealous, possessive, suspicious,
Diğer araştırmalar göstermekte ki oksitosini arttırmak, kıskançlığı da arttırıyor.Other studies have shown that boosting oxytocin increases envy.
Kim bilmez ki! Öfke, nefret, kıskançlık, Egoizm ve hoşgörüsüzlük hepsinden bir parça olacaktır.Who'd know that anger, hatred, envy, egoism, and intolerance would be part of a diagnosis.
Şimdi de kıskançlık mı yapıyorsun? Asla!Ha Ni. uhm... you go first
Kıskanıyor musun?Are you jealous? I'm not jealous. I said that you're just cumbersome.
Bu yüzden Hindistan'daki azizleri hep kıskanmışımdır.That's why I am always jealous with the saints in India.
Bilirsin beta, ben seni kıskanırım.You know, <i>beta</i>, I envy you.
Kız yada erkek arkadaşınızla kıskançlık krizindesiniz.A loving dispute with your girl or boyfriend.
Kıskanç bir yürek doğru bir sevgide yer bulamaz, hemen arkasında dursa bile.A jealous heart finds no room for true affection, though it were standing right behind it.
Ne hakkında kıskanç olmalıyım ?What have I to be jealous about?
Kıskançlığım için... çünkü o seni seçti.For my envy... because he chose you.
-O, o, o kıskançlıktı.It, it, it was jealousy.
Çünkü kıymetli mikrofunu aldğım için kıskandın, değil mi?Because you got jealous that I received the jewel mike, right?
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.His brothers envied him, but his father kept this saying in mind.
Başka ilahlara tapmayacaksınız. Çünkü ben adı Kıskanç bir RABbim, kıskanç bir Tanrıyım.for you shall worship no other god: for Yahweh, whose name is Jealous, is a jealous God.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod